İngiltere’nin önemli gazetelerinden Financial Times’da, Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’nin Avrupa Birliği tam üyelik sürecinde attığı adımları eleştiren bir makale yayımlandı.

İşte o makale:

Avrupalı liderler Türkiye’yi her zaman Batı ile Müslüman dünyası arasında bir köprü olarak gördü. Ancak Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye ile 2005’te tam üyelik müzakerelerini başlatmasıyla birlikte, Erdoğan bir anda yüzünü batıdan çevirdi.

Erdoğan bir yandan İsrail hükümetini savaş suçuyla itham ederken, diğer yandan Sudan hükümetini bağrına bastı. Kendisi Almanya’yı düşmanlıkla suçlarken, Erdoğan’ın yardımcıları İran’ın nükleer programının nükleer silah üretmekle bağlantılı olabileceğine şüpheyle yaklaşıyordu.

AB için büyük diplomatik yumurtaları Türkiye’nin üyelik sürecine koymanın bir hata olduğu olduğunu, ilişkileri sağlamlaştırmaktan çok zarar verdiğini anladı. Aslında Avrupalı politikacılardan hiçbiri Türkiye’nin üyeliğine çok istekle bakmıyor.

Batının Türkiye için biçtiği “köprü” rolü şimdilerde NATO’nun en büyük ikinci ordusuna ve dünyanın en büyük 16’ıncı ekonomisine sahip bir ülke için çok hafif kalmış gibi görünüyor. AB aynı zamanda, Türkiye’nin komşularını ikna edip, ilişkilerinin şu an bitap durumda olan Avrupa’nın korkmayacağı bir noktaya getirebileceğini düşünecek kadar kibirli ve eski kafalı.

Sonuçlar olarak bu düşünceler, Türkiye’nin tam üyelik görüşmelerinde birer açmaza dönüştü ve makul bir ikiyüzlülükle perçinlendi. Cameron geçen hafta bu iki yüzlülüğü yıkmak için  Türkiye ziyareti gerçekleştirdi ve İngiltere’yi Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen ülkeler listesine ekledi.

AVRUPA TÜRKİYE’YE YAKINLAŞIYOR
Bazı uzmanlar, bu gibi hareketlerin Türkiye’yi Avrupa’ya yakınlaştırmaktan çok Avrupa’nın Türkiye’ye yakınlaştığını gösterdiğini söylüyor. Cameron, İsrail’in oldukça net bir örnek sunduğunu söyledi. İngiliz Başbakan, anti Siyonist bir yaklaşım benimseyerek, dünya kamuoyunun güvenini kazanacağını düşünüyor gibiydi.

Gazze Şeridi’nin bir, Cameron’ın dediği gibi bir “esir kampına” benzeyip benzemediği ya da öyleyse neden böyle bir benzetmenin yapıldığı, çok daha geçerli bir tartışma konusu olabilir. Ya da İsrail’in bu bölgeye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine yaptığı, Türk tarafı Gazze ablukasını kırmaya çalıştığı için gerçekleştirdiği saldırının meşru olup olmadığı da tartışılabilir.

Ancak bu tartışmayı Erdoğan’ın yakınındaki bir platformdan yapmak son derece yanlış. Türk Başbakan son iki yıldır, İsrail konusunda oldukça sert söylemlerde bulunuyor ve bu konuşmalar yapıcı olmaktan oldukça uzak bir resim çiziyor.

ERDOĞANA KATILMAK BAZI RİSKLER BARINDIRIYOR
İsrail konusunda Erdoğan’ı desteklemek, Başbakanın sözlerine Batı’dan resmi destek verme riskini barındırıyor. Cameron, “Türkiye de bizim gibi her cephede terörle mücadele etmeye kararlı olduğunu söylüyor” dediğinde aslında yanılıyordu. Erdoğan bir yandan, El Kaide’nin bombaları için Batı’yla aynı endişelere sahipken, diğer yandan Hamas’ın füzeleri için zemin hazırlıyor.