‘Siyaset’ kategorisi için Arşiv

“Bu diplomasi dili değildi”

Cuma, 06 Nisan 2012

Başbakan Erdoğan, nükleer müzakereler için İstanbul’u değil Şam veya Bağdat’ı düşündüklerini açıklayan İran yönetimine sert tepki gösterdi.

Güncelleme:06 Nisan 2012 02:28

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İran’ın, İstanbul’da düzenlenecek olan 5+1 görüşmelerini Şam veya Bağdat’a yapılması yönündeki açıklamalarını ‘İpe un sermek’ olarak değerlendirerek, “Dürüst olmak lazım. İşte dürüst olmadıkları için dünyada sürekli olarak itibar kaybına devam etmektedirler. Bu diplomasinin dili değildir, bu başka bir dildir, o da bana yakışmaz” diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Arnavutluk Başbakanı Sali Berişa ile yaptığı ortak basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Bir gazetecinin, İran’ın İstanbul’da yapılması planlanan 5+1 görüşmelerinin Şam ya da Bağdat’ta yapılması yönündeki açıklamalarını ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Harp Akademileri’nde yaptığı konuşmada ‘sıcak çatışma’ olasılığına dikkat çekmesini hatırlatması üzerine Başbakan Erdoğan şunları kaydetti:

“Bunu resmi makamlar olarak kim söyledi, kim söylemedi; bunu bilemem. Ama şuana kadar gördüğümüz kadarıyla meclis başkanının ifadeleri var, dış komite veya dış konsey veya komisyon sözcüsünün yapmış olduğu açıklama var. Ben burada bir gerçeği ortaya koymak zorundayım. Eğer bu toplantının İstanbul’da yapılıp yapılmaması hususu bize herhangi bir prestij kazandıracak bir konu değil. Böyle bir prestijinde biz peşinde değiliz. Bizimle burada İran kazanır. Niye, çünkü adil yaklaşım sergileyebilecek bura bir pozisyon ortaya koyarız da onun için.

Ama şuanda ortada dolaşan teklif, Şam veya Bağdat, ipe un sermektir. ‘Bu iş olmasın’ demektir. Çünkü karşı tarafın Şam’a gelmeyeceğini biliyor, Bağdat’a gelmeyeceğini biliyor, kalkıp ‘Yok biz Şam’ da önerdik, Bağdat’ı da önerdik’ bunu söyleyecekler. Dürüst olmak lazım. İşte dürüst olmadıkları için dünyada sürekli olarak itibar kaybına devam etmektedirler. Bu diplomasinin dili değildir, bu başka bir dildir, o da bana yakışmaz.” dedi

Rumlardan 1 Temmuz tehdidi

Perşembe, 05 Nisan 2012

AB dönem başkanlığını 1 Temmuz’da teslim almaya hazırlanan Rum yönetimi “Türkiye iş birliği yapmazsa üyelik ihtimali zorlaşır” dedi

Güncelleme:05 Nisan 2012 04:59

Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanı Erato Kozakou-Markoullis, Rumların 1 Temmuz’da başlayacak AB dönem başkanlığında Türkiye’nin işbirliği yapmaması durumunda üyelik ihtimaline zarar vereceğini söyledi.

Ermenistan’a yaptığı resmi ziyaret kapsamında mevkidaşı Edvard Nalbandyan ile bir araya gelen Kozakou-Markoullis, Türkiye’nin Güney Kıbrıs dönem başkanlığı sırasında AB ile ilişkilerini dondurabileceği yönündeki açıklamalarına değindi. Kozakou-Markoullis, “Türkiye, Avrupa Birliği tarafından, Avrupa Konseyi seviyesinde oldukça sert ve açık bir yanıt aldı. Türkiye’nin tehditleri AB dışişleri bakanları tarafından kınandı. Eğer Türkiye işbirliği yapmamayı seçerse AB üyeliği ihtimaline zarar verir.

Bu bir aday ülkenin davranışı olamaz ve kesinlikle sonuçları olacaktır” dedi. Dışişleri Bakanı, Kıbrıs Türkleri ve Rumlar arasında 150’den fazla görüşme olduğunu ancak mülkler ve sınır gibi kilit konularda ilerleme gerçekleşemediğini söyledi. Kozakou-Markoullis “Türkiye, Kıbrıslı Türkler aracılığıyla işbirliği yapmayı reddediyor. 1 Temmuz’a kadar anlaşma olmazsa bir ihtimalin Ada’nın işgal altındaki bölgesinin Türkiye’ye ilhakı olduğu tehdidinde bulunuyorlar. Kıbrıs’ın tüm liderleri çabalara devam etmekte kararlı” dedi.

BDP teşkilatında ‘halk mahkemesi’ iddiası!

Perşembe, 05 Nisan 2012

KCK-Türkiye Meclisi iddianamesinde, bir tanığın BDP ilçe teşkilatında kurulan ‘halk mahkemesi’, bu mahkemedeki sorgulama ve araç yakmalar hakkında ifadesi de yer aldı

Güncelleme:05 Nisan 2012 04:14

KCK soruşturması kapsamında 2. iddianame de hazırlandı. Savcı İstanbul Tandoğan tarafından hazırlanan iddianame onay için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. 500 sayfalık iddianamede 43’ü tutuklu 50 sanık yer alıyor. Şüpheliler arasında eski milletvekili Mahmut Alınak da var. Açılacak davanın İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde önceki gün açılan dava ile birleştirilmesi de talep ediliyor

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen tarafından KCK-Türkiye Meclisi hakkında hazırlanan ve mahkemenin önceki gün kabul ettiği birinci iddianamede, tanık Barış Demirhan’ın ifadelerinde, BDP ilçe teşkilatında kurulan ‘Halk Mahkemesi, bu mahkemedeki sorgulamalar ve araç yakma eylemlerinin nasıl organize edildiği bilgileri de yer aldı.

Demirhan, 6 Ocak 2011’deki ifadesinde, PKK’lı olduğu iddia edilen kişilerle kavga ettikten sonra BDP Maltepe ilçe teşkilatında nasıl sorgulandığı iddiasını şöyle anlattı:

‘Halk mahkemesi’

“Bozo kod adlı Mahmut Gücin, Egemen Akdağ ile beni alarak Maltepe BDP ilçe teşkilatına götürdü. Burada Halk Mahkemesi olarak nitelendirdikleri mahkemeyi kurdular. Mahmut Gücin, bizden bu olayın nasıl olduğunu anlatmamızı istedi. Biz de anlattık. Daha sonra kavga ettiğimiz Faruk isimli şahsı odaya çağırdılar. Faruk da olayı anlattı. Gücin bize ‘Şimdi siz çıkın, sizinle işim bitmedi, ben bu olayı araştıracağım’ dedi. Biz de tekrar mahalleye gittik. Birkaç gün sonra Mahmut Gücin bize, meclisten bizim kurumdan ve şahıslardan özür dilememiz yönünde kararı çıktığını söyledi. Biz de kabul ederek özür diledik.”

Demirhan’ın ifadesinde, Bozo kod adlı Mahmut Gücin’in kendileriyle tekrar temasa geçmesi ve araba yakma talimatını nasıl verdiğine ilişkin şu iddialar yer aldı:  “Bize, ‘Bu akşam 5 araç yakacağız, bu araçların Kürtlere ait olmamasına dikkat edin, bizim yurtseverimiz olmasın, faşistlere ait araçlar olsun, araçlarda Türk bayrağı olsun. Özellikle Türklerin ağırlıkta olduğu yerlerde olan araçların keşfini yapın, daha sonra ben sizi arayacağım’ şeklinde talimat verdi. Biz şok olduk fakat korktuğumuzdan dolayı tamam dedik.”

Daha sonra üç ayrı bölgede araç yakmak için gruplar oluşturulduğunu anlatan Demirhan’ın ifadesi şöyle devam etti: “Süleyman Uslu isimli şahıs 5 litrelik benzin bidonunu alarak 1. Grup olarak biz Esenkent mahallesi istikametine doğru yürümeye başladık.

Araçları yaktılar

İETT blokları denilen bir sitenin önünü geldik. Uslu,  Egemen Akdağ’a üzerinde bulunan atletini çıkartmasını söyledi ve Akdağ da çıkarttı. Uslu da bu atlet ile eylem sırasında kullanmak üzere elinde bulunan sopaya sararak araçları yakmada kullanılacak meşaleyi yaptı.”

Demirhan’ın KCK iddianamesinde yer alan ifadesi şöyle devam etti: “Akdağ bana şunları söyledi: ‘Sen eylem yapmaktan vazgeçince, Uslu Çamlık Sokak üzerindeki 5-6 aracın üzerine benzini döktü. Ben olay yerinden koşarak uzaklaşırken araçlar yanıyordu.’”

Demirhan, ifadesinde, “Gülensu mahallesinin 3 ayrı sokağında meydana gelen araç yakma eylemlerini yukarıda isimlerini verdiğim gruplardaki şahıslar gerçekleştirmiştir” dedi.

 

İşte Erdoğan’nın o ‘sır’ konuşması

Pazartesi, 02 Nisan 2012

Erdoğan 23 Mart’ta Harp Akademileri’nde ‘Demokrasideki kesintilerin hiçbirinden ülkenin kazançlı çıktığını görmedik. Ülke on yıllarını heba etti. Demokrasi ve laiklikten sapmanın çıkışı olamaz’ dedi.

Güncelleme:02 Nisan 2012 07:29

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 23 Mart’ta İstanbul’da Harp Akademileri Komutanlığı’nda verdiği konferansta, ”Yakın tarihte, demokraside yaşanan kesintilere bakıldığında, hiçbirinden ülkenin kazançlı çıktığını görmedik. Her kesinti döneminde, ekonomi çok ciddi yaralar aldı, demokrasi sarsıldı, hukuk tartışılır hale geldi ve ülke on yıllarını heba etti” dediği öğrenildi.

Başbakan Erdoğan, Harp Akademileri Komutanlığı’nda verdiği konferansta, Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa’da ’Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti’ olarak tanımlandığına işaret ederek, ”Demokrasiden, hukuktan, laiklikten ve sosyal devlet ilkesinden sapmış bir Türkiye’nin çıkışı olamaz” sözlerine yer verdiği kaydedildi.

Başbakan Erdoğan’ın, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terör karşısında  sergilediği dirayet ve cesaretin takdire şayan olduğunu belirterek,  “Türk Silahlı Kuvvetler’imizi en güçlü şekilde desteklemeye, teşvik etmeye, tüm ihtiyaçlarını noksansız olarak karşılamaya devam edeceğiz” dediği vurgulandı.

Güvenlik yetmez

Terör sorununun salt güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceğini vurgulayan Erdoğan’ın, ”Güvenlik tedbirleriyle eş zamanlı olarak, kalkınma ve demokratikleşme adımlarımızı da atmaya devam edecek, terörün beslendiği bataklığı da kurutacağız” ifadesini kullandığı öğrenildi.

Erdoğan’ın konuşmasında, terörle mücadelenin yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yurt dışında barışın tesisi için üstlendiği misyonlara, Harp Akademileri Komutanlığı’nın eğitim faaliyetlerine de değindiği ifade edildi.

Erdoğan’ın, hükümet olarak son 9 yılda başlattıkları kalkınma seferberliği çerçevesinde savunma sanayi alanında kaydedilen ilerleme ve başarılara da geniş yer ayırdığı konuşmasında, ”Türk Silahlı Kuvvetleri’mizi, barışa hizmet eden, caydırıcı bir güç olarak, göz bebeğimiz bir kurum olarak desteklemeyi sürdüreceğiz” sözlerine yer verdi kaydedildi.

Erdoğan’ın, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olma yolundaki hazırlıklarını kararlı biçimde sürdürdüğüne işaretle, ”Yüzümüzün Avrupa’ya dönük  olması, Doğu’ya, Güney’e, Kuzey’e sırtımızı dönmemiz anlamına gelmiyor” dediği öğrenildi.

Komutanlar dinledi

Başbakan Erdoğan’ın, Harp Akademileri Komutanlığı’nda, Genelkurmay  Başkanı Necdet Özer, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Arslan Güner, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Yalçın Ataman, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hulusi Akan, öğretim elemanları, öğrenci subaylar ve misafir askeri personele hitaben yaptığı konuşma yaklaşık 40 dakika sürdü.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir  Topbaş da basına kapalı olarak gerçekleştirilen konferansın dinleyicileri arasında yer almıştı.

Genelkurmay Başkanı dinledi

Başbakan Erdoğan’ın, Harp Akademileri Komutanlığı’ndaki konferansını Genelkurmay  Başkanı Necdet Özer ile diğer komutanlar, öğretim üyeleri, öğrenci subaylar dinledi. Konuşma 40 dakika sürdü.

 

darbeciler 4 nisanda hakim karşısında

Pazar, 01 Nisan 2012
Türkiye’de ilk defa, 12 Eylül 1980 askeri darbesini gerçekleştiren darbeciler 4 Nisan’da hakim karşısına çıkacak.

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davada, dönemin Genelkurmay Başkanı ve eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, darbe yaptıkları için yargılanacaklar. ‘Şüpheli’ sıfatıyla iddianamede yer alan Evren ile Şahinkaya’nın 765 sayılı TCK’nın ‘Devlet Kuvvetleri Aleyhinde Cürümler’e ilişkin 146. maddesi ile 80. maddesi uyarınca ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına’ çarptırılmaları isteniyor. Sanıkların, duruşmaya gelmemeleri halinde ise ‘polis zoruyla getirilme’ kararı uygulanacak.

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu’na sanıkların müdafilerinin mahkemeye sunduğu sağlık raporlarını göndererek, duruşmada bulunmalarının ve beklemelerinin sağlık durumları açısından bir engel teşkil edip etmediğini sormuştu.

İlk duruşma 4 Nisan’da yapılacak. Mahkeme, duruşma için hazırlıklarına devam ediyor. 12 Eylül darbesine ilişkin hazırlanan iddianameden TBMM Genel Sekreterliği’ne ve Başbakanlığa birer suret gönderen Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianamenin okunması için ise TRT’den spiker talebinde bulundu.

Darbecilerin yargılanacağı davaya CHP başta olmak üzere bugüne kadar 9 siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu ile 238′i bireysel 99′u avukatı aracılığıyla 337 kişi müdahil olma talebinde bulundu. Duruşmayı onlarca sivil toplum kuruluşu temsilcisinin yanı sıra 21 basın mensubu takip edecek.

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk duruşmada müdahillik taleplerini de değerlendirecek. Mahkemenin darbeden birinci derecede zarar görenlerin müdahillik taleplerini kabul etmesi bekleniyor.

“KENAN EVREN SEDYEDE DE OLSA SANIK SANDALYESİNE OTURMALI”

Yusufiyeli Ülkücüler Derneği Başkanı Hasan İlter, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin mimarı Kenan Evren’in sedyede de olsa sanık sandalyesine oturması gerektiğini söyledi. Darbecilerin davayı sulandırmak için elinden geleni yaptığını vurgulayan İlter, devletin bütün imkanları kullanarak sanıkları, sanık sandalyesine oturtması gerektiğini ifade etti.

Savcılık soruşturmasında darbecilerin çağrılıp devletin karşısına çıkarılmadığını hatırlatan İlter, ayaklarına gidilmesinden hukukun eşitlik ilkesi ve adaletin çok zarar gördüğünü vurguladı. Kim olursa olsun, hukuk ve kanun önünde herkesin eşit olduğuna dikkat çeken İlter, “Hemen akıllarına ilk gelen, soruşturmadan kaçmak için, mahkeme karşısına çıkmaktan kaçmak için bütün darbe zanlıları kendilerini GATA’da buluyorlar. Daha önce niye gitmiyorsunuz da soruşturma başlayınca GATA’ya gidiyorsunuz? Bu hukuktan kaçıştır. Hesap vermekten, adaletten kaçmaktır. Bunun önüne geçilmesi lazım. Mutlaka ama mutlaka önüne geçilmesi lazım. Yoksa bu, yanlış bir yol olarak açılacaktır. Devletin ve savcılarımızın, mahkemedeki hakimlerimizin buna çok dikkat etmesi gerekir. Devletin bütün imkanları kullanarak sanıkları, sanık sandalyesine oturtması lazım. Sedyede de olsa devlet bunu yapması lazım.” dedi.

çin,stratejik ortaklıgı Erdogan’ın ziyaretiyle ortaya dökmek istiyor

Pazar, 01 Nisan 2012
Son yıllarda ivme kazanan Türkiye ile olan ilişkilerine oldukça önem veren Çin, Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olarak bu ülkeye yapacağı ilk ziyaret için yoğun bir şekilde hazırlanıyor.

7 Nisan’daki ziyaret öncesinde Zaman’a açıklama yapan Çin yetkilileri, 2010 yılında kararlaştırılan ‘Stratejik Ortaklık’ çerçevesinin içeriğini bu temaslarda dolduracaklarını açıkladı. “Bu ziyaret esnasında Türk tarafı bizim misafirimiz olduğu için her türlü tekliflerini karşılamaya hazırız. Ne yapmak istiyorlarsa işlerini kolaylaştırmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız.” diyen Ticaret Bakanlığı Asya İşleri’nden sorumlu Wentao Liang, “Bu ziyaret, önümüzdeki Türk-Çin ilişkilerinin yönünü tayin edecektir.” dedi. Çin Dışişleri Bakanlığı Batı Asya ve Kuzey Afrika İşleri Genel Müdürü Lu Jian ise Çin ve Türkiye’nin hızlı gelişen iki ülke olduğunu vurgulayarak, her iki devletin dünyanın en büyük ekonomilerinin oluşturduğu G-20 grubunun bir parçası olduğunu söyledi. “Bu yüzden, Türkiye ve Çin’in IMF ve Dünya Bankası’nda daha fazla sesi olmalı. Buralarda ortak hareket edersek daha etkili olabiliriz. Çin ve Türkiye arasındaki stratejik işbirliğinin bu tür alanları da kapsaması lazım.” şeklinde konuştu.

Lu, Çin’in Batı Asya ve Kuzey Afrika bölgesinde stratejik işbirliği kurduğu ilk ülke olduğunun altını çizerek, her alanda Türkiye ile ilişkileri geliştirme arzusunda olduklarını söyledi. Türkiye ve Çin’in bölgelerindeki ve uluslararası alandaki gelişmelerde de söz sahibi olduğuna işaret Lu, “Türkiye bölgesel konularda giderek daha çok söz sahibi olmaya başladı. Çin tarafı olarak bu konularda da işbirliği yapmak istiyoruz.” dedi.

TÜRK MALLARI İÇİN PROMOSYON

İkili ilişkilerde sorun görülen aşırı ticaret dengesizliğinin farkında olduklarını söyleyen Liang da bunu düzeltmek için Çin firmalarının Türk malları ithal etmesini teşvik ettiklerini açıkladı. Türk mallarının Çin pazarında yeterince tanınmadığının altını çizen Çinli yetkili, Erdoğan’ın gezisi esnasında imzalanacak yeni anlaşmalarla Türk ticaret ürünleri için promosyon imkânı sağlanacağını belirtti. 2011 yılında Çin ve Türkiye arasında toplam ticaret hacmi 24,5 milyar dolar olarak gerçekleşirken bunun 19,3 milyar dolarını Çin’in Türkiye’ye sattığı mallar oluşturdu. TÜİK’in son rakamlarına göre Almanya ve Rusya’nın ardından Türkiye’nin en büyük ortağı olan Çin ile Ocak 2012′de ticaret dengesinde kısmi bir iyileşme söz konusu. Bir önceki yılın aynı dönemine göre Çin’in Türkiye’ye yaptığı ihracat (1,6 milyar dolar) aynı kalırken, Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracat ise yüzde 22 artarak 164 milyon dolardan 200 milyon dolara ulaştı. Çinli yetkililer, Ankara ve Pekin’in Suriye konusunda farklı politikalar takip etmesine rağmen bunun ikili ilişkilere olumsuz etki yapmasını beklemiyor. İran nükleer sorununda ise Pekin, Ortadoğu ülkelerinin nükleer güce sahip olmasına karşı çıkıyor ve Türkiye ile aynı politikayı izliyor. Uluslararası toplumla işbirliği yaparak İran sorununun çözümünü hızlandırmaya çalıştıklarını, diyalog ve işbirliğiyle çözümden yana olduklarını anlatan Lu, “Bazı ülkeler İran’a tek taraflı ambargo ilan etti, yaptırım yapmaya başladı. Güç kullanmak, tehdit etmek gerginliği tırmandırıyor, çözümü geciktiriyor.” diye konuştu

İşte o tokat

Cumartesi, 31 Mart 2012

Gergin atmosferde görüşülen eğitimde 4+4+4 teklifinin 3’üncü gününde yine kürsü müdahalesi yaşandı.

Güncelleme:31 Mart 2012 03:01

TBMM Genel Kurulu’nun, önceki gün 11 saat süren gergin oturumunda, sabaha karşı kavga çıktı. Ak Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, kürsüde eleştirilerde bulunan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın üzerine yürüyerek, boğazını sıktı, tokat attı. Muhalefetin tepkisine neden olan olay, yasanın son 4 maddesinin görüşülmesini engelledi.

O sakalı rahmani sanmıştım Tasarının 23’üncü maddesinde kürsüye çıkan Ağbaba, konuşmak isteyen öğretmenlere gaz bombası atıldığını, öğrencilerin dövüldüğünü söyledi. Ağbaba, “Bunun adı faşizmdir, bunu yapanlar da faşisttir. Geçtiğimiz günlerde, komisyonda ismini vermeyeceğim H.K. isminde sakallı bir milletvekili, daha önce o sakalı rahmani sanmıştım ama onun sakalı şeytaniymiş. Şeytani sakallı bir milletvekili CHP Manisa Vekili Özgür Özer’e hunharca saldırdı” dedi.

Ağbaba’nın üzerine yürüdü Bunun üzerine Ak Parti’li Mehmet Metiner tepki gösterdi. Metiner, Ağbaba’nın konuşmasını yaptığı kürsüye yürüdü, boğazını sıktı ve tokat attı. Arbedeye Ak Parti’li ve CHP’li vekiller müdahale etti. Bu sırada Ağbaba, “Terbiyesiz sensin. Kimsin sen, kimsin sen, kim bu, kim bu” diye bağırdı. Metiner, “Saygılı ol lan! “ deyince Ağbaba, “Lan sensin!” diye karşılık verdi. Bunun üzerine Metiner, “Terbiyesiz herif” diye çıkıştı. Ağbaba ise “Terbiyesiz sensin! Gel… Gel… Sen kime saldırıyorsun şerefsiz!” karşılığını verdi. Tartışmanın büyümesi üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşime ara verdi. Ak Parti’li Yakut, “Metiner’e İçtüzük uyarınca kınama cezası verilmesini teklif ediyorum” dedi. Metiner’e kınama cezası verilmesi, AK Partili vekillerin oylarıyla kabul edilmedi.

Sinir diye birşey kalmadı Yakut, daha sonra konuşması yarım kalan CHP’li Ağbaba’ya söz verdi. Ağbaba’nın kürsüye geldiği sırada, bir başka tartışma çıktı. CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ümit Özgümüş ve Şevki Kulkuloğlu, Ak Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin’e doğru yürümek istedi, bazı milletvekilleri onları engelledi. Gerginliğin artması üzerine Yakut, birleşime yeniden ara verdi. Muhalefet, kavgalara rağmen Kurul’un çalıştırılmasına tepki gösterdi. CHP’li Hasan Ören, “Neye yetiştirmeye çalışıyorsunuz, günahtır, ayıptır. Sinirlerimiz bitti. Birimiz ölürse, mutlu mu olacaksınız?” diye bağırdı. Yakut, birleşimi kapattı.

Metiner: Şamar oğlanı değiliz Mehmet Metiner, dün yaptığı yazılı açıklamada, “Ben kürsüye yürümedim, Veli Ağbaba oturduğum yere doğru geldi. Gelenin gidenin vuracağı şamar oğlanı değiliz, herkes haddini, yerini bilecek” dedi.

4+4+4 kavga dövüş geçti

Pazartesi, 12 Mart 2012

Yaklaşık bir haftadır görüşmeleri devam eden yasa teklfi CHP’li ve AKP’li milletvekillerinin kavgalarının arasında 40 dakika içerisinde komisyondan geçti.

Güncelleme:12 Mart 2012 04:27

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda AK Parti milletvekilleri ile CHP’li milletvekilleri arasında kavga çıktı. Yaşanan büyük arbedeye rağmen kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen ve zorunlu eğitimi bölünmüş olarak 12 yıl çıkaran kanun teklifi kabul edildi.

Eğitimde 4+4+4 düzenlemesinin görüşüldüğü Milli Eğitim Komisyonu’nda büyük gerginlik yaşandı. AK Partililer 100 civarında milletvekili ile olası bir işgale karşı kürsü önünde barikat kurdu. Büyük gerginliğin yaşandığı olaylar sonrasında basın açıklaması yapan Komisyon Başkanı Nabi Avcı, görüşmeler sırasında CHP’li milletvekillerin komisyonu çalıştırmak istemediğini söyledi. Avcı, görüşmeler sırasında kendisine atılan bir bant kesiciyi de kameralara gösterdi.

CHP’LİLER OTURACAK YER BULAMADI

Görüşmeler sonrasında CHP milletvekillerinin oturacak yer bulamaması üzerine kavga çıktı.  Ak Parti’li ve CHP’li milletvekilleri birbirlerini yumruklarken, CHP’li Altay  dengesini kaybederek yere düştü.

Komisyonda, önceden gelen Ak Parti milletvekilleri koltuklara oturarak,  toplantının açılmasını beklemeye başladı. Toplantı salonuna gelen CHP milletvekilleri, oturacak yer olmadığını görünce, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, “komisyon işgal edilmiş” diye  bağırdı.

CHP milletvekillerinin salona girmemesi nedeniyle tartışma büyüdü. Bu arada, Ak Parti milletvekilleri ve Komisyon Başkanı Nabi Avcı,  kameramanların dışarıya çıkmasını istedi.

KAMERAMANLAR SALON DIŞINA İTİLDİ

Toplantı salonun girişinde bekleyen CHP’li milletvekilleri çıkmalarını  engelleyince, bazı Ak Parti milletvekilleri kameramanları iterek salondan çıktı.

Yumruklaşma sırasında, CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, dengesini kaybederek yere düştü. Altay’ın yerde, Ak Parti milletvekilleri tarafından  tekmelendiği iddia edildi.

Bazı Ak Parti milletvekillerinin kavga sırasında, “12 saat kitap  okursanız böyle olur” dediği duyuldu.

Gerginlik sürerken, Komisyon Başkanı Nabi Avcı’ya sert bir cisim  fırlatıldı. Cismi eline alan Avcı, basın mensuplarına, gösterdi.

Kavga devam ederken, komisyon uzmanı kanun teklifin maddelerini okumaya  devam etti. “Söz istiyoruz” diye bağıran muhalefet milletvekilleri, “Kahrolsun  faşizm”, “AKP diktatörlüğü sona erecek”, “Gün gelecek, devran dönecek, AKP  halka hesap verecek” diye slogan attı.

İNCE: PARLAMENTER DEMOKRASİ FİİLEN SONA ERMİŞTİR

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, TBMM Milli  Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonundaki kavgayı değerlendirirken,  “Parlamenter demokrasi fiilen sona ermiştir. Bu iş bitti” dedi.

İnce, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonundaki kavganın  ardından, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ve milletvekilleriyle birlikte  TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

“Yere düşmüş arkadaşımıza tekme atan bir ş….siz vardı” ifadesini kullanan İnce, “Hangi mahkeme ne yapıyorsa yapsın. İnsanlıktan nasibini almamış  mahluklar” diye konuştu. İnce, şöyle devam etti:

“AKP’liler, ‘bizim çoğunluğumuz var, sizi konuşturmayız, gerekirse  döveriz’ diyorlar anlayacağınız. Milletvekili dövüyorlar, gazeteci dövüyorlar.  Burada bizim can güvenliğimiz de kalmadı. Yüreği olan herkese sesleniyorum; CHP burada. Bunlara ezilmeyeceğiz, pes etmeyeceğiz. Parlamenter demokrasi fiilen sone  ermiştir. Bu iş bitti.”

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise “Bugün çoğunluğun zorbalığının TBMM ve Türk milletinin tarihine geçirildiği gündür. Bugüne kadar ben AKP’nin  eğilimini ‘otoriter eğilim, otoriter rejim’ olarak tanımlıyordum ama otoriter rejim AKP’yi tanımlamakta artık yetersiz kalmıştır, onun da ötesine geçmiştir.  CHP bu teklifin peşini bırakmayacaktır” dedi.

CHP milletvekilleri daha sonra, “kahrolsun faşizm” şeklinde slogan  attı,

KAVGA SÜRERKEN OYLAMAYA DEVAM EDİLDİ

Komisyonda hareketlilik sürerken teklifle ilgili maddelerin oylamasına devam edilmesi dikkat çekti. Yaklaşık yarım saat süren oylama sonucu teklif Komisyon’da kabul edildi.

MHP’Lİ ŞANDIR: TEKLİF GAYRİMEŞRU

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, TBMM Milli Eğitim Komisyonunda kabul edilen teklifin gayrimeşru olduğunu söyledi.

TBMM Milli Eğitim Komisyonunun MHP’li üyeleriyle birlikte basın toplantısı düzenleyen Şandır, yaşananların kabul edilemeyeceğini belirterek, ‘TBMM’nin şahsiyetine, Türk demokrasisine ve Türk milletine hakaret edilmiştir. Bunun sorumlusu ve müsebbibi AKP iktidarı, başta Başbakan Erdoğan ve AKP yöneticilerdir” dedi.

Türk milletinin geleceğini şekillendiren bir düzenlemenin Komisyon görüşmelerinin yarım saat içinde tamamlandığını anlatan Şandır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başbakan’ın talimatıyla AKP milletvekilleri bir fiili durum yaratmış; bizlerin komisyon başkanına ulaşmamızı engellemişlerdir, komisyon üyesi arkadaşlarımızın söz taleplerine yanıt vermemişlerdir. Bugün kabul edilen teklif gayrimeşrudur. İçtüzüğün amir hükümlerine göre görüşülmemiştir, Teklifin Genel Kurula indirilmesi gayrimeşru olacaktır. Bu konuda sorumluluk Sayın Cemil Çiçek’e aittir, TBMM’de milletin iradesi çiğnenmiştir. Bu despotizmdir, tek adam yönetiminin dayatmasıdır. MHP olarak bunu asla kabul etmeyeceğiz. Bu sonucu kabul etmeyeceğiz, Komisyonunu bu kararını yok sayacak ve bu çirkinliği milletimize anlatacağız.”

MHP Grup Başkanvekili yarın Meclis Başkanı’nı ziyaret edecek.

HALAÇOĞLU: İSTİFA EDECEĞİM

MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu da salonda yaşananlara tepki göstererek arkadaşlarına “Rezillik. Galiba milletvekilliğinden istifa edeceğim. Böyle rezaletin içinde yer almak istemiyorum” dedi.

MECLİS BAŞKANI ÇİÇEK YORUM YAPMADI

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Anayasa Platformu Türkiye Konuşuyor Toplantıları’nın 7′ncisi için bulunduğu Antalya’dan ayrılırken havalimanında  Milli Eğitim Komisyonu’nda yaşanan gerginlikle ilgili “Ak Partili ve CHP’li milletvekilleri arasında arbede yaşanıyormuş?” sorusu üzerine, “‘Muş’ üzerine bir açıklama yapmam. Gerçeği bilmem lazım” dedi.

10 yaşında imam hatip

- Ak Parti’nin, 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim yerine 12 yıllık kesintili zorunlu eğitim getiren yasa teklifi ile 8 yıl ikiye bölündü. Eski sistemde öğrenci 8 yılı bitirmeden okuldan ayrılamıyordu. Yeni sistem şöyle:
- İmam hatip liseleri başta olmak üzere meslek liselerinin orta kısmı yeniden açılacak. Yeni sistemle ilköğretim 4’üncü sınıftan sonra 10 yaşındaki bir öğrenci imam hatip lisesine geçebilecek. 2’nci kademe ilköğretim okulları ortaöğretim programlarıyla ilişkilendirilecek. MEB’in, imam hatip liselerine yönelik 2’nci kademe okullar açması yönetmelikle mümkün olacak.
-  İlkokul 4’üncü sınıftan sonra öğrencilere seçimlik dersler adı altında istedikleri alanda ders seçme imkanı sağlanacak. MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın hazırlayacağı seçmeli ders programıyla, Arapça, Kuran dersleri de seçmeli ders olacak. Aleviler, Süryaniler, Hıristiyanlar ve Museviler için de seçmeli din dersleri getirilecek. Komisyonda, ilgili madde, Kürtçe’nin seçmeli ders olacağı yorumuna da yol açtı. Yasa teklifinin 3’üncü maddesindeki okul kurma tanımı aynı zamanda müfredat bütünlüğü olarak düzenlenecek. Genel bir lisede aynı zamanda meslek lisesi veya meslek ortaokulu programları da yer alabilecek.
- Teklifle, öğrenci 8’inci yıldan sonra isterse açıköğretime geçebilecek. Hangi programların açık öğretimle ilişkilendirileceği ve zorunlu eğitim kapsamına alınacağı Bakanlar Kurulu’nca belirlenecek. Böylece 8’inci sınıftan sonra türbanlı öğrencilerin, açıköğretim aracılığıyla okumalarının ve Kuran kurslarına gitmelerinin vizesi de Bakanlar Kurulu’nun kararına bağlı olacak.
-  Okul öncesi eğitim zorunlu hale getirilmedi. Ancak ilköğretime başlama yaşı 6’dan 5’e çekildi. Eğitim çağı da 6-13 olarak düzenlendi. Liseler 2012-13’ten itibaren zorunlu olacak. Bakanlar Kurulu zorunlu eğitimin başlamasını 1 yıl erteleyebilecek. Üniversiteye girişte uygulanan katsayılar kaldırıldı. Okul başarı puanları da yeniden düzenlendi. Adayların sınav puanına eklenen en düşük okul başarı puanı 12’den 30’a yükseltildi. En yüksek puan ise 60 olarak kaldı.
-  Akşam açıklama yapan AK Partili Fikri Işık ise, “72 ayını doldurmayan hiçbir yavrumuz okula başlamayacak. 5 yaşında ilkokul yok” diyerek kabul edilen teklifte düzeltme yapılacağını söyledi.

 

Kılıçdaroğlu’na örgütçü danışman

Cuma, 09 Mart 2012

Geçtiğimiz aylarda Ak Parti’den istifa ederek yaklaşık 3 bin kişiyle birlikte CHP’ye üye olan Karabulut, partiye “örgütlerden sorumlu” danışman olarak atandı.

Güncelleme:09 Mart 2012 05:41

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir süre önce Ak Parti’den istifa ederek CHP’ye geçen Durak Karabulut’u “örgütlerden sorumlu” danışman olarak atadı. Karabulut, CHP’nin oy alamadığı bölgelerde çalışarak partinin genişlemesinden sorumlu olacak

Eski Başbakan Bülent Ecevit döneminde partide Gençlik Kolları’nda çalışan Karabulut, bir süre DSP Ankara İl Başkanı olarak görev yaptı. Karabulut, daha sonra Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün öncülüğünde oluşturulan, “Türkiye Değişim Hareketi”nde Ankara ve İç Anadolu bölgesi teşkilatlanmasından sorumlu oldu.
Daha sonra Ak Parti’ye geçen Karabulut, bir süre bu partide görev aldıktan sonra istifa ederek ekibiyle CHP’ye geçti. Kılıçdaroğlu’nun bir süre önce CHP’de danışman olarak atanan Karabulut’un “örgütçü” kimliğinden faydalanarak partinin genişlemesi için Karabulut’a yetki verdiği belirtildi.

Hakan Şükür’e “Maç kaç kaç” sorusu

Salı, 06 Mart 2012

AK Parti İstanbul Milletvekili Hakan Şükür’e CHP’li milletvekilleri “Maç bitti mi?”, “Maç kaç kaç” sözleriyle sataştı. Hakan Şükür, “Bilmem” diyerek yerine oturdu.

Güncelleme:06 Mart 2012 01:34

Meclis’te 4+4+4 eğitim modeli teklifinin görüşüldüğü komisyon toplantısından ayrılan AK Parti İstanbul Milletvekili Hakan Şükür’e dönüşünde CHP’li milletvekilleri “Maç bitti mi?”, “Maç kaç kaç” sözleriyle sataştı. Hakan Şükür, “Bilmem” diyerek yerine oturdu.

Bir özel televizyon programında yorumculuk yapması nedeniyle tartışma konusu olan AK Parti İstanbul Milletvekili Hakan Şükür komisyonun başladığı saat 11.00′den 19.00′a kadar toplantı salonunda konuşmaları dinledi. Saat 21.30 civarında komisyon toplantısına tekrar gelen Hakan Şükür’e CHP’li milletvekilleri “Maç bitti mi?”, “Maç kaç kaç bitti” diye laf attı. Şükür, “Bilmem” diyerek yerine oturdu.

CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş twitter hesabından, “Milli Eğitim komisyonundayız. 4 saattir Sakarya Milletvekili Engin Özkoç konuşuyor. Komisyon üyesi Hakan Şükür de köşede laptopuna bakıyor. Meğer Hakan Şükür laptopundan maç seyrediyormuş” diye yazdı.