‘Kültür & Sanat & Sinema’ kategorisi için Arşiv

Matrix’teki “mucize” gerçek oluyor!

Pazar, 11 Aralık 2011

Beyine dışarıdan bilgi yükleyebilen makine geliyor!

Güncelleme:11 Aralık 2011 15:35

Matrix filminde Neo karakterinin sadece birkaç saniye içerisinde Kung Fu öğrendiği sahne gerçek oluyor. Bilim adamları beyne dışarıdan sinyal göndererek beyin aktivitesini etkilemeyi başaran bir makine geliştirdi.

Önce Duke Üniversitesi’nde görevli Amerikalı bilim adamları, beynine mikroçipler takılan bir maymuna istenilen bilgiyi göndermeyi başardıklarını duyurdu. Ardından Rus bilimadamı Vitali Valtsev, düşünme yeteneği olan ve bir bebek gibi eğitilmezse suçluya dönüşebilecek bilgisayar icat ettiklerini öne sürdü. Tüm bu gelişmeler gişe rekorları kıran The Matrix filminde Keanu Reeves’in canlandırdığı Neo karakterinin bir bilgisayara bağlanıp birkaç saniye içinde milyonlarca sayfa bilgiyi ve beceriyi kazandığı o sahneyi akıllara getirdi. Dün Boston Üniversitesi uzmanlarıyla ortak çalışan Kyoto Nörobilim Akademisi’nin Japon bilim adamları bu rüyanın gerçek olmaya çok yakın olduğunu açıklayınca birkez daha bilim dünyasında heyecan yaşandı.

Hafıza hapı da geliyor

Uzmanlar ‘yakın gelecekte’ yeni bir yabancı dilin ya da uçak uçurma becerisinin uyanık olmaya bile gerek duyulmadan insanların beynine kısa sürede yüklenmesinin mümkün olacağını açıkladı. FMRI adlı bir cihaz geliştirdiklerini duyuran bilim adamları, bu cihazın beyne gönderdiği sinyaller ile beyin aktivitesini değiştirmeyi başardıklarını, bunun da teorik olarak beyne yeni bilginin dışarıdan aktarılmasına olanak verdiğini vurguladı. Saygın bilim dergisi Science, bilim adamlarının bu çalışmasını son sayısında geniş bir şekilde yayımladı. Ayrıca uzmanların, hafızayı dinç tutacak ve öğrenilen bilgilerin çok daha uzun süre beyinde zarar görmeden depolanmasını sağlayacak bir hafıza hapı üzerinde de çalıştıkları kaydedildi.

İlk deneme Neo’dan!

Larry ve Andy Wachowski kardeşlerin yazıp-yönettiği bir bilim kurgu filmi, 1999’da gösterime girmişti.. Filmde başrolü oynayan Keanu Reeves (Neo), bir bilgisayara bağlanıp birkaç saniye içerisinde milyonlarca sayfa bilgiyi beynine yüklemişti.

 

4.5 milyon dolarlık saat alan Türk!

Pazar, 11 Aralık 2011

Türkiye’de gizli zengin bir işadamı her yıl 4.5 milyon dolarını saate yatırıyor.

Güncelleme:11 Aralık 2011 15:23

Lüks saat markalarının distribütörü Glashütte Marka Müdürü Bayazıtoğlu’na göre, Türkiye’de gizli zengin bir işadamı her yıl 4.5 milyon dolarını saate yatırıyor. Bugüne kadar satılan en pahalı saatin ise bir Rus tarafından alındığını söylüyor.

Tissot, Glashütte, Maurice Lacroix gibi birçok saatin distribütörlüğünü yürüten LPI’ın Genel Müdürü Cent Uğurdağ’ın verdiği bilgilere göre Türkiye’de her yıl 250-300 bin saat satılıyor. İsviçreli Glashütte Original’in Türkiye Marka Müdürü Özhan Bayazıtoğlu ise, “Sadece kendi markamıza bağlı konuşmuyorum. Türkiye’de bugüne kadar satılan en pahalı saati bir Rus turist aldı. Saatin fiyatı 1.5 milyon dolardı. Ama Türk koleksiyonerler de var. Bir Türk her yıl kendisine 4.5 milyon dolarlık saat alıyor. Ama medyadan tanımıyorsunuz. Adını bilmiyorsunuz. Sadece işadamı olduğunu söyleyebilirim. Ben ne kadar çok gizli zengin olduğunu bu sektöre girince gördüm” diyor. Türk koleksiyonerlerinin zaman zaman koleksiyonları için spesifik isteklerde de bulunabildiğini ifade eden Uğurdağ, “Bir koleksiyoner hiç el değmemiş saat istiyor. Yani saatinin jelatininin açılmamış olması konusunda direniyor. Oysa saatler gümrükte kontrol edilirken jelatinin çıkması gerekiyor. Bu bizi zorluyor. Özel numaralı koleksiyonlarda sadece belirli bir numarada saat toplamak isteyenler de bulunuyor. Mesela saatin hep 7 numaralı olmasını arzu edebiliyor.” diyor.
‘SON ÇEYREKTE SATIŞLAR DÜŞTÜ’ 
Türkiye’nin pahalı saatin başkenti İsviçre’nin saat ihracatında 19′uncu olduğunu ifade eden Uğurdağ, “Türkiye’nin saat ithalatı 250-300 milyon frank civarında. İsviçre saat sektöründen aldığı pay yüzde 1-2 seviyesinde bulunuyor. En iyi olduğumuz yıl 2007 idi. O yıl İsviçre’nin ihracatında 17′nci ülke olmuştuk. 2009 yılı kötü geçti. 2011 iyi başladı. Ama son çeyrekte yine sıkıntı yaşanmaya başlandı” diyor.
‘KOLEKSİYON SAATİ KOLA TAKMIYORUZ’ 
Habertürk’te yer alan habere göre; Uğurdağ, “İsviçre saat ihracatı 20 milyar dolar. Erkeklerin en önemli aksesuvarı saat, araba ve ev. Bu aksesuvarlar arasında sadece saati yanında taşıyabiliyor. Ama özel koleksiyon saatleri kollarına takmayıp kasaya koyuyorlar” diyor. LPI’ın markaları arasında yer alan Glashütte tümüyle 70′li yılların karakterini taşıyan Seventies Panorama Date saatlerini satışa sunmaya başladı. Fiyat ise 9 bin 500 Euro.
‘BROKER’LA ÇALIŞIYORLAR’ 
Uğurdağ, “Türk koleksiyonerler pahalı saatler için yurtdışında zaman zaman saat borker’larıyla da çalışabiliyor” diyor.

AB Müzakerelerinde Bir İlk

Perşembe, 30 Haziran 2011

Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinde son bir yılda bir tek başlık açılamadı Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinde “olumsuz bir ilk” yaşanıyor. 2005 yılında resmen açılan müzakere sürecinde ilk defa 12 aylık bir sürede bir tek başlık açılamadı.

Türk yetkilileri, “bu fasılın açılması için ellerimizden gelen her çabayı yaptık” derken, Avrupa Komisyonu’nun “ikincil kriterleri de şimdiden talep ettiği”ni söylediler. Ankara’daki bazı AB diplomatları da, Avrupa Komisyonu’nun “yeşil ışık” yakmaya “direndiği”ne işaret etti.

1 Temmuz’da başlayan Macaristan Dönem Başkanlığı 30 Haziran itibariyle sona eriyor. Türkiye’nin AB üyelik hedefine destek veren Macaristan başkanlığı döneminde, önceki altı ayda, Belçika başkanlığı sırasında bir türlü açılamayan “Rekabet Politikası” faslındaki müzakerelerin başlatılabileceği umuluyordu.

Macaristan da, başlığını açma yönünde çabalar gösterdi ancak bu konudaki umutlar gerçekleşmedi. Türk yetkilileri, “Biz şimdiye kadar bu fasılın açılması için ellerimizden gelen her çabayı yaptık” derken Avrupa Komisyonu’ndan yakındılar.

Türk yetkilileri “Komisyon, bizden ikincil kriteleri de şimdiden istemeye başladı. Halbuki bu ikincil kriterler, diğer aday ülkelerden başlığın açılması sonrası müzakere süreci sırasında talep edilmişti” şeklinde konuşuyorlar.

AB tarafı ise, “zorlu” bir fasıl olarak bilinen “Rekabet Politikası”nın müzakerelere açılması için şart konulan “açılış kriteleri”nin Türkiye tarafından tam olarak yerine getirilmediğini savunurken Ankara’nın, yapması gerekenlerin bir kısmını daha sonra yapacağını söylediğini savunuyorlar. Buna karşın, Ankara’daki kimi AB diplomatları da, Avrupa Komisyonu’na işaret ediyorlar. Bu diplomatlara göre, Komisyon’un rekabetten sorumlu üyesi olan Başkan Yardımcısı Joaquin Almunia’nın “direndiği”ni söylediler. Almunia’nın, “kriterler tam olarak yerine getirilmeden” bu başlıkta müzakerelerin başlamasına yeşil ışık yakacak “teknik rapor”u vermeye yanaşmadığını ifade ediliyor.

-Polonya VE RUM BAŞKANLIKLARI GELİYOR-

Macaristan, 1 Temmuz itibariyle AB Dönem Başkanlığını, Polonya’ya devredecek. Polonya da AB’de “Türk dostu” ülkeler arasında yer alıyor. Son bir yılda açılamayan “Rekabet Politikası” başlığının Polonya döneminde açılıp açılmayacağı da bilinmiyor.

AB diplomatik kaynakları, Türk hükümetinin, Macaristan Başkanlık döneminin önemli bir kısmında seçim çalışmaları ile meşgul olduğunu belirterek bundan sonra Ankara’nın AB konularına daha fazla odaklanması umudunu dile getiriyorlar.

Polonya’nın ardından 1 Ocak 2012′de Türkiye ile ilişkileri pek sıcak olmayan Danimarka’nın başkanlık dönemi başlayacak. Danimarka’nın ardından da Temmuz 2012′de başkanlık, Kıbrıs Rum Kesimi’ne geçecek. Rum Kesimi, halen bazı müzakere başlıklarını tek taraflı olarak bloke ediyor.

Ekim 2005′de resmen başlatılan müzakere sürecinde şimdiye kadar ancak 13 fasıl, açılırken bunlardan sadece biri geçici olarak kapatılabildi.

Başlıklardan 8′i, Avrupa Konseyince 2006 yılının Aralık ayında Türkiye’nin, havaalanlarını Rumlara açılmasına ilişkin Ek Protokolü uygulamadığı gerekçesiyle askıya alındı.

Buna ek olarak, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkan Nicolas Sarkozy’nin Cumhurbaşkanı olmasından sonra Fransa, onun ardından da Rum Yönetimi, bazı başlıkları tek taraflı olarak bloke etmişlerdi.

Sonuç olarak, 18 başlık dondurulmuş iken siyasi engellere takılmayıp açılabilecek durumda olan sadece “Rekabet Politikası”, “Kamu Alımları” ve “Sosyal Politika ve İstihdam” olmak üzere, 3 fasıl kalıyor.

Köprüden Atladı Ölmedi

Çarşamba, 29 Haziran 2011

Boğaziçi Köprüsünden Atladı Ama Ölmedi

Boğaziçi Köprüsü’nden atlayarak intihar girişiminde bulunan bir kişi, yaralı olarak kurtarıldı

Boğaziçi Köprüsü’nden atlayan 34 yaşındaki Ersin Yüksel, mucize eseri hayatta kaldı. Vücudunda kırıklar olduğu tespit edilen Ersin Yüksel, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Ersin Yüksel, bugün saat 14. 00 sıralarında 34 DL 3564 plakalı otomobille Boğaziçi Köprüsü’ne geldi. Otomobili köprü üzerinde durduran Ersin Yüksel, kendisini Köprü korkuluklarından boşluğa bıraktı. İstanbul Boğazı’nın sularına çakılan Ersin Yüksel, mucize eseri hayatta kaldı.

Bu sırada Boğaz’dan geçen teknedekiler Ersin Yüksel’i sudan çıkardı. Ersin Yüksel, tekneyle Beylerbeyi sahiline çıkarılırken gelen ambulansa konularak Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne kaldırıldı. Vücudunda kırıklar olduğu tespit edilen Ersin Yüksel’in hayati tehlikesinin bulunduğu belirtildi. Neden intihar etmek istediği henüz öğrenileyen Ersin Yüksel’in otomobili Köprü Koruma Şube Müdürlüğü önüne çekildi. Polisin olayla ilgili soruşturması devam ediyor.

Taies Farzan Tecavüz Sahneleri

Cumartesi, 23 Nisan 2011

Dün vizyona giren ‘İçimdeki Sessiz Nehir’ filmindeki tecavüz sahnesi ile gündeme gelen İranlı oyuncu Taies Farzan, “Bu sahnelerin ön plana çıkması beni çok yaraladı. Amacım kesinlikle kısa yoldan şöhret olmak değildi” dedi. Uzun yıllar Almanya’da yaşayan ve bir yıl önce İstanbul’a yerleşen Farzan, hakkında bilinmeyenleri anlattı…

Grup Yorum Konseri 50 Bin Kişi

Pazar, 17 Nisan 2011

Grup Yorum’un “Bağımsız Türkiye” başlıklı halk konseri, Bakırköy’de gerçekleştirildi. İdil Kültür Merkezi’nin organizasyonuyla Bakırköy’deki cumartesi pazarı alanında gerçekleştirilen konserde, gruba Leman Sam, Kubat, Mor ve Ötesi, Burhan Berken, Tuncel Kurtiz ve İstanbul bağımsız milletvekili adayı Sırrı Süreyya Önder de destek verdi.
BAĞIMSIZ TÜRKİYE

Beşik Halk Oyunları ekibinin gösterisi ve Tuncel Kurtiz’in okuduğu şiirle başlayan konserde grup, sevilen şarkılarını seslendirdi. Konserden önce basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Grup Yorum’un bateristi İnan Altın, bu konserin çok farklı bir tarihsel anlamı olduğunu, konsere “Bağımsız Türkiye” adını verdiklerini anımsatarak, “insanların birbirini ve emperyalizmin Türkiye’nin zenginliklerini sömürmediği bir ülkede yaşama hayalini hep beraber ifade etmek için burada olduklarını” söyledi.

Adaletsizliklerden yakınan milyonlarca insan bulunduğunu, fakat insanların umutsuz ve çaresiz olduğunu ifade eden Altın, böyle düşünenlerin yalnız olmadıklarını anlamaları için bu konseri gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Leman Sam, Grup Yorum’a çok saygı duyduğunu belirterek, konserde olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

3 Boyutlu Porno Film Vizyonda

Pazar, 10 Nisan 2011

Hong Kong’da gösterime giren ‘Sex and Zen’ adlı dünyanın ilk üç boyutlu (3D) porno filmi izleyiciyle buluştu.

İngiliz basını filmin büyük bir ilgi gördüğünü, Çin hükümetinin yetişkinlerin porno izlemesine ilişkin yasağına rağmen, pek çok kişinin sırf bu film için Hong Kong’a seyahat etmeye hazırlandığını yazdı.

Bu amaçla pek çok tur şirketinin ‘Sex and Zen’ filmi için Hong Kong’a turlar düzenlemeye başladığı da öne sürüldü.

Burcu Esmersoy hakkında bilinmeyenler

Pazar, 02 Ocak 2011

Miss Turkey 1997 yarışmasında 4. olduktan sonra sekreterlikle başladığı kariyer yelpazesine klip oyunculuğu, spor spikerliği derken dansçılığını da katan Burcu Esmersoy, Romantik Komedi filminde de konuk sanatçı olarak rol almıştı. Dans tutkusunu her fırsatta dile getiren Esmersoy’un adı son olarak dans partneri Jaki’yle aşk dedikodularına karıştı.

Burcu Esmersoy… Son dönemde magazin sayfalarında boy boy ‘ fotoğrafları çıkan, haberleri manşetlere taşınan ekranların kadın spor spikeri, dans yarışmasındaki seksi performansıyla adından daha da sık bahsettirmeye başladı. Medya dünyasına Hıncal Uluç’un sekreteri olarak girdiği günden beri yükselişte olan Esmersoy, bugünlerde dans yarışmasında giydiği kostümleri ve güzelliğiyle öne çıkıyor. Esmersoy, yarışmanın dansıyla en çok konuşulan kişisi oldu.
TÜRKİYE 4. GÜZELİ

Çerkez asıllı anne-babanın kızı olan Esmersoy, Beşiktaş Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Turizm İşletmeciliği’nden mezun oldu. Ardından ABD’ye giderek New York Üniversitesi’nde Hospitality, Tourism and Sports Management eğitimi aldı. Adını ilk olarak 1997′de katıldığı Miss Turkey güzellik yarışması ile duyurdu. Kamp döneminde yarışmacılar arasında düzenlenen dans yarışmasında yaptığı oryantal ile birinci olan Esmersoy popülaritesiyle dikkat çekti ve 4. oldu. Bu başarısıyla da Japonya’daki Miss International yarışmasında ülkemizi temsil etti ve “Dostluk Güzeli” unvanım elde ederek geri döndü.

(daha fazla…)

Nasıl ünlü olunur?

Çarşamba, 29 Aralık 2010

Ünlü olmanın kolay yolları neler?

Nasıl ünlü olunur?

Dünyada birçok insanın hayali “ünlü olmak”. Işıklar, para, ilgi,lüks yaşam… Kim kitleler tarafından sevilmeyi ve takdir edilmeyi istemez ki? İşte bu listede size bu hayalinize ulaşmak için anahtar olabilir…

Reality Show’lara katılmak

Herkesin televizyondaki bu programlara çıkmış bir tanıdığı vardır. Özellikle bugünlerde bu programlara katılan çok insan var ve çok seviliyorlar. Ünlü olmanın en kolay yolu! Üstelik yetenekli olmanıza bile gerek yok!

Zamanlamanın doğru olması

Doğru zamanda doğru yerde olmak ünlü olmanın önemli bir kriteri. Tek ihtiyacınız olan biraz şans. Örneğin ABD’de Bay Autry isimli bir adam New York metro raylarına düşen bir adamı raylardan çekip ezilmesini engelleyerek çok ünlü olmuştu.

Herhangi bir alanda Dünya rekoru kırmak

Bir rekorlar kitabına baktığınızda dünyanın en garip ve manasız rekorlarıyla karşılaşırsınız. Çünkü fark edilecek kadar eşsizdirler. Günümüzde dünya rekoru kırmak da kolay. Sadece bulabildiğiniz kadar insanı bir yerde toplayın ve onlara kadeh kaldırtın.

Telif hırsızlığı da bir yöntem

Bu yöntem kolay olduğu kadar dürüst olmayan da bir yöntem. Sadece çok bilinmeyen bir şey, örneğin bir şarkı bulun ve intihal yapın! Örneğin İsrail’in çok ünlü söz yazarı Naomi Shemer en sevilen şarkısını bir ninniden yaptığını ancak ölüm döşeğinde itiraf etti. Bunu yapmanızı tavsiye etmiyoruz.

Hayır işlerinde bulunmak

Çok büyük bir parayı ya da zamanınızın bir kısmını feda ederek en azından yerel gazetelerin birine çıkabilirsiniz. Düşünün bir kere, Gandhi de sadece yürümüştü!

İlişkileriniz kuvvetli olmalı

Bu da reality showlar gibi yetenek gerektirmeyen bir yol. Sadece güzel görünmelisiniz. Ünlü olmak için beklemeyin, ünlü olmak için ünlü kişilerle tanışın.Böylece medya dünyasında bir yer edinebilirsiniz.

Kendinizi utandırarak ünlü olabilirsiniz

Şöhret dünyası artık internet üzerinden yürüyor. Bu muhtemelen ünlü olmanın en kolay yolu. Evden çıkmanıza bile gerek olmadan bir kamera alın ve garip, korkunç, üzgün ya da utandırıcı hallerinizi görüntüleyin. Sonra da internete koyun. Bu kadar kolay!

İcat yapın,mucitlik ün katar

Hayatlarımızı değiştiren bir şeyler icat etmek ünlü olmanın yollarından biri. Sadece biraz etrafınıza bakın ve sorunları görün. İnsanların en çok seveceği icat muhtemelen bir tedavi yöntemidir. O zaman siz de eldivenlerinizi geçirin ve kansere çare bulun!

Gerçek bir yetenekseniz zaten ünlü olursunuz

Ünlü olmanın en değer verilen ve en karlı yolu gerçekten yetenekli bir insan olmak. Yetenekli olduğunuz işi yaparken başkaları da sizin gibi heyecanlanıyorsa ünlü olacaksınız demektir. Eğer yetenekliyseniz ünlü olmak çoğu insanın düşündüğü gibi zor değil

Dizilere Oyuncular Aranıyor

Çarşamba, 29 Aralık 2010

Cihan Ünal, Nurgül Yeşilçay, Esra Akkaya ve Berna Laçin’in dahil olduğu bir kurul yıldız adaylarını seçecekTürkiye’de çekilen dizi, film ve reklamların sayısı gün geçtikçe artıyor.
Bu artışla beraber çok sayıda yeni oyuncuya da ihtiyaç duyuluyor.
Yapımcılar, oyuncu bulmak için genelde cast ajanslarına başvurup katalogtaki oyuncular arasından kendilerine uygun olanı seçiyorlar.
Bu süreçte yaşanan sıkıntıları çok iyi bilen Berna Laçin, üniversite yıllarından arkadaşı olan eski petrolcü Timuçin Tuncer’le, yaklaşık 2 milyar dolarlık bu sektöre yeni bir açılım kazandırdı.
Ortaklaşa bir şirket kurup oyuncuadresi.
com adlı iş portalını hazırladılar ve Türkiye’deki tüm sinema, TV ve tiyatro oyuncularını ilgilendiren büyük bir projeye imza attılar.Berna Laçin’in ortağı Timuçin Tuncer de sitede oyuncuların, istenen ayak numarasından göz rengine, boyundan eğitimine çok sayıda pek çok kategoride aranabileceğini söylüyor.
İlk etapta 2 bin kadar oyuncunun yer aldığı sitede, genç yetenekler de keşfedilecek.
Ünlü oyuncular Cihan Ünal, Nurgül Yeşilçay, Esra Akkaya ve Berna Laçin’in dahil olduğu bir kurul, siteye üye olan genç oyuncular arasından yıldız adaylarını seçecek.
Bu kişilere oyunculuk eğitimi imkânı sağlanacak.
Tuncer, “Siteye yatırdığımız paranın 22 ayda dönmesini bekliyoruz.” diyor.
YURTDIŞINA DA OYUNCU ARANIYORArtık bu sektörde de globalleşmenin gerekli olduğunu belirten Laçin, “Avrupa’daki Türklerin sayısı arttıkça reklamları Türkçe yapmaya başladılar.
Bu nedenle de Türk oyuncu arıyorlar.
Almanya’dan iki, Fransa’dan bir yönetmen bizden oyuncu istedi.
Siteye yine bu ülkelerden katılmak isteyen oyuncular var.
Amaç sektörü bir arada tutmak” dedi.
2 MİLYAR DOLARLIK PAZAR450 bin dolar yapım maliyeti ile kurulan iş portalında 10 kişi çalışıyor.
Kısa sürede sektörün Kanal D, ATV, Star TV gibi kanalları, Tümay Özokur, Harika Uygur ve Sihirli Anahtar gibi belli başlı cast ajansları, cast direktörleri, Erler Film, TİMS, HMO ve Gold Film gibi birçok yapımcı, oyuncu ve oyuncu adayları bu portala üye olup kullanmaya başladı.
Oyuncuadresi.com’u online cast’tan ayıran ve dünyada ilk olmasını sağlayan özelliklerin başında kanal yöneticilerinden yapımcılara, cast direktörlerinden cast ajanslarına, oyunculardan oyuncu adaylarına ve yönetmenlere kadar herkesin burada olabilmesi.
Portala üyelik, tüzel kişiler için yıllık 75 YTL+KDV.
Berna Laçin ve Timuçin Tuncer, portalı dünya çapında yapabilmek için de çalışmalara başladı.
Uluslararası bir kuruluşa üye olmak için başvuru yaptılar.
Türk oyuncuları, dünyaya sunma olanağı elde ederken, dışarıdaki oyuncuları da bizim yapımcıların ve cast direktörlerinin ekranına getirecekler.
Yurtdışı ayağının ikinci aşamasında ise yabancı kurumları portala üye yapmayı planlıyorlar.
‘OYUNCU BULMAK ZOR’ Berna Laçin, “Bir dizide 80′e yakın kişi oynar.
Bu oyuncuları tespit etmek çok eziyetli bir süreç.
Türkiye’de çok iyi cast ajansları var.
Ancak bunları dolaşmak ve oyuncu seçmek çok zaman alıyor.
O yüzden dizilerde hep aynı oyuncuları görüyoruz.
Burada bir sorun olduğunu düşünerek bu şirketi kurduk.
www.oyuncuadresi.com adlı sitemizde Türkiye’nin dört bir yanındaki ajanslar ve bağımsız oyuncular bir arada olacak.
Biz ajansların işine talip değiliz.
Yalnızca onları havuzda topluyoruz.” diyor.