‘Yaşam’ kategorisi için Arşiv

8 tutuklu vekili kurtarma formülü!

Cuma, 27 Nisan 2012

TBMM Başkanı Çiçek, CHP, MHP ve BDP’den tutuklu 8 milletvekilini tahliye etmek amacıyla muhalefet yöneticileriyle yaptığı görüşmelerden uzlaşma formülü çıkardı.

Güncelleme:27 Nisan 2012 06:38

TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in çağrısı üzerine ikinci kez bir araya gelen CHP, MHP ve BDP grup başkanvekilleri zirvesinden, tutuklu vekiller için, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 100. maddesine, “milletvekilleri hakkında tutuklamaya ve tutukluluğun devamına karar verilemez” hükmünün eklenmesi formülü çıktı.
5 önerinin 1’e indirildiği toplantıda muhalefet, “iktidar uzlaşılan formülü sahiplenmeli” diyerek ısrarcı tutum sergiledi. Çiçek, bu formülü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dahilinde Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e iletti. Ergin, “makul noktaya gelindi” diyen Çiçek’e, “katkıya hazırız” karşılığını verdi.

İşte uzlaşılan formül
Çiçek, tutuklu 8 milletvekilinin serbest bırakılması konusuda çözüm arayışı için dün CHP, MHP ve BDP grup başkanvekilleriyle dün sabah ikinci kez bir araya geldi.
Birlikte yapılan kahvaltının ardından Çiçek, ilk toplantıda partilerden aldığı görüşlerden derlediği 5 önerilik metni dağıttı.
Toplantıda CHP’nin milletvekillerinin tutuklanamayacağına ilişkin önerisinden hareketle, CMK’nın “tutuklama nedenleri” başlığını taşıyan 100. maddesindeki 4. fıkrada değişiklik yapılması konusunda uzlaşıldı. 100. maddenin 4. fıkrası  “Sadece adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez” hükmünü içeriyor.
Uzlaşılan düzenlemeye göre 4. fıkra, “Sadece adli para cezası gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarla ilgili olarak ve milletvekilleri hakkında tutuklamaya ve tutukluluğun devamına karar verilemez. Tutuklu ise tutukluluk hali derhal kaldırılır, yargılama tutuksuz sürdürülür. Yargılama sonucunu verilecek kararın yerine getirilmesi dönem sonuna bırakılır” şeklinde değiştirilecek.
Düzenleme ile milletvekillerinin tutuklanamayacağı CMK’ya girecek, genel ilke olarak tutuklama yapılamayacak cezaların üst sınırı 1 yıldan 2 yıla çıkarılmış olacak. Böylece 2 yıla kadar hapis öngören suçlarda cezaların ertelenmesinden hareketle, 2 yıl ve daha az ceza öngören tüm suçlar yönünden tutuklama kalkacak.

Reklam

Katkı sunmaya çalışıyoruz
Görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ergin, “Sayın Başkan görüşmelerini yapmıştır ama bundan sonra Ak Parti grubunun görüşleri diğer partilerin yaklaşımları değerlendirilecektir. Formülasyon üzerinde çalışıyorlar bildiğim kadarıyla. Burada uygulanabilir bir formül oluşur ve üzerinde mutabık kalınırsa netice alınabilir. Ama şu anda olay bitti demek için henüz erken diye düşünüyorum” diye konuştu.
Ergin, “Uzlaşma metni teknik açıdan bakanlığınızca incelenecek anladığımız kadarıyla….” şeklindeki soruya, “Ben bunu teyit etmek durumunda değilim. Sayın Meclis Başkanı’nın yürüttüğü bir süreç. Çalışmalarıyla ilgili zaman zaman bizim de görüşlerimize müracaat ediyor Sayın Başkan. Bu noktada bilgilerin tamamı kendisindedir. Bu süreçte yapabileceğimiz bir katkı varsa onu sunmaya çalışıyoruz. Paylaşabileceğim bu kadar” yanıtını verdi.
Bir gazetecinin, “CMK 100’deki değişiklik formülü için ne düşünüyorsunuz” sorusuna, net yanıt vermeyen Ergin, “Öyle bir teklif mi gelmiş!… Şu anda ben Başkanımızın diğer parti gruplarıyla konuştuğu hususlarla ilgili herhangi bir beyanda bulunma noktasında değilim. Benim açımdan doğru birşey olmaz. Netice itibarıyla bu sürece katkı sunmak istiyorsak, bu sürecin akışına uygun davranmamız gerektiğini düşünüyorum. Makul bir noktaya gelinme ihtimalinden bahsedildi. Bu noktaya gelinebilirse umut ediyorum bir netice alıcı bir formül ortaya çıkabilir. Ama şu an için bu formül ortaya çıkmıştır demek için henüz erken” dedi.

Ergin: Başbakan’la görüşeyim
Ergin, “Bundan sonra nasıl bir adım atacaksınız” sorusuna karşılık Başbakan Erdoğan ile görüşeceğini ve değerlendireceklerini kaydetti. Ergin, CMK’daki formülün dışında anayasanın 83. maddesinde değişiklik yapılmasının da alternatifler arasında olup olduğunun sorulması üzerine, “Daha karar verilmedi, inceleyip bakacağız” diye konuştu. Ergin, “muhalefetle temas ne zaman” sorusuna, “belki yarın, belki yarından da yakın” diyerek belirsiz bir yanıt verdi.
Bir AK Parti üst düzey yöneticisi ise gelişme hakkında “Doğru olan anayasa değişikliğidir. Bu da 83. madde de olur. Kişisel görüşüm, yasa değişikliği olursa bu anayasaya aykırı olur” görüşünü öne sürdü.

 Hukukçulardan görüş:
Pozitif ama yanlış
Muhalefet partilerinin tutuklu vekillerin tahliyesi konusunda üzerinde uzlaştığı, Ceza Muhakemesi Kanunu’na milletvekillerinin tutuklu yargılanamayacağına yönelik hüküm eklenmesi formülü hukukçulardan onay aldı. Hukukçular, anayasadaki dokunulmazlık tarifinin sınırlarını pozitif anlamda genişleten düzenlemenin yasalaşması halinde anayasaya aykırılık taşımayacağını belirtti. Buna karşılık, sorunun yasayla değil, anayasanın 83. maddesinde vekillerin tutuklanmasına yol açan düzenlemenin kaldırılmasıyla çözülmesinin daha doğru olacağına işaret etti.
Muhalefet partilerinin üzerinde uzlaştığı metin, anayasaya aykırılık tartışması başlattı. Hukukçular, uzlaşılan düzenleme konusunda şunları kaydetti:
Ankara Barosu Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu: Anayasaya aykırılık taşımaz bu düzenleme. Çünkü tutuklama istisnai bir uygulama zaten. İstisnaya bir istisna daha getirebilirsiniz kanunla. İstisnaya istisna getirilirken bir sınırlama yok. Hürriyet lehine getirilen düzenlemeler anayasaya aykırılık oluşturmaz. Bu düzenlemeye göre dokunulmazlık kaldırılsa bile tutuklanamayacak milletvekili. Yani hürriyet kısıtlamasını kısıtlıyor. Anayasaya göre dokunulmazlık kaldırıldığında tutuklama mümkündür. Ancak bu düzenleme ile o zaman bile tutuklama uygulanamayacak. Dolayısıyla anayasanın 83. maddesindekinden de ileri bir düzenleme yapıyor.
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu: Ben baştan bu yana, burada sözü edilen suçların anayasanın 14. maddesinin dışında düşünülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu ilk nokta, zaten anayasamızda çok geniş bir dokunulmazlık zırhı var. Bu geniş dokunulmazlık zırhını düşündüğümüz zaman vekilin tutuklu tutulmasının mantığa uygun olmadığı da ortaya çıkıyor.

Anayasa 14’ten tutuklu vekiller
Anayasanın 14. maddesi, devletin bölünmez bütünlüğü, laiklik ve benzeri konularda işlenen suçları düzenliyor. Anayasanın dokunulmazlıklarla ilgili 83. maddesi ise, vekil seçilmeden önce bu maddede sayılan suçları işleyenlerin, bu suçlar yönünden dokunulmazlığının bulunmayacağı kuralını içeriyor. CHP’den vekil seçilen Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal, MHP’den vekil seçilen Engin Alan ve tutuklu BDP’li vekillerin tümü terör örgütü kuruculuğu ya da üyeliğinden suçlandıkları için yargılandıkları davalardan dokunulmazlık kazanamadılar. Mahkemeler de bu nedenle tutukluluk hallerini sonlandırmadı. Bu yüzden, anayasa değişikliği ile 83. maddede yapılacak, her koşulda dokunulmazlığın bulunacağı yönündeki bir değişiklik de sorunu çözebilecek.

Simav’da deprem!

Cuma, 27 Nisan 2012

Kütahya’nın Simav ilçesinde merkez üssü Söğüt köyü olan 4.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Güncelleme:27 Nisan 2012 01:32

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün verilerine göre, saat 01.05′te yerin 8 kilometre derinliğinde gerçekleşen depremin merkez üssü Söğüt köyü olarak belirlendi. Deprem Gediz, Pazarlar, Şaphane, Kütahya, Uşak ve çevre illere ait bazı ilçelerde de hissedildi.

Simav Kaymakamı Yüksel Ünal, ilçede meydana gelen 4,9 büyüklüğündeki depreme ilişkin, ”Hem ilçe merkezinde hem de belde ve köylerde yıkılan, çöken bina yok, yaralanan ya da ölen vatandaşımız da yok” dedi.

Reklam

Ünal, gazetecilere yaptığı açıklamada, merkez üssü ilçe merkezine 10 kilometre uzaklıktaki Söğüt köyü olan orta şiddette bir deprem hissettiklerini söyledi.

İlçede 16 Nisan’dan bu yana 4,3-4,9 arası büyüklüklerde 7 deprem kaydedildiğini hatırlatan Ünal, şöyle devam etti:

”Dün ilçemizde incelemelerde bulunan bazı hocalar, bu depremlerin devam etmesi gerektiğini, devam edeceğini bildirmişti. Her ne kadar gönül kabul etmese de depremle yaşamaya alışacağız. Haberi alır almaz emniyet ve jandarmadaki arkadaşlar otomatik olarak harekete geçti. Zaten daha önceden talimat vermiştik, görevlerini biliyorlardı. Hem ilçe merkezinde hem de belde ve köylerde yıkılan, çöken bina yok, yaralanan ya da ölen vatandaşımız da yok. Bu bizim için bir şanstır.”

Ünal, vatandaşların tedirgin olduğunu ve birçoğunun geceyi sokakta geçireceğini anlatarak, gerekirse onlar için ilgili birimlerden yardım talebinde bulunacaklarını bildirdi.

Simav’da deprem!

Cuma, 27 Nisan 2012

Kütahya’nın Simav ilçesinde merkez üssü Söğüt köyü olan 4.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Güncelleme:27 Nisan 2012 01:32

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün verilerine göre, saat 01.05′te yerin 8 kilometre derinliğinde gerçekleşen depremin merkez üssü Söğüt köyü olarak belirlendi. Deprem Gediz, Pazarlar, Şaphane, Kütahya, Uşak ve çevre illere ait bazı ilçelerde de hissedildi.

Simav Kaymakamı Yüksel Ünal, ilçede meydana gelen 4,9 büyüklüğündeki depreme ilişkin, ”Hem ilçe merkezinde hem de belde ve köylerde yıkılan, çöken bina yok, yaralanan ya da ölen vatandaşımız da yok” dedi.

Reklam

Ünal, gazetecilere yaptığı açıklamada, merkez üssü ilçe merkezine 10 kilometre uzaklıktaki Söğüt köyü olan orta şiddette bir deprem hissettiklerini söyledi.

İlçede 16 Nisan’dan bu yana 4,3-4,9 arası büyüklüklerde 7 deprem kaydedildiğini hatırlatan Ünal, şöyle devam etti:

”Dün ilçemizde incelemelerde bulunan bazı hocalar, bu depremlerin devam etmesi gerektiğini, devam edeceğini bildirmişti. Her ne kadar gönül kabul etmese de depremle yaşamaya alışacağız. Haberi alır almaz emniyet ve jandarmadaki arkadaşlar otomatik olarak harekete geçti. Zaten daha önceden talimat vermiştik, görevlerini biliyorlardı. Hem ilçe merkezinde hem de belde ve köylerde yıkılan, çöken bina yok, yaralanan ya da ölen vatandaşımız da yok. Bu bizim için bir şanstır.”

Ünal, vatandaşların tedirgin olduğunu ve birçoğunun geceyi sokakta geçireceğini anlatarak, gerekirse onlar için ilgili birimlerden yardım talebinde bulunacaklarını bildirdi.

8 tutuklu vekili kurtarma formülü!

Cuma, 27 Nisan 2012

TBMM Başkanı Çiçek, CHP, MHP ve BDP’den tutuklu 8 milletvekilini tahliye etmek amacıyla muhalefet yöneticileriyle yaptığı görüşmelerden uzlaşma formülü çıkardı.

Güncelleme:27 Nisan 2012 06:38

TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in çağrısı üzerine ikinci kez bir araya gelen CHP, MHP ve BDP grup başkanvekilleri zirvesinden, tutuklu vekiller için, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 100. maddesine, “milletvekilleri hakkında tutuklamaya ve tutukluluğun devamına karar verilemez” hükmünün eklenmesi formülü çıktı.
5 önerinin 1’e indirildiği toplantıda muhalefet, “iktidar uzlaşılan formülü sahiplenmeli” diyerek ısrarcı tutum sergiledi. Çiçek, bu formülü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dahilinde Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e iletti. Ergin, “makul noktaya gelindi” diyen Çiçek’e, “katkıya hazırız” karşılığını verdi.

İşte uzlaşılan formül
Çiçek, tutuklu 8 milletvekilinin serbest bırakılması konusuda çözüm arayışı için dün CHP, MHP ve BDP grup başkanvekilleriyle dün sabah ikinci kez bir araya geldi.
Birlikte yapılan kahvaltının ardından Çiçek, ilk toplantıda partilerden aldığı görüşlerden derlediği 5 önerilik metni dağıttı.
Toplantıda CHP’nin milletvekillerinin tutuklanamayacağına ilişkin önerisinden hareketle, CMK’nın “tutuklama nedenleri” başlığını taşıyan 100. maddesindeki 4. fıkrada değişiklik yapılması konusunda uzlaşıldı. 100. maddenin 4. fıkrası  “Sadece adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez” hükmünü içeriyor.
Uzlaşılan düzenlemeye göre 4. fıkra, “Sadece adli para cezası gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarla ilgili olarak ve milletvekilleri hakkında tutuklamaya ve tutukluluğun devamına karar verilemez. Tutuklu ise tutukluluk hali derhal kaldırılır, yargılama tutuksuz sürdürülür. Yargılama sonucunu verilecek kararın yerine getirilmesi dönem sonuna bırakılır” şeklinde değiştirilecek.
Düzenleme ile milletvekillerinin tutuklanamayacağı CMK’ya girecek, genel ilke olarak tutuklama yapılamayacak cezaların üst sınırı 1 yıldan 2 yıla çıkarılmış olacak. Böylece 2 yıla kadar hapis öngören suçlarda cezaların ertelenmesinden hareketle, 2 yıl ve daha az ceza öngören tüm suçlar yönünden tutuklama kalkacak.

Reklam

Katkı sunmaya çalışıyoruz
Görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ergin, “Sayın Başkan görüşmelerini yapmıştır ama bundan sonra Ak Parti grubunun görüşleri diğer partilerin yaklaşımları değerlendirilecektir. Formülasyon üzerinde çalışıyorlar bildiğim kadarıyla. Burada uygulanabilir bir formül oluşur ve üzerinde mutabık kalınırsa netice alınabilir. Ama şu anda olay bitti demek için henüz erken diye düşünüyorum” diye konuştu.
Ergin, “Uzlaşma metni teknik açıdan bakanlığınızca incelenecek anladığımız kadarıyla….” şeklindeki soruya, “Ben bunu teyit etmek durumunda değilim. Sayın Meclis Başkanı’nın yürüttüğü bir süreç. Çalışmalarıyla ilgili zaman zaman bizim de görüşlerimize müracaat ediyor Sayın Başkan. Bu noktada bilgilerin tamamı kendisindedir. Bu süreçte yapabileceğimiz bir katkı varsa onu sunmaya çalışıyoruz. Paylaşabileceğim bu kadar” yanıtını verdi.
Bir gazetecinin, “CMK 100’deki değişiklik formülü için ne düşünüyorsunuz” sorusuna, net yanıt vermeyen Ergin, “Öyle bir teklif mi gelmiş!… Şu anda ben Başkanımızın diğer parti gruplarıyla konuştuğu hususlarla ilgili herhangi bir beyanda bulunma noktasında değilim. Benim açımdan doğru birşey olmaz. Netice itibarıyla bu sürece katkı sunmak istiyorsak, bu sürecin akışına uygun davranmamız gerektiğini düşünüyorum. Makul bir noktaya gelinme ihtimalinden bahsedildi. Bu noktaya gelinebilirse umut ediyorum bir netice alıcı bir formül ortaya çıkabilir. Ama şu an için bu formül ortaya çıkmıştır demek için henüz erken” dedi.

Ergin: Başbakan’la görüşeyim
Ergin, “Bundan sonra nasıl bir adım atacaksınız” sorusuna karşılık Başbakan Erdoğan ile görüşeceğini ve değerlendireceklerini kaydetti. Ergin, CMK’daki formülün dışında anayasanın 83. maddesinde değişiklik yapılmasının da alternatifler arasında olup olduğunun sorulması üzerine, “Daha karar verilmedi, inceleyip bakacağız” diye konuştu. Ergin, “muhalefetle temas ne zaman” sorusuna, “belki yarın, belki yarından da yakın” diyerek belirsiz bir yanıt verdi.
Bir AK Parti üst düzey yöneticisi ise gelişme hakkında “Doğru olan anayasa değişikliğidir. Bu da 83. madde de olur. Kişisel görüşüm, yasa değişikliği olursa bu anayasaya aykırı olur” görüşünü öne sürdü.

 Hukukçulardan görüş:
Pozitif ama yanlış
Muhalefet partilerinin tutuklu vekillerin tahliyesi konusunda üzerinde uzlaştığı, Ceza Muhakemesi Kanunu’na milletvekillerinin tutuklu yargılanamayacağına yönelik hüküm eklenmesi formülü hukukçulardan onay aldı. Hukukçular, anayasadaki dokunulmazlık tarifinin sınırlarını pozitif anlamda genişleten düzenlemenin yasalaşması halinde anayasaya aykırılık taşımayacağını belirtti. Buna karşılık, sorunun yasayla değil, anayasanın 83. maddesinde vekillerin tutuklanmasına yol açan düzenlemenin kaldırılmasıyla çözülmesinin daha doğru olacağına işaret etti.
Muhalefet partilerinin üzerinde uzlaştığı metin, anayasaya aykırılık tartışması başlattı. Hukukçular, uzlaşılan düzenleme konusunda şunları kaydetti:
Ankara Barosu Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu: Anayasaya aykırılık taşımaz bu düzenleme. Çünkü tutuklama istisnai bir uygulama zaten. İstisnaya bir istisna daha getirebilirsiniz kanunla. İstisnaya istisna getirilirken bir sınırlama yok. Hürriyet lehine getirilen düzenlemeler anayasaya aykırılık oluşturmaz. Bu düzenlemeye göre dokunulmazlık kaldırılsa bile tutuklanamayacak milletvekili. Yani hürriyet kısıtlamasını kısıtlıyor. Anayasaya göre dokunulmazlık kaldırıldığında tutuklama mümkündür. Ancak bu düzenleme ile o zaman bile tutuklama uygulanamayacak. Dolayısıyla anayasanın 83. maddesindekinden de ileri bir düzenleme yapıyor.
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu: Ben baştan bu yana, burada sözü edilen suçların anayasanın 14. maddesinin dışında düşünülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu ilk nokta, zaten anayasamızda çok geniş bir dokunulmazlık zırhı var. Bu geniş dokunulmazlık zırhını düşündüğümüz zaman vekilin tutuklu tutulmasının mantığa uygun olmadığı da ortaya çıkıyor.

Anayasa 14’ten tutuklu vekiller
Anayasanın 14. maddesi, devletin bölünmez bütünlüğü, laiklik ve benzeri konularda işlenen suçları düzenliyor. Anayasanın dokunulmazlıklarla ilgili 83. maddesi ise, vekil seçilmeden önce bu maddede sayılan suçları işleyenlerin, bu suçlar yönünden dokunulmazlığının bulunmayacağı kuralını içeriyor. CHP’den vekil seçilen Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal, MHP’den vekil seçilen Engin Alan ve tutuklu BDP’li vekillerin tümü terör örgütü kuruculuğu ya da üyeliğinden suçlandıkları için yargılandıkları davalardan dokunulmazlık kazanamadılar. Mahkemeler de bu nedenle tutukluluk hallerini sonlandırmadı. Bu yüzden, anayasa değişikliği ile 83. maddede yapılacak, her koşulda dokunulmazlığın bulunacağı yönündeki bir değişiklik de sorunu çözebilecek.

Etik Kurulu’ndan açıklama

Cuma, 27 Nisan 2012

Türkiye Futbol Federasyonu Etik Kurulu, TFF’nin resmi internet sitesinden yaptığı açıklamada, “Kurulumuzun raporu TFF Yönetim Kurulu’na sunulmak üzere TFF Başkanlığı’na tevdi edilmiştir” denildi.

TFF Etik Kurulu’ndan yapılan açıklamada, “İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/63 E. Sayılı dosyada görülmekte olan şike ve teşvik primi davası kapsamında adı geçen, TTF ile ilgili gerçek kişilerin eylemleri değerlendirilerek bu eylemlerin ilgili kulüplerin disiplin sorumluluğunu gerektirip gerektirmeyeceğinin tespit için rapor hazırlanması, Kurulumuzdan, 19.03.2012 tarihli karara istinaden Başkanlık yazısı ile talep edilmiştir.

Kurulumuz, sevk yazısı çerçevesinde kendisine teslim edilen evrak üzerinden çalışmalarına başlamış ve dosyada adı geçen gerçek kişilerin, dosyadaki beyanları ile yetinmeyerek, bizzat Kurulumuz ya da yetkilendirilen üyeleri huzurunda sözlü beyanlarına da başvurmuştur. Kurulumuz aynı zamanda dosyadaki bilgilerden hareketle, Cumhuriyet Savcılığı ya da Mahkeme tarafından dinlenmeyen kişilerden de beyan almıştır. Bu çerçevede Kurulumuz ilgililerden tutuklu olanların beyanlarını Metris Cezaevi’nde, tutuksuz olanların ise TFF Binası’nda ve gerektiğinde ilgilinin tedavi gördüğü sağlık kurumunda almıştır.

Yine sevk yazısı gereği Kurulumuz, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’ndan alınan, şike ve teşvik primi iddialarına konu müsabakalarla ilgili olarak, sabit ihtimalli ve müşterek bahislerde, “normalin dışında bir bahis trafiğinin olup olmadığı ve oyun sisteminin alarm verip vermediği” yolundaki detaylı bilgileri de dikkate almıştır.
İddianamenin düzenlenmesinden önce TFF Başkanlığı’nca Kurulumuza teslim edilen evrak 26  klasör iken, iddianamenin kabulünden sonra 70 klasör olmuştur. 70 klasör evrak münhasıran şike ve teşvik primi ithamları ile ilgili kolluk fezlekesi, iletişim tespiti ve görüntülü fiziki takip tespit tutanakları, kolluk sorgu tutanakları, savcılık soruşturması ifade tutanakları, mahkeme önündeki sorgu tutanakları, iddianame, iddianamenin kabulü ve kamu davası açılmasına ilişkin karardan oluşmaktadır.

Etik Kurulu Talimatının 8. maddesi uyarınca Kurulumuz yaptığı incelemelerde ilgili kişi ve kurumların bilgi ve ifadesine başvurma yetkisi ile donatılmıştır. Somut bir iddianın doğru olup olmadığı konusunda objektif olarak sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için, iddia konusu vakıaların aydınlatılması bakımından ilgililerin ifadelerine başvurulması, itham düzeyindeki iddialara karşı açıklamaların alınması ve bazı yetkili kişi ve kurumlardan bilgi ve belge temin edilmesinin zorunlu olduğu tartışmasızdır. Bu husus hukukun tüm alanlarında geçerli olan “hukuki dinlenilme hakkı” ve maddi gerçeğin araştırılması zorunluluğunun gereğinin yerine getirilmesi bakımından da önemlidir. Kurulumuz bu çerçevede gerek gördüğü ilgilileri dinlemiş ve sundukları delilleri de değerlendirmiştir.

Etik Kurulu tarafından yapılan çalışma bir nihai karar değil, sadece mevcut durumun mümkün olan her türlü bilgi ve belgeye başvurularak tespiti çalışması olduğundan, somut vakıa tespiti ile yetinilmiş ve bu vakıalara uygulanması muhtemel hukuk kurallarının (UEFA ve FIFA mevzuatı ile TAS ve CAS içtihatları  dahil) yorumu ile vakıalar hakkında bu kurallar çerçevesinde hukuki bir sonuca varılması şeklinde bir muhakeme faaliyeti gerçekleştirilmemiştir. Zira Etik Kurulu, TFF Etik Kurulu Talimatının 8. Maddesi gereği, disiplin soruşturması ve yargılaması yapan bir kurul değildir ve şike ve teşvik primi iddiaları hakkında karar verme yetkisi yoktur. Rapor hukuki niteliği itibariyle şike ve teşvik primi iddiaları hakkında disiplin hukuku yönünden karar verme mercii olan TFF Yönetim Kurulu’na hitaben hazırlanmış bir mütalaadır.

Kurulumuz kendisine tevdi olunan dosyalardaki belgeleri, hakkında şike ve teşvik primi iddiaları bulunan müsabakalar bazında tasnife tabi tutmuş; oluşan dosyaları üyeleri arasında paylaşarak çalışmaya başlamış, her üyenin hazırladığı taslağı Kurul olarak müzakere etmiş ve müzakerenin tamamlanmasından sonra ise tüm dosyaları birleştirerek ortak rapor haline dönüştürmüştür.

TFF Yönetim Kurulu tarafından Kurulumuza sevkedilen dosyanın, aynı zamanda 6222 sayılı Kanun uyarınca Özel Yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılamaya konu teşkil etmesi bakımından, Kurulumuzca yapılacak incelemenin ceza yargılamasının sonuçlanmasından sonraya ertelenmesinin gerekip gerekmediği hususu Kurulumuzca tartışılmış; ceza yargılamasının sonucunun beklenmesinin spor hukuku ilkelerine aykırı olacağı, ayrıca ve özellikle ülkemizde ceza yargılamasının uzun bir süreç gerektirdiği gerçeği karşısında, spor hukuku yönünden yaptırım uygulanmasının gecikmesinin futbolun güvenilirliğinin sarsılmasına neden olabileceği gerekçeleriyle ceza davasının sonucu beklenmeksizin çalışmaların tamamlanmasına karar verilmiştir.

Her ne kadar, TFF Yönetim Kurulu sevk yazısında şike ve teşvik primi iddialarından söz edilmiş ise de, Kurulumuzca bu iddialar incelenirken tespit olunan bazı eylemlerin etik kural ihlali olarak değerlendirilebileceği ve bu yönden Kurulumuza sevkinin uygun olacağı da raporda belirtilmiştir. Bu yönden Kurulumuza sevk yapıldığı takdirde anılan eylemler etik kural ihlali yönünde de değerlendirilebilecektir.

Kurulumuz, yaptığı inceleme ve değerlendirmeler sonunda, müsabakalardaki eylemler  bakımından ilgili bazı kişiler hakkında, “şike”, “şike teşebbüsü”, “teşvik primi” veya “teşvik primine teşebbüs” şüphesinin mevcut olup olmadığı ve bu kişilerin eylem ve davranışlarının kulüplere izafesinin mümkün olup olmadığı bakımından kanaate ulaşmıştır; bazı müsabakalar bakımından ya da olaylarda adı geçen kişiler açısından ise “kanaat oluşturmaya yetecek kanıt bulunmadığı” şeklinde görüş bildirmiştir. Ayrıca Kurulumuz, dosyadaki kanıtlar çerçevesinde bazı kişilerin, Savcılık evrakında “şüpheli” olarak belirtilmelerine rağmen, “somut olayla ilgisini gösteren kanıt bulunmadığı” yönünde kanaat bildirmiştir.

Bundan başka dosya kapsamında şüpheli olmakla birlikte özellikle lisanssız futbolcu menajerleri gibi futbol ailesi dışındaki şahısların fiilleri de değerlendirilmiş ve bu kişilerin eylemleri hakkında da kanaat oluşturulmuştur.

Kurulumuza sevk edilen dosyada Spor Toto Süper Ligi, Ziraat Türkiye Kupası ve Bank Asya 1. Liginde oynan müsabakalarla ilgili iddialar birlikte bulunmasına rağmen, Kurulumuz, bu üç gruba ilişkin dosyaları ayırarak, işbu raporda sadece Spor Toto Süper Ligi ve Ziraat Türkiye Kupası’nda 2010-2011 sezonunda oynanan müsabakalardaki şike ve teşvik primi iddiaları hakkında görüş bildirmiştir. Bank Asya 1. Ligindeki müsabakalarla ilgili iddialar hakkındaki çalışmasını ise ayrı bir raporla Yönetim Kuruluna bildirilecektir.

İşbu rapora konu iddialarla ilgili 15.08.2011 tarih ve 2011/8 Esas, 2011/7 karar sayılı Kurulumuz raporu ile işbu rapor arasındaki farkın vurgulanmasında yarar görülmüştür: İlk rapor, Temmuz 2011 tarihinde Etik Kurulu’na teslim edilen dosyada mevcut Cumhuriyet Savcılığı soruşturma evrakı ve özellikle kolluk fezlekesi ve ekleri ile sınırlı olan ve gizlilik kararı gereği dosyada adı geçen ilgililerin beyanları alınmadan ve gerekli deliller toplanmadan hazırlanmış olan bir rapordur. İlk rapor çalışmasına konu evrakın, sadece iddia makamının iddiasına dayanak aldığı iletişim tespit tutanakları ve fiziki takip tutanaklarından ibaret olması sebebiyle, ilk raporda ilgililerin iddiada yer alan somut vakıalar hakkındaki açıklamaları ve bu açıklamaları destekleyen delillerine hiç bir şekilde ulaşılamamıştır. Bu sebeple, ilk raporun giriş bölümünde, o raporun eksiklikleri belirtilmiş ve gizlilik kararının kalkmasından sonra, dosyanın tekrar Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı vurgulanmıştı. İşbu rapor ise, tez niteliğindeki iddia ve dayanakları yanında antitez niteliğindeki savunma ve dayanaklarının da değerlendirilebildiği bir çalışmanın ürünü olmuştur. Kurulumuz somut vakıa iddialarının doğru olma ihtimalinin derecesi konusunda ayrıntılı bir müzakere süreci yaşamış ve objektiflik ilkesine azami derecede özen göstermiştir.

 

Kurulumuzun raporu TFF Yönetim Kurulu’na sunulmak üzere TFF Başkanlığı’na tevdi edilmiştir” denildi.

 

‘Haberal düzenlemesi’ yasalaştı

Cuma, 27 Nisan 2012

Kamuoyunda Haberal düzenlemesi olarak bilinen tutuklu ve hükümlülerin ağır hasta yakınlarını ziyaret etmesini öngören düzenleme Meclis’teki görüşmelerin ardından kabul edilerek yasalaştı.

Güncelleme:27 Nisan 2012 04:54

TBMM Genel Kurulu, tutuklu ve hükümlülerin ağır hasta olan yakınlarını ziyaret etmesini ve hükümlünün ziyaretçileriyle yapacağı görüşmeye kısıtlama getirilmesini öngören kanun teklifini görüştü.

Kamuoyunda ‘Haberal düzenlemesi’ olarak bilinen kanun teklifi görüşmelerin ardından yapılan oylamada kabul edilerek yasalaştı.

Reklam

Düzenleme, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, geçen Aralık ayında ameliyat olan Başbakan Erdoğan’ı ziyareti sırasında gündeme gelmişti.

Baykal, Ergenekon davasının tutuklu sanığı Haberal’ın ağır hasta olan annesini ziyaretine izin verilmesi için Başbakan’dan ricada bulunmuştu.

Erdoğan’ın talimatıyla Adalet Bakanlığı konuyla ilgili kanun teklifini hazırladı. Teklif, komisyon sürecinin ardından 13 Aralık’ta Genel Kurul sırasında yerini aldı.

Meclis’in yoğun gündemi nedeniyle teklifin görüşülmesine, ancak 4 ay aradan sonra bugün başlanabildi.

Kanun teklifi, Genel Kurul’daki görüşmelerin ardından kabul edilerek yasalaştı.

Yasaya göre; sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla ana, baba, eş, kardeş, çocuk ile eşin anne ve babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hallerinin bulunması nedeniyle tutuklu ve hükümlülere hasta ziyareti için yol süresi dışında bir gün izin verilebilecek.

ÖCALAN MADDESİ ÇIKARILDI
Terör örgütü elebaşı Öcalan için teklife konan ve komisyondan geçen ‘Bir kimsenin avukatları aracılığıyla suç örgütünü yönlendirdiği tespit edilirse, 6 ay süresince avukatlarıyla görüşmesine izin verilmez’ maddesi verilen önerge ile kanun metninden çıkartıldı.
KÜFÜRLÜ TARTIŞMA
Kamuoyunda ”Haberal” teklifi olarak bilinen kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeleri sırasında, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ile CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi arasında küfürleşmeye varan tartışma yaşandı.

Genel Kurul’da, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, oyunun rengini belirtmek için söz aldı. Yasanın gecikmesinin nedeninin CHP olduğunu öne süren Elitaş, daha önce konuya ilişkin Hamzaçebi ile yaptığı telefon görüşmesini aktardı.

Elitaş, Hamzaçebi’ye teklifle ilgili görüşlerinin değişip değişmediğini sorduğunu, onun da kendisine ”evet” yanıtı verdiğini iddia etti. Elitaş, bunun üzerine konuyu arkadaşlarıyla görüşeceğini Hamzaçebi’ye aktardığını söyledi.

Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan Hamzaçebi, Elitaş ile arasında böyle bir konuşmanın geçmediğini, Elitaş’ın kendisine iftira attığını ileri sürdü.

Yeniden söz alan Elitaş, konuyu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile de görüştüğünü ve kendisine ”O yasayı hala çıkarmadınız mı?” dediğini belirtti. Elitaş, ”Günlerden 8 Mart, Dünya Kadınlar Günü. Sayın Hamzaçebi beni aradı. Bu, Sayın Baykal’ın teklifi olduğu için kurultaydan önce gündeme almak istemiyoruz dedi” diye konuştu.

Bunun üzerine Akif Hamzaçebi, hakaret içeren ifadelerle kürsüye doğru yürüdü. Hamzaçebi’yi CHP’li milletvekilleri durdurdu.

Hakaret ve küfür içeren sözlerin sürmesi üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşime ara verdi.

Arada da ikili arasında tartışma devam etti. Tartışmaya AK Parti’li ve CHP’li milletvekilleri de katıldı.

Bu arada, TBMM Başkanvekili Yakut, grup başkanvekillerini toplantıya çağırdı.

Birleşimin açılmasının ardından söz alan Hamzaçebi, ”Biraz önce burada üzücü bir olay yaşadık. Sayın Elitaş’ın gerçek dışı olduğunu ifade ettiğim beyanlarımın ardından yerime geçtikten sonra, yine gerçekle ilgisi olmayan beyanları yüzünden aşırı tepkilerde bulundum” dedi.

Hamzaçebi, sözlerini, üslubuna uygun bulmadığını belirterek, ”Sayın Elitaş’tan ve Genel Kurul’dan özür diliyorum. Özrüm, Elitaş’ın açıklamalarının doğru olduğu anlamına gelmiyor. Sayın Elitaş, Sayın Başbakan ile görüştükten sonra bana dönmedi. Sayın Canikli’ye sordum, ‘tamam onun onayı alındı’ dedi” diye konuştu.

AK Parti’li Elitaş da söz alarak, TBMM kürsüsünden incitici hakaretler yapılmasına, iftira edilmesine üzüldüğünü söyledi. Elitaş, ”Hayattaki en önemli değerlerimiz olan ailemiz, varlığımız, anamız, babamız… Üzüldüm yakıştıramadım. Uzun yıllardır tanıdığım Sayın Hamzaçebi’nin Rahman’a kavuşan aziz anama… Söylemek istemiyorum aynen iade etmek de istemiyorum. Analarımız, babalarımız hiçbir tartışmaya karıştırılmasın” şeklinde tepkisini dile getirdi.

Teklifin yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Yakut, 2 Mayıs Çarşamba günü saat 14.00′te toplanmak üzere birleşimi kapattı.

‘Ben de Sarkozy’i pek sevmem’

Perşembe, 26 Nisan 2012

Başbakan Erdoğan’la UEFA Başkanı arasında İstanbul’da yapılan zirveye ilişkin bazı ayrıntılar ortaya çıktı.

Güncelleme:26 Nisan 2012 09:19

UEFA İcra Kurulu ve UEFA Kongresi için Türkiye’ye gelen UEFA Başkanı Platini, 19 Mart’ta Başbakan Erdoğan’la görüşmüştü.

Türk takımlarının Avrupa kupalarından 3-5 yıl ceza almasının gündemde olduğu bir dönemde gerçekleşen zirvede konuşulanlar, Akşam gazetesinden Murat Tarhan imzalı haberde yer aldı.

Reklam

Habere göre, Erdoğan’ın konuşmasının ardından Platini söz aldı: Ben de Sarkozy’yi pek sevmem…

Görüşmede ihraçla ilgili Platini’ye uyarıda bulunana Erdoğan, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkan ve soykırım tasarısını destekleyen Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’yi işaret ederek, Türk takımlarının Avrupa’dan men edilmesi konusunda ‘Bak sen Sarkozy’ye uyma… O yanlış bir yolda…’ dedi.

UEFA’nın Fransız başkanından ilginç bir cevap geldi: “Ben de Sarkozy’yi pek sevmem…” Erdoğan da bunun üzerine “Bak ortak bir noktamız daha var…’ dedi.

Başbakan Erdoğan’ın “2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı çok istiyoruz. Bu konuda desteğinizi bekliyoruz” dediği Platini’den de “Türkiye’nin bu organizasyonu alma şansı çok yüksek” cevabını aldığı kaydedilen haberde, Erdoğan’ın futbol bilgisinin UEFA Başkanı’nı şaşkına çevirdiği ifadesi şu bilgilerle verildi:

“Erdoğan, Fransız başkanın İspanya 82, Euro 84 ve Meksika 86′da attığı golleri tek tek saydı. Platini, Başbakan Erdoğan’ı ağzı açık dinledi.

Erdoğan’ın altın vuruşu da Saint Etienne’in Metz’i 9-2 yendiği maçla yaptı. Kulüp doktoru ‘Futbolcu olamaz, sağlığı iyi durumda değil’ raporuyla Platini’nin Metz’e transferini engellemişti. Platini’nin 30-40 yıllık anıları canlandı, Başbakan’ın tarihe geçen gollerini bir bir sayması üzerine de çok gururlandığını söyledi.”

Sabıkalılar polikliniğe giremeyecek

Perşembe, 26 Nisan 2012

TBMM Genel Kurulu’nda yapılan görüşmelerin ardından sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili araştırma komisyonu kurulması kabul edildi.

Güncelleme:26 Nisan 2012 05:38

Gaziantep’te doktor Ersin Arslan’ın bir hasta yakını tarafından öldürülmesi Meclis’i harekete geçirdi.

TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerin ardından sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili Meclis araştırma komisyonu kurulması kabul edildi.

Reklam

Sağlık Bakanı Recep Akdağ önergeler üzerine hükümet adına yaptığı konuşmada konuyla ilgili alınan tedbirleri açıkladı.

Yeni düzenlemeye göre, sabıkası olanların polikliniklere girmesi önlenecek.

Hastanelere güvenlik alarm düğmesi konulurken, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin hastane yönetimi tarafından emniyet güçlerine bildirilmesi de zorunlu hale getiriliyor.

Denizde pitbull saldırısı

Perşembe, 26 Nisan 2012

Kartal’da serinlemek için denize giren 14 yaşındaki çocuk, kendisini ısıran akrabasının pitbull cinsi köpeğini suda boğarak öldürdü.

Güncelleme:26 Nisan 2012 04:26

Olay Rahmanlar mevkiindeki eski TEKEL İskelesi’nde yaşandı. Bir süredir mahallede bulduğu köpeği besleyen ve sahiplenen Okan Arslan, köpeğini gezdirmek için arkadaşları ve 14 yaşındaki akrabası Yunus Yeltek ile birlikte TEKEL’ tesislerine ait eski iskeleye geldi. Gençler burada bir süre köpeği gezdirdikten sonra Yunus Yeltek, serinlemek için denize girdi. Bu arada köpeğin sahibi Arslan, köpeğinin serinlemesi için denize girmesini istedi.

İddialara göre Yeltek’in uyarılarına aldırmayan Arslan, köpeğin tasmasına bağlı kayışı serbest bırakarak suya atlamasını söyledi. Saldırgan olduğu ileri sürülen köpek, suda Yeltek’e saldırmaya başladı. Yaşanan boğuşmada köpek tarafından yüzü ve kulağından ısırılan Yeltek, tasmasından tutmayı başardığı köpeği suyun altına bastırarak boğdu. Yüzünden derin yaralar alan Yeltek, son anda karaya çıkmayı başardı.

Reklam

Çağrılan ambulans ile Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Yeltek’in ilk müdahalesi acil serviste yapıldı. Yeltek daha sonra enfeksiyon hastalıkları kliniğine ardından da yaralarının dikilmesi için plastik cerrahi servisine alındı.

Olayı gören diğer çocuklar da köpeğin sahibi tarafından serbest bırakılmasıyla suya atlayarak Yeltek’e saldırmaya başladığını belirtti. Çocuklar köpek ile Yeltek arasında bir süre boğuşma yaşandığını ve Yeltek’in köpeği suda boğarak canını kurtardığını söyledi.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

10 temel gıda maddesini stoklayın talimatı

Perşembe, 26 Nisan 2012

10 temel gıda maddesini stoklayın talimatı

İran Hükümeti, 10 temel gıda malzemesi için stok talimatı verdi.

Güncelleme:26 Nisan 2012 09:34

İran son zamanlarda başta tahıl olmak üzere gıda malzemesi topluyordu.

Ancak bununla yetinmeyen hükümet, devlet kurumlarına ve özel sektöre başta et, süt, pirinç  olmak üzere 10 temel gıda maddesi stok yapma talimatı verdi.

Reklam

Stok talimatının sebebi

İran kendisine uygulanan ambargolardan dolayı ödeme güçlüğü çektiği biliniyor. Özellikle bu sorun bazı Avrupa ülkelerine petrol satışını durdurmasının ardından zirve yaptı.

Stok talimatının diğer bir sebebi ise nükleer müzakerelerde istenen sonucun çıkmaması durumunda ülkeye uygulanacakve süreli olması beklenen gıda ambargosu.

İran önümüzdeki ay Bağdat’ta yapılacak müzakerelerde bu konuda elinin güçlü olmasını istiyor.