‘Tahliye’ olarak etiketlenmiş yazılar

Bürokrasiye izin kalkanı

Salı, 14 Şubat 2012

KCK soruşturması kapsamında ifadeye çağrılan MİT mensuplarını korumak amacıyla hazırlanan yasa değişikliğinin kritik görevlerde bulunan üst düzeydeki bütün bürokratları kapsayacağı açıklandı

Güncelleme:14 Şubat 2012 06:21

KCK soruşturması kapsamında ifadeye çağrılan MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile haklarında yakalama kararı çıkarılan eski MİT Müsteşarı Emre Taner, eski MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ile görevdeki iki MİT mensubunu korumaya almak için yasa teklifi hazırlayan hükümet, diğer askeri ve sivil bürokratları da “izin kalkanına” alacak.
Hükümet, İstanbul Özel Yetkili Başsavcıvekilliği’nin MİT mensupları hakkında başlattığı soruşturmayı engellemek için tek maddelik bir teklif hazırlayarak, TBMM’ye gönderdi. Adalet Komisyonu’nda bugün görüşülecek olan teklife göre, MİT mensupları ya da Başbakan’ın özel olarak görevlendirdiği kişiler terör suçları dahil, ancak özel izinle soruşturulabilecek. Fidan’ın da kapsama alınması için komisyon görüşmelerinde, devam eden soruşturmalar için de izin istenmesi gerektiği hükmünün düzenlemeye eklenmesi bekleniyor.

Bakan Ergin açıkladı
Ergin, dün Hürriyet gazetesine, izin sistemini asker-sivil diğer üst düzey bürokratlar için de getirmeyi tasarladıklarını söyledi. Ergin, şunları söyledi:
“Sadece MİT görevlileri için özel düzenleme yapmak doğru olmaz. Kritik devlet görevlerini yapan çok sayıda üst düzey kamu görevlileri hakkında soruşturma açılması, Başbakan’ın yazılı iznine tabi olmalıdır. Asker ya da sivil. Konu, Meclis Komisyonu’nda müzakere edilecek. Erken bir beyanı siyasi etiğe uygun bulmam. Ancak genel tanım getirilirse bu uygulamada karışıklığa yol açabilir. Şahsen görevlerin CMK’da makamların isimleriyle açıkça zikredilmesini doğru bulurum.
CHP ve BDP’nin de teklifleri var. Çarşamba günü komisyonda CMK’da bahsettiğim yönde değişiklik yapılması için teklifler sunulur. Her partiden üyelerin katılacağı bir alt komisyon kurulur. Yargıtay’dan uzman yargıçlar da katılır. Alt komisyonda CMK 250 ve 251. maddelerde nasıl değişiklik yapılacağı teknik olarak tespit edilir.”

Süper yetkiye tırpan
CMK’nın mevcut 250 ve 251. maddelerine göre, özel yetkili savcılar, terör ve benzeri örgütlü suçlar söz konusu olduğunda şüpheli kim olursa olsun soruşturma başlatabiliyor. Diğer soruşturmalardan farklı olarak hiçbir merciden izin almadan soruşturmayı sürdürebiliyor. Bu kişiler hakkında yakalama ve tutuklama kararları verebiliyor. Ancak Ergin’in anlattığı sisteme göre, adli suçlarda söz konusu olan “izin sistemi”, terör suçları için de getirilecek.
Buna göre, MİT Müsteşarı’nda olduğu gibi kritik görevlerdeki bazı isimler hakkındaki soruşturma açılması Başbakan’ın iznine bağlı olacak. Anayasada, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, AYİM başkan ve üyeleri, başsavcıları, HSYK Başkan ve üyelerinin görev suçlarından Yüce Divan’da yargılanacağı belirtiliyor. Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanlarının da görev suçlarından, ancak Yüce Divan’da yargılanabileceği ifade ediliyor.

Yetkiler Başbakan’a
Başbakan ve bakanlar hakkındaki Yüce Divan’a sevk kararını TBMM, yargı organlarının başkanları ile ilgili Yüce Divan’a sevk kararını ise başkanları oldukları kurumlar veriyor. Genelkurmay Başkanı ise Başbakan’a bağlı olduğundan soruşturma izni verilmesi Başbakan’a bağlı.
Buna göre, Başbakan’a, MİT Müsteşarı’nın yanı sıra Emniyet Genel Müdürü, Kamu Güvenliği Müsteşarı, Başbakanlık Müsteşarı, YÖK Başkanı gibi kritik görevlerdeki isimlerin ve Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanlarının terör ve benzeri örgütlü suçlardan soruşturulması konusunda izin yetkisinin verilmesi bekleniyor. Yargı organlarına da benzer suçlar söz konusu olduğunda izin verme yetkisinin tanınanabileceği belirtiliyor.

Başbuğ’u da etkileyebilir
CMK’nın 250. maddesine, özel yetkili savcıların soruşturmaları konusunda bu istisnaların konulması halinde, devam eden soruşturma ve davalar da etkilenebilecek. Hukukçular, ceza yasalarındaki değişikliklerin sanıkların lehine ise geçmişe doğru da uygulanması gerektiğini, usul kurallarındaki değişikliğin ise sanık lehine de olsa geçmişe uygulanamayacağını belirtiyor. Bu nedenle MİT teklifinin açılmış soruşturmaları da kapsaması için revize edilebileceği kaydediliyor.
CMK 250. madde için hazırlanacak teklifte de “açılmış dava ve soruşturmalar için de izin alınması gerektiği” belirtilirse, tutuklu bulunan Başbuğ, eski kuvvet komutanları Özden Örnek, İbrahim Fırtına gibi isimler hakkındaki davaların durdurularak Başbakan’dan soruşturma izni istenmesi gerekecek. İzin verilmezse, mahkemeler  bu isimleri tahliye etmek zorunda kalacak.

TCK 301. madde örneği
Teklifte, açılmış dava ve soruşturmalarla ilgili bir yorum yapılmasa da yargı bu yorumu yapabilecek. TCK’nın 301. maddesi değiştirilerek, soruşturmalar Adalet Bakanı’nın iznine bağlı kılındığında, düzenlemede açılmış davalarla ilgili yorum yapılmamasına rağmen yargılamalar durdurulmuş ve ilgili bakandan izin istenilmişti.
Usul kurallarını düzenleyen CMK değişikliklerini TCK’dan farklı yorumlayan yargının, benzer bir biçimde 250. madde değişikliğinde de izin isteme yolunu seçebileceği belirtiliyor.

Büyükanıt ve 28 Şubat
Bu durumda, e-muhtıra nedeniyle hakkında soruşturma açılan eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ile 28 Şubat döneminin komuta kademesi ile ilgili soruşturmalarda da Erdoğan’dan izin istenilmesi gerekecek. 12 Eylül darbecileri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılanması için de izin yolu açılabilecek. Kamu görevlilerini ilgilendiren bütün kritik soruşturmalarda da önce Başbakan’dan izin istenilecek.

‘Değişiklik devam eden soruşturmaları kapsayabilir’

MİT Kanunu’nda değişiklik öngören teklifle ilgili değerlendirme yapan bir AK Partili yönetici de “Devam eden soruşturma ve kovuşturmaları kapsaması için teklife geçici bir madde konulabilir” diyerek, değişikliğin kapsamının geniş olacağının işaretini verdi. “Bunun, yürüyen davalara müdahale anlamına gelip gelmediği” konusunda Çek Kanunu’nu örnek vererek, “Orada da 600 bin dava etkilendi” diyen AK Partili yönetici özetle şunları söyledi:
“Bu değişiklik kişiye özel düzenleme olmaz. Değişiklik yapacağımız MİT Kanunu’nda zaten Başbakan’a soruşturma izni yetkisi verilmiş. Biz burada bu yetkiyi genişletiyoruz. İzin mekanizması var ve sadece içeriği değiştiriyoruz. Var olan bir düzenleme olduğu için özel bir düzenleme değil ve bir sorun yaşanacağını da düşünmüyoruz.”

Oda TV davasında tahliye talepleri reddedildi

Cumartesi, 28 Ocak 2012

Oda TV Davası’nda Ahmet Şık ve Nedim Şener dahil tüm sanıkların tahliye talepleri reddedildi.

Güncelleme:28 Ocak 2012 01:52

‘Ergenekon’ soruşturması kapsamında Odatv’de yapılan aramalar sonrasında gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın’ın da aralarında bulunduğu 11′i tutuklu 13 sanık hakkında açılan davanın 10. duruşması bugün görüldü.

İstanbul Adalet Sarayı’ndaki Özel Yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkeme heyeti sanıkların tahliye taleplerini reddetti.

Davada bir sonraki duruşma 12 Mart’ta görülecek.

ŞENER VE ŞIK KİTAPLARINI İMZALADI

Kötü hava koşulları nedeniyle bir saat gecikmeli başlayan duruşma öncesi ve verilen ara sırasında izleyiciler, Şık ve Şener’e kitap uzatarak imza isteğinde bulundu. Neşeli oldukları gözlenen ikilinin bu istekleri geri çevirmedikleri belirtildi.

Tutuklu sanıklar Prof. Dr. Yalçın Küçük, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık, Soner Yalçın, Şükrü Doğan Yurdakul, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Muhammet Sait Çakır, Coşkun Musluk, Müyesser Uğur ile tutuksuz sanıklar İklim Ayfer Kaleli ve Ahmet Mümtaz İdil duruşmaya katıldı.

Bugünkü duruşmada Doğan Yurdakul’un sağlık raporu, çeşitli dosyaların bilgisayarlara virüs yolu ile aktarıldığı yönünde rapor veren TÜBİTAK bilirkişi listesi mahkemeye iletildi.

KÜÇÜK SÖZ HAKKI İSTEDİ

Duruşmada söz alan sanık Yalçın Küçük, sanıklardan Nedim Şener ve Hanefi Avcı’nın kendisi hakkında ağır konuştuklarını iddia ederek, mahkemeye söz konusu iddialarla ilgili dilekçe vereceğini söyledi.

Duruşmada söz alan Müyesser Uğur da kanunda olamayan suçlar nedeniyle tutuklandığı öne sürerek, ”Adı olup cismi olmayan ‘Ergenekon’ terör örgütü üyesi olarak yargılanıyorum. Emniyet Genel Müdürlüğü, MİT, Genelkurmay böyle bir örgütün olmadığını veya araştırıldığını beyan ediyor. Ancak İstanbul emniyeti, savcılık ve mahkeme heyeti var olduğunu biliyor, çünkü bizi tutuklu olarak yargılamayı sürdürüyor. Heyetten ‘Ergenekon’ örgütünün adresini istiyorum. Gidip üye olacağım. Adını ve adresini bilmediğim bir örgütten dolayı yargılanmak ağrıma gidiyor” dedi.

SANIKLAR DIŞARI ÇIKARILDI

Mahkeme Heyeti Başkanı Mehmet Ekinci, sanık İklim Ayfer Kaleli’nin sağlık sorunları nedeniyle bir ara karar aldıklarını belirterek, ”Sanık Kaleli savunma yaparken CMK’nın 200. maddesi gereği diğer sanıklar salondan dışarı çıkarılacak” dedi.

Bu karara itiraz eden sanık avukatları, söz konusu kararın geri alınmasını talep etti.

İtirazları reddeden Ekinci, ”Biraz düşünürseniz bu kararın lehinize olduğunu anlarsınız” dedi.

Kaleli’nin savunmasına başlamadan önce diğer sanıklar salondan çıkartıldı.

‘BİRÇOĞUNU HİÇ TANIMIYORUM’
Duruşmada savunmasını yapan sanık İklim Ayfer Kaleli, Odatv’ye başlamadan önce Ankara’da birkaç basın kuruluşuna iş başvurusunda bulunduğunu, sadece odatv’den olumlu dönüş olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

”Çok sevdiğim gazeteciliği yapabileceğim bir yer olarak gördüm. Mesleğe dört elle sarılmama vesile oldu. Yalçın Küçük ile bir yemekte tanıştım. Kısa bir tanışmaydı. Başka bir görüşmem olmadı. Soner Yalçın ile de işe başladıktan 5 ay sonra telefonla görüşerek tanıştım. 2 telefon görüşmem ve 1 saatlik buluşmam dışında Soner Yalçın ile herhangi bir irtibatım olmadı. Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu ve Ahmet Mümtaz İdil ile işimin gereği görüştüm.”

Doğan Yurdakul ile Odatv yazarlarının bir toplantısında bir araya geldiğini ifade eden Kaleli, ayrıca bir iletişiminin olmadığını, aynı şekilde Müyesser Yıldız ile de bu toplantı da tanıştığını söyledi.

Kaleli, sanıklardan Nedim Şener, Ahmet Şık, Sait Çakır, Hanefi Avcı ile hiç tanışmadığını, bir kısmıyla gözaltı sürecinde ve mahkeme salonunda görüştüğünü dile getirerek, şunları söyledi:

”Ben nasıl bir örgüt üyesiyim? Bu nasıl bir örgüttür? Birçoğumuz birbirimizi hiç görmedik, tanımıyoruz bile. Bir telefon tapesinin dışında kanıt yoktur. Sanıkların birçoğunun telefon numaralarını bile bilmiyorum. 5 aylık süreçte sadece sevdiğim gazetecilik mesleğini icra ettim. Ben gözaltından çıkınca Barış Pehlivan’ın altında imzası olan, bütün emeklerimi hiçe sayarak, ‘İklim Bayraktar’ın bizimle alakası yoktur’ diye gazetecilikle alakası olmayan bir yazı yayımladılar. Kendi bildiğim gerçeklerle savunmamı yapıyorum.”

Serbest bırakıldıktan sonra hakkında asılsız haberler çıktığını belirten Kaleli, ”Şu anda gerçekten yapılan suçlamalarla mı bu savunmayı yapma aşamasındayım, yoksa bireysel olarak yaşadığım bir konuyu Soner Yalçın ile konuşmam mı beni bu salona getirdi?” dedi.

‘SANIK DEĞİL, MAĞDURUM’
İklim Ayfer Kaleli, hakkında iftiralar atıldığını belirterek, savunmasını şöyle sürdürdü:

”Beni, Deniz Baykal ile ilgili ortaya birçok iddia atan olay kadın olarak lanse ettiler. Deniz Baykal ile ilgili hiçbir iddiada bulunmadım. Soner Yalçın ile telefonda konuşarak bu bilgiyi onunla paylaştım. Kendisi bu durumu öğrendikten sonra haber yapmamış, üstünü örtmeye çalışmıştı. Konuyu kapattık. Hatta 3-5 dostumla da bu konuyu paylaştım. Onlar da kimseye bahsetmedi kapattı bu konuyu. Birileri kendi mahremiyeti olan bu bilgiyi kasıtlı olarak kullanarak yaydı.

Ben güçsüzüm. Arkamda eşim ve ailemden başka kimse yok. Bu yüzden mi herkesin gücü bana yetiyor? Bunun için bu davanın sanığı değil, mağduru olurum. Nazlı Ilıcak, mağdur olduğunu iddia ederek, onurunun zedelendiğini söylüyor. Peki benim onurumu kim ayaklar altına alıyor? Onur sadece güçlü insanlarda mı var? Gazeteci, savcı, avukat olabilirsiniz. Her şeyden üstün mertebe insan olmaktır. Soner Yalçın ifadesinde benimle ilgili iddia kelimesini kullandı. Ben başıma gelen olayları ona anlattığımda iddia demeden inanarak, hemen kabul ederek, detaylarını öğrenmek istedi. Ben hiçbir şey iddia etmedim. Birileri birilerini yermek için beni figür ettiler. Filler tepişirken çimler ezildi. Bu talihsiz olay telefonda konuşulmasaydı, ben bu davaya konu edilecek miydim bilmiyorum.”

Telefon konuşmalarının kendisini sanık konumuna düşürdüğünü söyleyen Kaleli, lehte olan birçok konuşmanın ek klasörlere konulmadığını iddia etti.

‘BAYKAL İLE İLGİLİ BİR YÖNLENDİRME OLMADI’
Kaleli’nin, ”Dava başladığından beri hiçbir sanık bana ‘Merhaba’ demedi, selam bile vermediler. Salonda soğuk bir hava oluyor. Ağlamaklı hallerim işte bu yüzdendir” demesi üzerine Başkan Ekinci, ”İşte biz de bunu gördüğümüz için böyle bir karar aldık” dedi.

Siyasi parti liderleriyle görüşmesinin sadece haber amaçlı olduğunu aktaran Kaleli, ”Deniz Baykal’a komplo söz konusu olamaz, düşünülmemiştir bile. Odatv’den biri bana asla talimat vermemiştir. Deniz Baykal ile ilgili bir yönlendirme olmamıştır. Buna kanıt bir şey de ek klasörlerde yok. Komplo olması için maddi delil olması gerekiyor” diye konuştu.

Duruşmayı, CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner ile gazeteciler Uğur Dündar ve Ruşen Çakır da izledi

Tatlıses davasında bir tahliye

Cuma, 27 Ocak 2012

Sanatçı İbrahim Tatlıses’e yönelik silahlı saldırıya ilişkin görülen davada, tutuklu sanıklardan Bülent Altun’un tahliyesine karar verildi.

Güncelleme:27 Ocak 2012 02:14

İSTANBUL (A.A)Sanatçı İbrahim Tatlıses’e yönelik silahlı saldırıya ilişkin görülen davada, tutuklu sanıklardan Bülent Altun’un tahliyesine karar verildi.

İstanbul 17. Ağır Ceza mahkemesindeki davada görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Aksoy, İbrahim Tatlıses’in ifadesinin alınması ve Tatlıses ile Damla Çakıcı’nın kesin sağlık raporlarının istenmesine karar verilmesini talep etti.

Tutuklu sanıklardan Ruşen Mahmutoğlu ve Bülent Altun’un tahliye edilmesini de isteyen savcı Aksoy, diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

Bunun üzerine duruşmaya bir saat ara veren mahkeme heyeti, aranın ardından tutuklu sanıklardan Bülent Altun’un tahliyesine karar verdi.

TATLISES’İN İFADESİ ANKARA’DA ALINACAK

Mahkemede, sanatçı İbrahim Tatlıses’in talimatla ifadesinin alınması için Ankara özel yetkili mahkemesine yazı yazılmasına hükmedildi.

Diğer tutuklu sanıkların bu hallerinin devamının kararlaştırıldığı mahkemede, duruşma 18, 19 ve 20 Nisan 2012 tarihlerine ertelendi.

Şikede tahliye sevinci

Salı, 13 Aralık 2011

Haklarında tahliye kararı verilen şike tutukluları cezaevinden tahliye edildi.

Güncelleme:13 Aralık 2011 07:25

Beşiktaş Asbaşkanı Serdal Adalı ve Beşiktaş Teknik Direktörü Tayfur Havutçu ile İbrahim Akın, İskender Alın, Ahmet Ateş, Ümit Karan, Korcan Çelikay, Abdurrahman Yakut dün akşam Metris Cezaevi’nden tahliye edildi.
”Futbolda şike” davasında, Özel Yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 8 kişinin tahliyesine ilişkin kararının ardından, tahliye kararı verilen isimler Metris Cezaevi’nden ayrıldılar.

Mahkemenin tahliyelerine hükmettiği Beşiktaş Asbaşkanı Serdal Adalı ve Beşiktaş Teknik Direktörü Tayfur Havutçu, Diyarbakırspor eski Başkanı Abdurrahman Yakut, Beşiktaş Protokol Müdürü Ahmet Ateş, sözleşmesi fesh edilen Eskişehirspor Sportif Direktörü Ümit Karan, futbolcular İbrahim Akın, İskender Alın ve Korcan Çelikay cezaevinden çıktı. Beşiktaşlı taraftarlar uzun süre Serdal Adalı, Tayfur Havutçu ve Ahmet Ateş lehine tezahüratta bulundu

İLK ÇIKAN KORCAN ÇELİKAY OLDU
Tahliye kararı verilen 8 kişi saat 21.00′e gelirken tek tek cezaevinden çıkmaya başladı. İlk çıkan isim kaleci Korcan Çelikay oldu… Tayfur Havutçu; eşi ve yakınlarıyla birlikte cezaevinden ayrıldı.

Taraftarlar Havutçu’yu gördükleri anda tezahüratlarını artırdı; Beşiktaş Teknik Direktörü de taraftarların sevgi gösterilerine el sallayarak karşılık verdi. Serdal Adalı, diğer isimlerden farklı bir kapıdan çıkış yaptı. Adalı cezaevi çıkışında Tayfur Havutçu’nun yanına giderek kısa bir süre görüştü.

NESLİHAN HAVUTÇU GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
Bu arada tahliyesi yapılan kişilerle onları cezaevi içine girip bekleyen yakınları arasında duygusal anların yaşandığı, tahliye edilenlerle yakınlarının birbirlerine sarılarak uzun süre hasret giderdikleri, gözyaşlarını tutamadıkları öğrenildi. Neslihan Havutçu’nun, eşi Tayfur Havutçu’yu gördüğü anda hıçkırıklara boğulduğu gözlendi.

ADALI: BENİ BÖYLE GÖRMESİNLER
Serdal Adalı, Tayfur Havutçu ve Ahmet Ateş; Beşiktaşlı taraftarların yoğun ilgisi nedeniyle cezaevinden ayrılmakta zorlandılar. Beşiktaş Asbaşkanı Serdal Adalı “Beni bu halde görmelerini istemiyorum” diyerek eşi ve çocuklarının çıkışa gelme isteklerini kabul etmedi. Adalı’yı karşılaşmak için sadece dayısı geldi. Tahliyelerin ardından otoparkta araçlara bindirilen bu isimler, taraftarların araçların önünü kesmesi nedeniyle uzun süre cezaevi önünde kaldılar.

ÇIKAR ÇIKMAZ KEBAPÇIYA
Havutçu, içinde bulunduğu aracın üstündeki açık bölümden dışarıya çıkarak taraftarları selamladı. Havutçu’ya taraftarlar kaşkol da hediye etti. Çocukları tarafından karşılanan Abdurrahman Yakut ise çıkar çıkmaz “Canım kebap istiyor” diyerek kebap yemeye gitti.

RÜŞTÜ VE TORAMAN DA GELDİ
Aracını cezaevi otoparkına çekemeyen kaleci Rüştü Reçber ise ezilme tehlikesi yaşadı. Cezaevinden yürüyerek çıkan Rüştü bir anda taraftarların arasında kalırken, aracına gitmekte zorlandı. Beşiktaşlı taraftarlar kaleci Korcan Çelikay ile Ümit Karan’a tepki gösterdiler. Metris’e Beşiktaş bayrağı asan taraftarlar, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım aleyhine de bağırdı. Bu arada Beşiktaşlı futbolcu İbrahim Toraman yaptığı açıklamada ”Çok mutluyuz. Serdal Adalı, Tayfur Havutçu ve Ahmet Ateş tekrar aramıza katıldılar. İnşallah camiamıza hayırlı olur. Bizim için çok güzel” dedi.