‘türkiye’ olarak etiketlenmiş yazılar

Sahte ilacın kaynağı Türkiye

Cuma, 06 Nisan 2012

ABD yeni bir sahte kanser ilacı vakasıyla sarsılıyor. Roche tarafından üretilen kanser ilacı Avastin’in Türkiye’de satılan versiyonlarının sahtesi ABD’de ortaya çıktı…

Güncelleme:06 Nisan 2012 04:30

Türkiye’de satılan Altuzan adlı kanser ilacının sahtelerinin ABD’ye ihraç edildiği belirlendi.  ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), geçen Şubat ayında ortaya çıktığı gibi içerisinde kanseri engelleyecek etken madde bevacizumab bulunmayan sahte kanser ilaçlarının tespit edildiğini açıkladı. İlaçları ABD’li doktorlara İngiliz Richards Pharma adlı şirket sattı. Şirketten yapılan açıklamada ilaçların Türkiye’den 120 kutu olarak getirtildiği belirtildi. Bu kutuların 38’i ise ABD’ye doğrudan gönderildi. Geri kalanlar yine ABD’ye ilaç ihraç eden başka bir İngiliz distribütöre satıldı.  FDA yetkilileri, seri numarası B6021 olan bütün ilaçların sahte olduğunu açıkladı. Yetkililer kalın bağırsak, böbrek, akciğer ve beyin kanseri tedavisinde kullanılan ilaçların sahte versiyonlarında hiçbir etken madde bulunmadığına dikkat çekti. Bir FDA sözcüsü ABD’li hastaların bulunan sahte ilaçlardan kullanıp kullanmadığının bilinmediğini söyledi.

400 miligramı 2400 dolara satılıyor

Associated Press haber ajansına konuşan Roche sözcüsü ise orjinal Altuzan ilaçların üzerinde sadece Türkçe yazılar bulunduğunu ancak ABD’de tespit edilen sahtelerin İngilizce yazılı olduğunu dile getirdi. Geçen Şubat ayında da sahte Avastin’lerin Türkiye’den Mısırlı ve Suriyeli aracılarla Danimarka, ABD ve İngiltere gibi ülkelere satıldığı ortaya çıkmıştı.

FDA onaylı olmayan Altuzan, Avastin’in Türkiye’deki ismi. 400 miligramı 2 bin 400 dolar değerinde olan Avastin geçen yıl 2.5 milyar dolardan daha fazla satış yapmıştı.

Roche Türkiye: FDA  bizi bilgilendirdi

Roche Türkiye yetkilileri şu açıklamayı yaptı:

“Geçtiğimiz günlerde merkez firmamızdan, Avastin (bevacizumab) için yurtdışında olan bir sahtecilik vakası bildirimi tarafımıza ulaşmıştır. Türkiye’de ürünümüz ‘Altuzan’ ticari ismi ile ruhsatlı ve bu isim ile pazarlanmakta olup, yurt dışında sahtesi bulunan ürün ise ‘Avastin’ ismi ile piyasaya verilmiştir. Son olarak ise FDA, ABD’de kurumun sahte ürün olarak tanımladığı yeni bir vaka ile ilgili olarak Roche ve Genentech’i bilgilendirmiştir. FDA’nın ortaya çıkardığı bu yeni sahte ürün, ‘Altuzan’ etiketini taşımaktadır. FDA sahte ürünle ilgili olarak değerlendirmelerinin devam edeceğini açıklamış olup, Roche’un bu aşamada ek bir bilgisi bulunmamaktadır.

‘İlaçlarımız karekodla satılmakta’

Şirketimiz ABD’de FDA’nın değerlendirmelerini tümüyle desteklemekte ve çalışmalarını FDA ile birlikte gerçekleştirmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın İlaç Takip Sistemi (İTS) uygulaması dahilinde tüm ilaçlarımız 1 Nisan 2010 tarihinden itibaren karekodlanarak satılmaktadır. İTS uygulaması dahilinde ürün, dağıtım ağı içerisinde takip edilerek hastaya eczaneden ulaşmaktadır. Bu süreç, sahte ilacın tespitinde etkin bir rol oynamaktadır. İlaçlarımız ecza depoları kanalı ile eczanelere ulaştırılmaktadır. Sahte ilaç riskine karşı; ambalajı bozulmamış, güvenli dağıtım ağı içerisinden ürün temin ederek satış yapan eczanelerden ürünlerin alınmasını tavsiye ederiz.”

Rumlardan 1 Temmuz tehdidi

Perşembe, 05 Nisan 2012

AB dönem başkanlığını 1 Temmuz’da teslim almaya hazırlanan Rum yönetimi “Türkiye iş birliği yapmazsa üyelik ihtimali zorlaşır” dedi

Güncelleme:05 Nisan 2012 04:59

Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanı Erato Kozakou-Markoullis, Rumların 1 Temmuz’da başlayacak AB dönem başkanlığında Türkiye’nin işbirliği yapmaması durumunda üyelik ihtimaline zarar vereceğini söyledi.

Ermenistan’a yaptığı resmi ziyaret kapsamında mevkidaşı Edvard Nalbandyan ile bir araya gelen Kozakou-Markoullis, Türkiye’nin Güney Kıbrıs dönem başkanlığı sırasında AB ile ilişkilerini dondurabileceği yönündeki açıklamalarına değindi. Kozakou-Markoullis, “Türkiye, Avrupa Birliği tarafından, Avrupa Konseyi seviyesinde oldukça sert ve açık bir yanıt aldı. Türkiye’nin tehditleri AB dışişleri bakanları tarafından kınandı. Eğer Türkiye işbirliği yapmamayı seçerse AB üyeliği ihtimaline zarar verir.

Bu bir aday ülkenin davranışı olamaz ve kesinlikle sonuçları olacaktır” dedi. Dışişleri Bakanı, Kıbrıs Türkleri ve Rumlar arasında 150’den fazla görüşme olduğunu ancak mülkler ve sınır gibi kilit konularda ilerleme gerçekleşemediğini söyledi. Kozakou-Markoullis “Türkiye, Kıbrıslı Türkler aracılığıyla işbirliği yapmayı reddediyor. 1 Temmuz’a kadar anlaşma olmazsa bir ihtimalin Ada’nın işgal altındaki bölgesinin Türkiye’ye ilhakı olduğu tehdidinde bulunuyorlar. Kıbrıs’ın tüm liderleri çabalara devam etmekte kararlı” dedi.

BDP teşkilatında ‘halk mahkemesi’ iddiası!

Perşembe, 05 Nisan 2012

KCK-Türkiye Meclisi iddianamesinde, bir tanığın BDP ilçe teşkilatında kurulan ‘halk mahkemesi’, bu mahkemedeki sorgulama ve araç yakmalar hakkında ifadesi de yer aldı

Güncelleme:05 Nisan 2012 04:14

KCK soruşturması kapsamında 2. iddianame de hazırlandı. Savcı İstanbul Tandoğan tarafından hazırlanan iddianame onay için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. 500 sayfalık iddianamede 43’ü tutuklu 50 sanık yer alıyor. Şüpheliler arasında eski milletvekili Mahmut Alınak da var. Açılacak davanın İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde önceki gün açılan dava ile birleştirilmesi de talep ediliyor

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen tarafından KCK-Türkiye Meclisi hakkında hazırlanan ve mahkemenin önceki gün kabul ettiği birinci iddianamede, tanık Barış Demirhan’ın ifadelerinde, BDP ilçe teşkilatında kurulan ‘Halk Mahkemesi, bu mahkemedeki sorgulamalar ve araç yakma eylemlerinin nasıl organize edildiği bilgileri de yer aldı.

Demirhan, 6 Ocak 2011’deki ifadesinde, PKK’lı olduğu iddia edilen kişilerle kavga ettikten sonra BDP Maltepe ilçe teşkilatında nasıl sorgulandığı iddiasını şöyle anlattı:

‘Halk mahkemesi’

“Bozo kod adlı Mahmut Gücin, Egemen Akdağ ile beni alarak Maltepe BDP ilçe teşkilatına götürdü. Burada Halk Mahkemesi olarak nitelendirdikleri mahkemeyi kurdular. Mahmut Gücin, bizden bu olayın nasıl olduğunu anlatmamızı istedi. Biz de anlattık. Daha sonra kavga ettiğimiz Faruk isimli şahsı odaya çağırdılar. Faruk da olayı anlattı. Gücin bize ‘Şimdi siz çıkın, sizinle işim bitmedi, ben bu olayı araştıracağım’ dedi. Biz de tekrar mahalleye gittik. Birkaç gün sonra Mahmut Gücin bize, meclisten bizim kurumdan ve şahıslardan özür dilememiz yönünde kararı çıktığını söyledi. Biz de kabul ederek özür diledik.”

Demirhan’ın ifadesinde, Bozo kod adlı Mahmut Gücin’in kendileriyle tekrar temasa geçmesi ve araba yakma talimatını nasıl verdiğine ilişkin şu iddialar yer aldı:  “Bize, ‘Bu akşam 5 araç yakacağız, bu araçların Kürtlere ait olmamasına dikkat edin, bizim yurtseverimiz olmasın, faşistlere ait araçlar olsun, araçlarda Türk bayrağı olsun. Özellikle Türklerin ağırlıkta olduğu yerlerde olan araçların keşfini yapın, daha sonra ben sizi arayacağım’ şeklinde talimat verdi. Biz şok olduk fakat korktuğumuzdan dolayı tamam dedik.”

Daha sonra üç ayrı bölgede araç yakmak için gruplar oluşturulduğunu anlatan Demirhan’ın ifadesi şöyle devam etti: “Süleyman Uslu isimli şahıs 5 litrelik benzin bidonunu alarak 1. Grup olarak biz Esenkent mahallesi istikametine doğru yürümeye başladık.

Araçları yaktılar

İETT blokları denilen bir sitenin önünü geldik. Uslu,  Egemen Akdağ’a üzerinde bulunan atletini çıkartmasını söyledi ve Akdağ da çıkarttı. Uslu da bu atlet ile eylem sırasında kullanmak üzere elinde bulunan sopaya sararak araçları yakmada kullanılacak meşaleyi yaptı.”

Demirhan’ın KCK iddianamesinde yer alan ifadesi şöyle devam etti: “Akdağ bana şunları söyledi: ‘Sen eylem yapmaktan vazgeçince, Uslu Çamlık Sokak üzerindeki 5-6 aracın üzerine benzini döktü. Ben olay yerinden koşarak uzaklaşırken araçlar yanıyordu.’”

Demirhan, ifadesinde, “Gülensu mahallesinin 3 ayrı sokağında meydana gelen araç yakma eylemlerini yukarıda isimlerini verdiğim gruplardaki şahıslar gerçekleştirmiştir” dedi.

 

Anadolu Kartalı’nda ‘Akdeniz’ misillemesi

Salı, 03 Nisan 2012

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) en seçkin tatbikatlarından biri olan Anadolu Kartalı Tatbikatı dün başladı.

Güncelleme:03 Nisan 2012 04:46

13 Nisan’a kadar sürecek tatbikatın icra sahası bu yıl sürpriz bir şekilde genişletildi. Daha önce sadece Orta Anadolu semalarında gerçekleşen ve Konya 3. Ana Jet Üssü’ndeki muharip unsurlarının yanı sıra İncirlik Hava Üssü’ndeki NATO unsurlarının katılımıyla gerçekleşen tatbikat, bu yıl Orta Anadolu’nun yanı sıra tarihinde ilk kez Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarının da katılımıyla Akdeniz’de de icra edilecek.

Kaynaklar, Yunanistan, İsrail ve ABD unsurlarının Doğu Akdeniz’de yürüttüğü “Noble Dina” harekâtına misilleme olarak tatbikata deniz unsurlarının da dahil edilmesinin İsrail ve Kıbrıs Rum Kesimi’ne gözdağı niteliğinde görülmesi gerektiğine işaret etti. Deniz Kuvvetleri’nin geçtiğimiz yıl İsrail ile yaşanan gerginlik nedeniyle Doğu Akdeniz’deki etkinliğinin artırılması amacıyla programa dahil edilmesinin önceden kararlaştırıldığı öne sürüldü. Tatbikatla Doğu Akdeniz’deki olası bir karışıklıkta hava ve deniz unsurlarının eşgüdümünün denenmesinin planlandığı belirtildi.

TSK’nın mevcudu 12 bin arttı

Genelkurmay Başkanlığı’nın personel sayısı, geçtiğimiz aya oranla 12 bin artış göstererek, 726 bin 67 olarak açıklandı.

Geçtiğimiz ay iki general ve amiralin emekliliğini istemesi nedeniyle 362’ye düşen general/amiral sayısında ise bir değişiklik yaşanmadı.

Türkler Ege’de cirit atıyor asker nerede!

Pazartesi, 02 Nisan 2012

Yunanistan’ın yüksek tirajlı Thema gazetesi, “Türk gemileri karasularımızda dolaşıyor” diyerek donanmayı harekete geçmeye çağırdı. Komutanlar “Savaş mı çıkartalım!” dedi

Güncelleme:02 Nisan 2012 07:44

Ekonomik krizin hayatın her alanını derinden sarstığı Yunanistan’da medya çareyi Ege’de gerilimi artırmakta buldu.  Ülkenin en yüksek tirajlı pazar gazetesi Thema, Türk donanmasının manevralarına müdahale etmeyen deniz kuvvetleri komutanına manşetten sert çıktı. Gazete, Türk donanmasının Ege’de seyretmesini engellemediğini söylediği Yunan deniz kuvvetleri komutanı Kosmas Hristidis için “Türklerin seyrini seyreden amiral” başlığı attı. Gazetenin birinci sayfadan yayınladığı sert eleştiriler içeren haberinde “Komutan Kosmas Hristidis, Türk donanmasına ait gemilerin Ege’de tur atmalarından ve kıta Yunanistan’ına çok yaklaşmalarından hiç de tedirgin değil” ifadesini kullandı. Gazete “Türk gemilerinin tahrikine son vermek sadece deniz kuvvetleri komutanının sorumluluğu değil” diyerek siyasi iradeye de laf attı.

Cumhurbaşkanı rahatsız

‘Son yıllarda Yunan deniz kuvvetlerinin tüm komutanları, Türklerin Ege’nin hangi noktasından isterlerse geçmelerini seyrediyor, ellerine gelen raporları okumakla yetiniyor’ diyerek Yunan ordusunu ‘pasiflikle’ suçlayan gazete cumhurbaşkanının da rahatsız olduğunu iddia etti. Gazete deniz kuvvetleri komutanının, kendisine ‘endişelerini dile getiren’ cumhurbaşkanı Karolos Papulyas’a rahat bir şekilde “Huzursuz olmayın” dediğini yazdı. Gazete bu diyaloğu aktardıktan sonra “Komutanın  rahat tavırları şaşırtıcı” dedi.

Thema’nın “Tepki gösterin” şeklindeki ısrarına Yunan deniz kuvvetlerinin yanıtı gecikmedi. Gazetenin sert tavrına karşılık donanma yetkililerinin sakin ve serin duruşlu yanıtı dikkat çekti. İsmini açıklamak istemeyen bir deniz kuvvetleri yetkilisi gazeteye “Yani ne yapalım? Türk savaş gemileri Ege’de seyrediyor diye savaş mı çıkaralım?” ifadesini kullandı.

‘Türkler farklı düşünüyor’

Aynı yüksek rütbeli yetkili “Türklerin Ege’de seyir hakkı var. Bu yolla, Ege’de durumu, bizden farklı algıladıklarını hatırlatmak istiyorlar” diye eklemeyi de ihmal etmedi. Türkiye ve Yunanistan 1990’lı yıllarda Ege’deki tatbikatlar ve seyir rotaları nedeniyle defalarca savaşın eşiğine gelmişti. İki ülke karasularının sınırları konusunda anlaşmazlık yaşıyor.

İran’ı vurmak felaket olur

Cumartesi, 31 Mart 2012

Başbakan Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile yaptığı görüşmesinin ardından, “Sandık, Suriye halkının önüne şartları belirlenerek getirilmeli” mesajını verdi.

Güncelleme:31 Mart 2012 02:38

Erdoğan, İsrail’in İran’ı vurmasının felaket olacağını da belirterek, “Bunu Obama’ya da söyledim. Böyle bir saldırıda bölge yerle yeksan olur. ABD-Irak savaşı gibi bir netice çıkmaz ortaya” dedi. İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney ile de görüşen Erdoğan, Türkiye’ye dönerken uçakta özetle şunları söyledi:

Tercihli ticaret

İran’la ticaretimiz 16 milyar dolar. Ambargo ve çeşitli yaptırımlar olmasaydı 20 milyar doları bulurdu. Çeşitleme olursa İran’la dış ticaret açığımızı da kapatabiliriz. Tercihli ticaret anlaşması modelini de konuşuyoruz. Bazı ürünleri Türkiye’den alacaklar. Bununla birlikte enerji bakanları da doğalgaz ve petrol fiyatları üzerinde çalışacaklar.

P5+1’e gelmeleri iyi olacak

İran Meclis Başkanı Laricani ile Suriye, Irak ve nükleer müzakereler konularını ele aldık. Nükleer konusunu da görüştük. P5+1 toplantısına katılmasının iyi olacağını söyledim.

Sandık getirilmeli

Ahmedinejad’la da Suriye konusunu konuştuk. Ahmedinejad’la farklı bir yaklaşımımız yok. O da ölümlerin durmasını istiyor. Bu konudan rahatsız. Sandık Suriye halkının önüne zamanlaması ve şartları belirlenerek getirilmeli. Halk, işbaşına kimi getiriyorsa, o makbuldür. ‘Esad’tan sonra kim gelecek’ sorusu lüzumsuzdur. Bunu Ortadoğulu liderler de soruyorlar. Halk kimi istiyorsa o gelsin. Halk kendini idare edecek olanı seçerse, ‘vay benim başım’ demez, neticesine katlanır.

Hamaney’le örtüşüyoruz

Hamaney ile görüşmemizi önce heyetler halinde yaptık. Sonra Dışişleri Bakanımız ve Rahimi’nin de katılımıyla dar çerçeveli bir görüşme oldu. Hamaney’in düşünceleri görüşlerimizle örtüşüyor. Bizim gibi bölge dışı ülkelerin, müdahalesinden rahatsız. Türkiye’nin öneminin büyük olduğunu söyledi. Biz de bölge dışındaki ülkelerin müdahalelerinden rahatsızız. Sandık bir an önce Suriye halkının önüne konmalı. Ama bunu Esad mı yoksa Ulusal Geçici Konsey mi getirecek? İkincisi halkın güvenini kazanır.

Seçimler açık adil olmalı

Temennimiz odur ki İran, Beşar ile görüşme yaparak sandığı 6 ay içerisinde getirirse sıkıntılar da azalır. Anayasa, parlamento ve başkanlık sorunları çözülür. Muhaliflerle de biz görüşürüz dedik. Biz artık görmeden inanamayız. Esad, Annan Planı’nı da kabul etti, ama öldürmeler 4 gündür devam ediyor. Seçimler adil, şeffaf ve uluslararası denetime açık olmalı. Gerekirse AGİT ya da bölge ülkelerinin gözlemciliği ile olabilir. Esad, uygulamada olumlu bir yaklaşım sergilerse sabırla bekleriz ama ölümler bir an önce bitmeli.

İran’ın Beşar iddiası yok

Bu süreçte ABD, BM, Rusya ve İran dört önemli unsur. ABD, ‘Öldürücü bir darbede yokuz, ancak lojistik yardım olabilir’ dedi. Rusya da Esad’ın yaptıklarını kabul etmiyor ama ‘Bu giderse kim gelecek’ diye soruyor. ‘Sandıktan kim çıkarsa o gelir’ dedik. Olumlu bakıyor. İran da seçime sıcak bakıyor. İlla Beşar’la yürüme iddiası yok.

Çözüm için iyimserim

Seyahat öncesine göre Suriye’de çözüm konusunda daha iyimserim. Sandık fikri ve bölge dışı müdahaleye karşı olunması iki önemli gelişme. Yeni bir Libya sendromu yaşanmaması gerekir. BM Güvenlik Konseyi kararları olmadan yeni bir operasyon olmamalı. Hamaney, ‘Bizim dinimiz kitle imha silahına müsaade etmez’ diyor. Nükleer silah caydırıcılık için de olamaz, çünkü pahalı bir bakımı var.

Atom başlığı tartışılmıyor

İsrail’in 250-300 atom başlığı var. Bu tartışılmıyor. İran nükleer silah yapmayacağını söylüyor. Bilemeyiz. Gaybi (Gizli olanı) sadece Allah bilir. Hamaney, saygın, olaylarla ilgili ve dışa açık bir insan. Onun sözleri var. Ahmedinejad da aynı noktadan hareketle amaçlarının enerji olduğunu söylüyor. ‘Takasta anlaşamadıkları için üretime geçtik, artık geri dönemeyiz’ diyorlar. ‘Belirli sayıda zenginleştirilmiş uranyum çubuğu üretip duracağız’ diyorlar.

Felaket tellallığı

İsrail’in İran’ı vurması felaket olur. İsrail’in ‘İran’ı vuracağım’ demesi de felaket tellallığıdır. Bunu Obama’ya da söyledim. Böyle bir saldırı durumunda bölge yerle yeksan olur. ABD-Irak savaşı gibi bir netice çıkmaz ortaya. İsrail, İran’a saldırmamalı.

İngilizler 5 yıl gitmedi ne oldu?

Perşembe, 29 Mart 2012

Başbakan Erdoğan şike konusunda Platini’ye Thatcher örneğini verdi.

Güncelleme:29 Mart 2012 06:38

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, futboldaki şike iddiaları ve sonrasında verilecek cezalar konusunda yine gündem yaratacak açıklamalarda bulundu. Geçtiğimiz hafta UEFA Kongresi’nde açıkladığı, ceza verirken fail ile tüzel kişiliklerin ayrılması gerektiği düşüncesini tekrarlayan Erdoğan, “8 takım birden ligden düşerse ne olur, futbol biter. Ceza davası ile Futbol Federasyonu’nun kararını birbirinden ayırmak lazım” dedi.  Başbakan Erdoğan, Seul’den Tahran’a uçarken yakıt ikmali sırasında gazetecilerle sohbet etti. Konu yine şike iddialarına geldi. Başbakan, “Şike konusunda siz ‘suçun şahsiliği’ vurgusunda bulunmuştunuz?” sorusu üzerine şöyle konuştu:

Şike sahaya yansımış mı bakılır

Doğru. Platini’ye söyledim. O da “Haklısınız ama uygulama böyle” dedi. Ben de “Düzeltelim o zaman” dedim. Şike sahaya yansımış mı bakılır ve karar ona göre verilir. Aksi halde kulübü cezalandırmak neden? Para cezası vermek neden? 8 takım birden ligden düşerse ne olur, futbol biter.  Ceza davası ile Futbol Federasyonu’nun kararını birbirinden ayırmak lazım. Platini’ye de İngiltere örneğini verdim. Orada holiganlar yüzünden Thatcher (Margaret Thatcher, İngiliz Başbakanı, 1979-1990) İngiliz takımlarının Avrupa’ya çıkışını 5 yıl yasakladı. Ne oldu? Kendi aralarında gayet güzel devam ettiler. Döndükleri sene de şampiyon oldular.

Mynet Haber > Güncel Haberler > İngilizler 5 yıl gitmedi ne oldu?
Mynet haber bugün 15,113,479 kişi, bu haber 37,223 kişi tarafından okundu.
   
İngilizler 5 yıl gitmedi ne oldu?
  • Üzücü
  • Komik
  • Eğlenceli
  • Şaşırtıcı
  • Sevindirici
  • Düşündürücü
  • Sıkıcı
  • Korkunç
  • Başarılı
  • İnanılmaz

İngilizler 5 yıl gitmedi ne oldu?

Başbakan Erdoğan şike konusunda Platini’ye Thatcher örneğini verdi.

Güncelleme:29 Mart 2012 06:38

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, futboldaki şike iddiaları ve sonrasında verilecek cezalar konusunda yine gündem yaratacak açıklamalarda bulundu. Geçtiğimiz hafta UEFA Kongresi’nde açıkladığı, ceza verirken fail ile tüzel kişiliklerin ayrılması gerektiği düşüncesini tekrarlayan Erdoğan, “8 takım birden ligden düşerse ne olur, futbol biter. Ceza davası ile Futbol Federasyonu’nun kararını birbirinden ayırmak lazım” dedi.  Başbakan Erdoğan, Seul’den Tahran’a uçarken yakıt ikmali sırasında gazetecilerle sohbet etti. Konu yine şike iddialarına geldi. Başbakan, “Şike konusunda siz ‘suçun şahsiliği’ vurgusunda bulunmuştunuz?” sorusu üzerine şöyle konuştu:

Şike sahaya yansımış mı bakılır

Doğru. Platini’ye söyledim. O da “Haklısınız ama uygulama böyle” dedi. Ben de “Düzeltelim o zaman” dedim. Şike sahaya yansımış mı bakılır ve karar ona göre verilir. Aksi halde kulübü cezalandırmak neden? Para cezası vermek neden? 8 takım birden ligden düşerse ne olur, futbol biter.  Ceza davası ile Futbol Federasyonu’nun kararını birbirinden ayırmak lazım. Platini’ye de İngiltere örneğini verdim. Orada holiganlar yüzünden Thatcher (Margaret Thatcher, İngiliz Başbakanı, 1979-1990) İngiliz takımlarının Avrupa’ya çıkışını 5 yıl yasakladı. Ne oldu? Kendi aralarında gayet güzel devam ettiler. Döndükleri sene de şampiyon oldular.

Haberin Devamı

F.Bahçe ve Trabzon Avrupa’ya gidemedi

Türk takımları arasında Avrupa Kupalarına katılma hakkı elde etmelerine rağmen gidemeyen iki takım F.Bahçe ve Trabzon oldu. Geçtiğimiz sezon şampiyon olan F.Bahçe, şike iddiları nedeniyle Devler Ligi’ne gidemedi. Trabzon ise, 1977-78’de Kopenhag’la oynadığı Şampiyon Kulüpler Kupası maçında yaşananlar yüzünden ertesi sezon Kupa Galipleri Kupası’na katılamadı.

Bizim hayvanlara ceza az demişti

UEFA Heysel Faciası için sadece Liverpool’a ceza verecekken, Başbakan Thatcher tüm İngiliz kulüplerinin 5 yıl Avrupa’ya gitmemesini sağlamıştı.

Heysel Faciası’nın ardından, ülkesinin takımlarına hiç acımayan dönemin İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher kendi cezalarını kendisi verdi. UEFA’nın, Liverpool-Juventus maçından sonra sadece Liverpool’a ceza vermesi bekleniyordu. Bu cezanın da 3 yıl olacağı konuşuluyordu. Ancak Thatcher, “Bizim hayvanlara bu ceza az” dediği tarihi çıkışı ile sadece Liverpool’un değil, tüm İngiliz takımlarının cezalandırılmasını istedi. Thatcher, İngiltere Futbol Federasyonu’na da tüm kulüplerini Avrupa’dan çekmesi konusunda baskı yaptı.

1990’a kadar oynayamadılar

Bunun üzerine UEFA, İngiliz Federasyonu’nun kararının hemen ardından İngiliz takımlarının 5 yıl boyunca Avrupa Kupaları’na katılamayacağını açıkladı. Böylece 1985 ile 1990 yılları arasında hiçbir İngiliz takımı, Avrupa’da boy gösteremedi. Liverpool ise, 6 yıl uluslararası karşılaşmalardan men cezası aldı.

Heysel’de 39 kişi öldü

29 Mayıs 1985 günü Brüksel’in Heysel Stadı’nda oynanan Juventus-Liverpool Şampiyon Kulüpler Kupası finali büyük bir trajediye sahne oldu. Maçtan önce tribünlerdeki Liverpoollu holiganlar, Juventus taraftarlarına saldırdı. Çıkan panik sonucu bir duvar çöktü, taraftarlar tel örgülere sıkıştı ve 38 İtalyan ile 1 Belçikalı hayatını kaybetti.

Türkiye dini özgürlüklerde kara listede

Çarşamba, 21 Mart 2012

ABD Kongresi’ne bağlı komisyonun hazırladığı yıllık raporda Türkiye, Müslüman olmayan grupların haklarını ‘sistematik ve çok baskıcı biçimde” kısıtlamakla suçlanıyor.

Güncelleme:21 Mart 2012 06:38

Amerikan yönetiminin dini özgürlüklerle ilgili yayımladığı yıllık raporda Türkiye, ciddi ihlallerden dolayı özellikle kaygı uyandıran ülkeler arasında sayılıyor.

Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’nin yanısıra Tacikistan, Kuzey Kore, Birmanya, Mısır, Eritre, İran, Irak, Nijerya, Pakistan, Çin, Suudi Arabistan, Sudan, Türkmenistan, Özbekistan ve Vietnam da dini özgürlüklerin kısıtlanmasından dolayı eleştirilen grupta yer alıyor.

Türkiye’de dini özgürlüklere ”sistematik ve çok baskıcı” kısıtlamalar getirildiği belirtilen rapor Washington Büyükelçisi Namık Tan tarafından reddedildi.

Namık Tan, ”Önyargısız bir gözle bakılsaydı Türkiye’nin rapordaki yerinin haksız olduğu anlaşılırdı.” dedi.

Raporda Türkiye, Müslüman olmayan grupların din adamı yetiştirme, eğitim verme ve ibadet yerlerinin sahibi olma gibi haklarını kısıtlamakla suçlanıyor.

Türkiye Büyükelçisi Namık Tan, Ankara’nın geçen yıl dini azınlıkların vakıf mallarının iadesi yönünde harekete geçtiğini söyleyerek, bu gelişmeye karşın Türkiye’nin kara listeye alınmış olmasını ”hem beklenmedik, hem de haksız bulduğunu” kaydetti.

16 ülkeden oluşan kara listede Türkiye, tek Nato üyesi Amerikan müttefiki olarak dikkat çekiyor.

Gözlemciler, bu rapor ile geçen yıl Amerikan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan Türkiye değerlendirmesinin çelişkili bir tablo çizdiğini düşünüyor.

Geçen yıl ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Türkiye hükümetini ”dini hoşgörü ortamını iyileştiren ciddi adımlar attığı için” övmüştü.

Kongre tarafından 1998 yılında kurulan Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu, 2012 raporunda dini özgürlüklerin çiğnenmesine karşı yeterli önlem alınmadığı gerekçesiyle dokuz ülkeyi de ”gözlem altında” tutmayı öneriyor.

Bu ülkeler ise Afganistan, Belarus, Küba, Hindistan, Endonezya, Loas, Rusya, Somali ve Venezuela olarak sıralanmış.

12 şehide veda günü!

Salı, 20 Mart 2012

Afganistan’daki helikopter kazasında şehit düşen 12 askerin Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi ve kimlik tespit işlemleri tamamlandı. Şehitler bugün son yolculuklarına uğurlanacak.

Güncelleme:20 Mart 2012 07:21

Afganistan’da şehit olan 12 askerin cenazeleri Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne götürüldü.

Keçiören’deki Adli Tıp Kurumu’nda bulunan cenazeler, otopsi ve kimlik tespit işlemlerinin bitmesinin ardından, askeri cenaze araçlarıyla alınarak GATA’ya götürüldü.

İlk olarak şehitlerin dün toprağa verileceği açıklanmış ancak otopsi işlemlerinin uzaması nedeniyle cenaze töreninin bugün yapılacağı duyurulmuştu.

Devlet erkanının tam kadro katılması beklenen ilk tören, saat 10.00’da Ankara Mamak Barış Tugayı’nda yapılacak.

Buradaki törenin ardından şehit askerler Binbaşı Mithat Çolak, Yüzbaşı İlker Aydın, Yüzbaşı Adil Erdoğan, Üsteğmen Tahsin Barutçu ve Başçavuş Salih Helvacı’nın naaşları Kocatepe Camiine götürülecek. 5 şehit, cenaze namazının ardından Cebeci Asri Mezarlığı’nda defnedilecek.

Aynı saatlerde diğer 7 şehit memleketlerine uğurlanacak ve binbaşılardan Serkan Doğan Tekirdağ’ın Muratlı ilçesinde, İsmail Cem Yakınlar Konya Akşehir’de, Şükrü Bağdatlı Fatsa’nın Bolaman beldesinde toprağa verilecek.

Ayrıca şehit Üsteğmen Okan Melikoğlu için Ordu’nun Boztepe ilçesinde cenaze töreni düzenlenirken; Astsubay Üstçavuş Mehmet Akbaş Isparta Garnizon Şehitliği’ne, Uzman Çavuş Önay Vurucu Erzurum Karskapı Şehitliği’ne, Üsteğmen Murat Yıldız da İzmir Kadifekale Şehitliği’ne defnedilecek.

Boeing’le İsrail’in arasına Türkiye girdi

Cumartesi, 17 Mart 2012

Dünyanın en üstün hava savaşı kumanda ve kontrol uçağı olarak bilinen Awacs, 579 kilometre hızla uçabiliyor. Uçağın çıkabileceği irtifa ve menzil bilgisi gizli tutuluyor.

Güncelleme:17 Mart 2012 04:55

İsrail’in Türkiye’yle gerilen ilişkileri İsrailli askeri firmalar üzerindeki baskıyı yoğunlaştırıyor. İsrail gazetesi Haaretz’in haberine göre, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sipariş verdiği erken uyarı ve kontrol hava aracı Awacs’ların üreticisi Boeing firmasına İsrailli tedarikçilerin resmi makamların telkini üzerine gerekli parçaları temin etmemesi kriz yarattı.

Defense News’a dayandırdığı haberinde Haaretz, Savunma Bakanlığı’nın Awacs parçalarının üreticisi Elta şirketine sevkıyatı durdurma emri verdiğini belirtti. Bütün hisseleri devlete ait olan ve İsrail’in önde gelen askeri teknoloji şirketi Elta, Boeing’e göndermesi gereken 4 parçadan sadece 2’sini gönderdi.

Radar teknolojilerinde uzmanlaşmış Elta, Awacs’ların operasyon başarısı için çok önemli olan radar sistemlerinin tedarikçisi. Defense News’a konuşan kaynaklara göre teslimatlarda yaşanan gecikme ‘siyasi ve Türkiye’yle gerilen ilişkilerden kaynaklanıyor’.

Elta’dan bir yetkili ‘2012 sonuna kadar araçların Türkiye’ye teslim edilmesi için Boieng’le görüşmelerin sürdüğünü’ kaydetti. Amerikan firması Boeing’in Türkiye’nin yanısıra Güney Kore’nin sipariş verdiği uçakların zamanında teslim edilmesi için başka ülkelerdeki tedarikçilerine başvurma ihtimali de güçlü gözüküyor.

Awacs’ların teslimatı 4 yıl gecikti

Türkiye 2003 yılında ABD’den 4 adet Awacs uçağı almış karşılığında 1.5 milyar dolar para ödemişti. 2008’de yapılması gereken teslimat çeşitli gerekçelerle bugüne kadar gerçekleşmedi. Boeing firması gecikmenin ‘yazılım modifikasyonundaki bazı aksaklıklardan’ kaynaklandığını ileri sürmüştü. Boeing’in tazminat ödemesi gündeme gelirken, Mart 2011’de ABD Başkanı Barack Obama Başbakan Tayyip Erdoğan’la ikili görüşmesi sırasında uçakların 2012 sonuna kadar teslim edileceğini belirtmişti. Türkiye, 24 saat aralıksız havada uçarak radarıyla 320 kilometrelik bir alanı tarayabilen Awacs’lardan satın alan dünyada beşinci ülke.