‘Kültür & Sanat & Sinema’ kategorisi için Arşiv

Ünlü oyuncu hayatını kaybetti

Perşembe, 19 Ocak 2012

Tiyatro ve dizi oyuncusu Evin Esen (63), kalp rahatsızlığı nedeniyle kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Güncelleme:19 Ocak 2012 00:14

Çok sayıda oyun ve diziyle seyirci karşısına çıkan, son olarak Akasya Durağı’nda oynayan, Sinan karakterinin kayınvalidesi Şaziment’i canlandıran Evin Esen, dün akşam saatlerinde rahatsızlanınca komşuları tarafından Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Esen, buradaki ilk müdahalesinin ardından, iddiaya göre yoğun bakımda yer olmadığı için başka hastaneye sevk edildi. Esen, ambulansla Pendik Kaynarca Özel Medicine Hospital’a götürüldü. Hastaneye geldiğinde yaşam fonksiyonları durduğu belirlenen sanatçıyı, hayata döndürmek için yaklaşık 45 dakika müdahale edildi, ancak başarılı olunamadı. Şeker hastası olan Esen’in, beyine giden damarlarda meydana gelen tıkanıklık sonucu rahatsızlandığı ve geçirdiği kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtildi.

Bir süre önce eşinden boşandığı ve tek başına yaşadığı söylenen Esen’in cenazesinin, yarın ikindi namasına müteakip Şakirin camiinden kaldırılacağı ve Karacaahmet mezarlığına defnedileceği öğrenildi.

Sansür tartışması sergi kaldırttı

Perşembe, 12 Ocak 2012

İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Sanat Merkezi’nde açılan sergideki 3 fotoğrafın bazı basın organlarında eleştirilmesi ardından yetkililerce sergiden kaldırılması sanatçıların tepkisine neden oldu.  Sergiyi düzenleyen İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği (İFOD) üyeleri uygulamanın sansür olduğunu savunurken, kalan fotoğrafları da toplayıp sergiye son verdi.

İŞTE O RESİMLER(FOTO GALERİ)

İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği (İFOD) geçtiğimiz günlerde ‘Aykırı’ isimli fotoğraf sergisi için üyelerine çağrı yaptı. Sergiye 48 sanatçı fotoğraf gönderdi İFOD Yönetim Kurulu 33 fotoğrafı sergilemeye değer buldu. Sergi 3 Ocak’de Kültürpark’daki İzmir Sanat Merkezi’nde açıldı. Ancak, ulusal bir haber ajansı 6 Ocak’da sergideki 3 fotoğrafın dini ve toplumsal değerlere aykırı olduğunu içeren bir haberi servise koydu. İki ulusal gazete de, 8 Ocak pazar günü “Dini değerlere hakaret içeren fotoğraf sergisi Türkiye’yi ayağa kaldırdı” başlığıyla sergiyi okurlarına duyurdu. 9 Ocak pazartesi günü de belediye yetkilileri 3 fotoğrafı sergiden çıkardı.

İFOD üyeleri, İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Sanat Merkezi önünde bugün biraraya geldi. Tartışılan üç fotoğrafla birlikte diğer fotoğrafları da sergiden indiren İFOD üyeleri tepkilerini böyle gösterdi. İFOD Başkanı Beyhan Özdemir, şöyle dedi:

“Çeşitli basın organlarında çıkan asılsız ve kışkırtıcı haberler karşısında İzmir Büyükşehir Belediyesi sansür uyguladı. İFOD’un bilgisi ve isteği dışında 3 fotoğrafımız sergiden indirilerek bir odaya kapatılmıştır. İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri fotoğrafların kendileri tarafından sergiden kaldırıldığını ve sergide yeralmasına izin vermeyeceklerini söylediler. Böylece belediyecilik görevleri yanında sanat bilirkişiliği ve sansür kurulu görevlerinin olduğunu da bizlere göstermiş oldular. Demokrasilerde bunun adına Sansür denir.”

“İFOD ÇEYREK ASIRDIR BÖYLE BİR SANSÜR GÖRMEDİ”
Daha önce yüzlerce sergi açtıklarını ve dünyanın her yerinde çeşitli fotoğraf sergilerinde yer aldıklarını söyleyen İFOD Başkanı Beyhan Özdemir, “Bu sansürün altında kalamayız. Biz fotoğraf sanatçıları olarak, hiç bir şekilde din mezhep ayrımı yapmadık zaten yapamayız. Ama fotoğraflardan bazıları birilerinin canını sıkmış. Bu sansür uygulamasını protesto etmek için Kültürpark içinde bulunan İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Sanat Merkezi’ndeki ‘Aykırı’ sergisinde yer alan fotoğrafları toplama kararı aldıkö dedi.’İstenmeyen’ fotoğraflar arasında türbanlı bir kadının bikinili fotoğrafı, iki erkeğin dudak dudağa öpüştüğü ve başı örtülü iki kadının dudak dudağa yakınlaşmış anının fotoğrafları bulunuyor. İki erkeğin öpüşme fotoğrafını çeken Barış Barlas da, “Meksika ziyareti sırasında çektiğim gerçek bir fotoğraf. Ziyaretim sırasında metroda bu çifti öpüşürken gördüm ve çektim. Bu bizce aykırı olabilir. Fakat pekçok ülke tarafından normal kabul edilmiş bir durum. Bu fotoğrafın neden bu kadar büyütüldüğüne anlam veremiyorum” dedi.

“Emek sineması yıkılmayacak”

Pazartesi, 19 Aralık 2011

Kültür ve Turizm Bakanı Günay’dan sinemaseverlere müjde!

Güncelleme:19 Aralık 2011 05:45

Kültür Merkezi açılışına katılan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “Beyoğlu Emek Sineması yıkılmayacak” dedi. Başakşehir Belediyesi tarafından inşa edilen Bahçeşehir Kültür ve Sanat Merkezi, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın katılımı ve Royal Filarmoni Orkestrası konseri ile hizmete açıldı. Açılış öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “Bu güzel salonun açılışında emeği geçenleri kutluyorum.

Türkiye’de yeni yapıları görmeye kendimizi alıştıralım. Başakşehir Belediyesi 120 kişili her türlü donanımıyla güzel bir salon inşa etti. Emeği geçenlere teşekkür ederim”diye konuştu. Bakan Günay, basın mensuplarının Emek Sinemasının yıkılması ile ilgili sorusuna ise “Emek sineması yıkılmayacak” dedi. Başakşehir Belediyesi tarafından dünya standartlarında inşa edilerek İstanbullulara armağan edilen Bahçeşehir Kültür ve Sanat Merkezi açılışının ardından sahne alan dünyaca ünlü Royal Filarmoni Orkestrası performansıyla katılımcılara keyifli anlar yaşattı. 1200 kişilik oturma kapasitesi ve 570 metrekare sahneye sahip olan Bahçeşehir Kültür ve Sanat Merkezi, aynı zamanda sahne teknik özellikleriyle de dikkat çekiyor. Döner ve hidrolik sahnesi ve sofist ve derinlik özellikleriyle de büyük ve iddialı performanslar ve etkinlikler için uygun olan salon pek çok önemli uluslararası kültür ve sanat organizasyonuna ev sahipliği yapmaya hazır. Ayrıca, 25 kişilik duyma özürlüler için özel iletişim bandı ve simültane çeviri sistemleri ile de İstanbul’un konferans salonu sıkıntısına çözüm olacak.

Halo Dayı’nın doktorundan açıklama

Pazartesi, 12 Aralık 2011
Kızımız evde biz gezmede

Güncelleme:11 Aralık 2011 10:54
Halo Dayı’dan üzücü haber

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Şevket Demirel Kalp Merkezi Kalp ve Damar Cerrahi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Turhan Yavuz, sanatçı Sönmez Atasoy’un sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçtiğimiz günlerde kalp krizi sonucu tedavi altına alınan Atasoy’un yoğun bakım ünitesinde tedavisinin devam ettiğini ve şuurunun kapalı olduğunu belirterek, ”Sağlık durumu ciddiyetini koruyor. Hala beyin fonksiyonlarından yanıt almış değiliz ama şu an yaşıyor. Tedavisine devam ediliyor. Beyin ölümünün gerçekleştiğini söylemek şu an mümkün değil” dedi.

”Kurtlar Vadisi” adlı televizyon dizisinde ”Halo Dayı” karakterini canlandıran ve son olarak çekimleri Isparta’da sürdürülen ”Sakarya Fırat” adlı dizide rol alan ünlü oyuncu Sönmez Atasoy, 8 Aralık’ta kalp krizi geçirmiş ve SDÜ Tıp Fakültesi Şevket Demirel Kalp Merkezi’nde tedavi altına alınmıştı.

Matrix’teki “mucize” gerçek oluyor!

Pazar, 11 Aralık 2011

Beyine dışarıdan bilgi yükleyebilen makine geliyor!

Güncelleme:11 Aralık 2011 15:35

Matrix filminde Neo karakterinin sadece birkaç saniye içerisinde Kung Fu öğrendiği sahne gerçek oluyor. Bilim adamları beyne dışarıdan sinyal göndererek beyin aktivitesini etkilemeyi başaran bir makine geliştirdi.

Önce Duke Üniversitesi’nde görevli Amerikalı bilim adamları, beynine mikroçipler takılan bir maymuna istenilen bilgiyi göndermeyi başardıklarını duyurdu. Ardından Rus bilimadamı Vitali Valtsev, düşünme yeteneği olan ve bir bebek gibi eğitilmezse suçluya dönüşebilecek bilgisayar icat ettiklerini öne sürdü. Tüm bu gelişmeler gişe rekorları kıran The Matrix filminde Keanu Reeves’in canlandırdığı Neo karakterinin bir bilgisayara bağlanıp birkaç saniye içinde milyonlarca sayfa bilgiyi ve beceriyi kazandığı o sahneyi akıllara getirdi. Dün Boston Üniversitesi uzmanlarıyla ortak çalışan Kyoto Nörobilim Akademisi’nin Japon bilim adamları bu rüyanın gerçek olmaya çok yakın olduğunu açıklayınca birkez daha bilim dünyasında heyecan yaşandı.

Hafıza hapı da geliyor

Uzmanlar ‘yakın gelecekte’ yeni bir yabancı dilin ya da uçak uçurma becerisinin uyanık olmaya bile gerek duyulmadan insanların beynine kısa sürede yüklenmesinin mümkün olacağını açıkladı. FMRI adlı bir cihaz geliştirdiklerini duyuran bilim adamları, bu cihazın beyne gönderdiği sinyaller ile beyin aktivitesini değiştirmeyi başardıklarını, bunun da teorik olarak beyne yeni bilginin dışarıdan aktarılmasına olanak verdiğini vurguladı. Saygın bilim dergisi Science, bilim adamlarının bu çalışmasını son sayısında geniş bir şekilde yayımladı. Ayrıca uzmanların, hafızayı dinç tutacak ve öğrenilen bilgilerin çok daha uzun süre beyinde zarar görmeden depolanmasını sağlayacak bir hafıza hapı üzerinde de çalıştıkları kaydedildi.

İlk deneme Neo’dan!

Larry ve Andy Wachowski kardeşlerin yazıp-yönettiği bir bilim kurgu filmi, 1999’da gösterime girmişti.. Filmde başrolü oynayan Keanu Reeves (Neo), bir bilgisayara bağlanıp birkaç saniye içerisinde milyonlarca sayfa bilgiyi beynine yüklemişti.

 

4.5 milyon dolarlık saat alan Türk!

Pazar, 11 Aralık 2011

Türkiye’de gizli zengin bir işadamı her yıl 4.5 milyon dolarını saate yatırıyor.

Güncelleme:11 Aralık 2011 15:23

Lüks saat markalarının distribütörü Glashütte Marka Müdürü Bayazıtoğlu’na göre, Türkiye’de gizli zengin bir işadamı her yıl 4.5 milyon dolarını saate yatırıyor. Bugüne kadar satılan en pahalı saatin ise bir Rus tarafından alındığını söylüyor.

Tissot, Glashütte, Maurice Lacroix gibi birçok saatin distribütörlüğünü yürüten LPI’ın Genel Müdürü Cent Uğurdağ’ın verdiği bilgilere göre Türkiye’de her yıl 250-300 bin saat satılıyor. İsviçreli Glashütte Original’in Türkiye Marka Müdürü Özhan Bayazıtoğlu ise, “Sadece kendi markamıza bağlı konuşmuyorum. Türkiye’de bugüne kadar satılan en pahalı saati bir Rus turist aldı. Saatin fiyatı 1.5 milyon dolardı. Ama Türk koleksiyonerler de var. Bir Türk her yıl kendisine 4.5 milyon dolarlık saat alıyor. Ama medyadan tanımıyorsunuz. Adını bilmiyorsunuz. Sadece işadamı olduğunu söyleyebilirim. Ben ne kadar çok gizli zengin olduğunu bu sektöre girince gördüm” diyor. Türk koleksiyonerlerinin zaman zaman koleksiyonları için spesifik isteklerde de bulunabildiğini ifade eden Uğurdağ, “Bir koleksiyoner hiç el değmemiş saat istiyor. Yani saatinin jelatininin açılmamış olması konusunda direniyor. Oysa saatler gümrükte kontrol edilirken jelatinin çıkması gerekiyor. Bu bizi zorluyor. Özel numaralı koleksiyonlarda sadece belirli bir numarada saat toplamak isteyenler de bulunuyor. Mesela saatin hep 7 numaralı olmasını arzu edebiliyor.” diyor.
‘SON ÇEYREKTE SATIŞLAR DÜŞTÜ’ 
Türkiye’nin pahalı saatin başkenti İsviçre’nin saat ihracatında 19′uncu olduğunu ifade eden Uğurdağ, “Türkiye’nin saat ithalatı 250-300 milyon frank civarında. İsviçre saat sektöründen aldığı pay yüzde 1-2 seviyesinde bulunuyor. En iyi olduğumuz yıl 2007 idi. O yıl İsviçre’nin ihracatında 17′nci ülke olmuştuk. 2009 yılı kötü geçti. 2011 iyi başladı. Ama son çeyrekte yine sıkıntı yaşanmaya başlandı” diyor.
‘KOLEKSİYON SAATİ KOLA TAKMIYORUZ’ 
Habertürk’te yer alan habere göre; Uğurdağ, “İsviçre saat ihracatı 20 milyar dolar. Erkeklerin en önemli aksesuvarı saat, araba ve ev. Bu aksesuvarlar arasında sadece saati yanında taşıyabiliyor. Ama özel koleksiyon saatleri kollarına takmayıp kasaya koyuyorlar” diyor. LPI’ın markaları arasında yer alan Glashütte tümüyle 70′li yılların karakterini taşıyan Seventies Panorama Date saatlerini satışa sunmaya başladı. Fiyat ise 9 bin 500 Euro.
‘BROKER’LA ÇALIŞIYORLAR’ 
Uğurdağ, “Türk koleksiyonerler pahalı saatler için yurtdışında zaman zaman saat borker’larıyla da çalışabiliyor” diyor.

AB Müzakerelerinde Bir İlk

Perşembe, 30 Haziran 2011

Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinde son bir yılda bir tek başlık açılamadı Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinde “olumsuz bir ilk” yaşanıyor. 2005 yılında resmen açılan müzakere sürecinde ilk defa 12 aylık bir sürede bir tek başlık açılamadı.

Türk yetkilileri, “bu fasılın açılması için ellerimizden gelen her çabayı yaptık” derken, Avrupa Komisyonu’nun “ikincil kriterleri de şimdiden talep ettiği”ni söylediler. Ankara’daki bazı AB diplomatları da, Avrupa Komisyonu’nun “yeşil ışık” yakmaya “direndiği”ne işaret etti.

1 Temmuz’da başlayan Macaristan Dönem Başkanlığı 30 Haziran itibariyle sona eriyor. Türkiye’nin AB üyelik hedefine destek veren Macaristan başkanlığı döneminde, önceki altı ayda, Belçika başkanlığı sırasında bir türlü açılamayan “Rekabet Politikası” faslındaki müzakerelerin başlatılabileceği umuluyordu.

Macaristan da, başlığını açma yönünde çabalar gösterdi ancak bu konudaki umutlar gerçekleşmedi. Türk yetkilileri, “Biz şimdiye kadar bu fasılın açılması için ellerimizden gelen her çabayı yaptık” derken Avrupa Komisyonu’ndan yakındılar.

Türk yetkilileri “Komisyon, bizden ikincil kriteleri de şimdiden istemeye başladı. Halbuki bu ikincil kriterler, diğer aday ülkelerden başlığın açılması sonrası müzakere süreci sırasında talep edilmişti” şeklinde konuşuyorlar.

AB tarafı ise, “zorlu” bir fasıl olarak bilinen “Rekabet Politikası”nın müzakerelere açılması için şart konulan “açılış kriteleri”nin Türkiye tarafından tam olarak yerine getirilmediğini savunurken Ankara’nın, yapması gerekenlerin bir kısmını daha sonra yapacağını söylediğini savunuyorlar. Buna karşın, Ankara’daki kimi AB diplomatları da, Avrupa Komisyonu’na işaret ediyorlar. Bu diplomatlara göre, Komisyon’un rekabetten sorumlu üyesi olan Başkan Yardımcısı Joaquin Almunia’nın “direndiği”ni söylediler. Almunia’nın, “kriterler tam olarak yerine getirilmeden” bu başlıkta müzakerelerin başlamasına yeşil ışık yakacak “teknik rapor”u vermeye yanaşmadığını ifade ediliyor.

-Polonya VE RUM BAŞKANLIKLARI GELİYOR-

Macaristan, 1 Temmuz itibariyle AB Dönem Başkanlığını, Polonya’ya devredecek. Polonya da AB’de “Türk dostu” ülkeler arasında yer alıyor. Son bir yılda açılamayan “Rekabet Politikası” başlığının Polonya döneminde açılıp açılmayacağı da bilinmiyor.

AB diplomatik kaynakları, Türk hükümetinin, Macaristan Başkanlık döneminin önemli bir kısmında seçim çalışmaları ile meşgul olduğunu belirterek bundan sonra Ankara’nın AB konularına daha fazla odaklanması umudunu dile getiriyorlar.

Polonya’nın ardından 1 Ocak 2012′de Türkiye ile ilişkileri pek sıcak olmayan Danimarka’nın başkanlık dönemi başlayacak. Danimarka’nın ardından da Temmuz 2012′de başkanlık, Kıbrıs Rum Kesimi’ne geçecek. Rum Kesimi, halen bazı müzakere başlıklarını tek taraflı olarak bloke ediyor.

Ekim 2005′de resmen başlatılan müzakere sürecinde şimdiye kadar ancak 13 fasıl, açılırken bunlardan sadece biri geçici olarak kapatılabildi.

Başlıklardan 8′i, Avrupa Konseyince 2006 yılının Aralık ayında Türkiye’nin, havaalanlarını Rumlara açılmasına ilişkin Ek Protokolü uygulamadığı gerekçesiyle askıya alındı.

Buna ek olarak, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkan Nicolas Sarkozy’nin Cumhurbaşkanı olmasından sonra Fransa, onun ardından da Rum Yönetimi, bazı başlıkları tek taraflı olarak bloke etmişlerdi.

Sonuç olarak, 18 başlık dondurulmuş iken siyasi engellere takılmayıp açılabilecek durumda olan sadece “Rekabet Politikası”, “Kamu Alımları” ve “Sosyal Politika ve İstihdam” olmak üzere, 3 fasıl kalıyor.

Köprüden Atladı Ölmedi

Çarşamba, 29 Haziran 2011

Boğaziçi Köprüsünden Atladı Ama Ölmedi

Boğaziçi Köprüsü’nden atlayarak intihar girişiminde bulunan bir kişi, yaralı olarak kurtarıldı

Boğaziçi Köprüsü’nden atlayan 34 yaşındaki Ersin Yüksel, mucize eseri hayatta kaldı. Vücudunda kırıklar olduğu tespit edilen Ersin Yüksel, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Ersin Yüksel, bugün saat 14. 00 sıralarında 34 DL 3564 plakalı otomobille Boğaziçi Köprüsü’ne geldi. Otomobili köprü üzerinde durduran Ersin Yüksel, kendisini Köprü korkuluklarından boşluğa bıraktı. İstanbul Boğazı’nın sularına çakılan Ersin Yüksel, mucize eseri hayatta kaldı.

Bu sırada Boğaz’dan geçen teknedekiler Ersin Yüksel’i sudan çıkardı. Ersin Yüksel, tekneyle Beylerbeyi sahiline çıkarılırken gelen ambulansa konularak Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne kaldırıldı. Vücudunda kırıklar olduğu tespit edilen Ersin Yüksel’in hayati tehlikesinin bulunduğu belirtildi. Neden intihar etmek istediği henüz öğrenileyen Ersin Yüksel’in otomobili Köprü Koruma Şube Müdürlüğü önüne çekildi. Polisin olayla ilgili soruşturması devam ediyor.

Taies Farzan Tecavüz Sahneleri

Cumartesi, 23 Nisan 2011

Dün vizyona giren ‘İçimdeki Sessiz Nehir’ filmindeki tecavüz sahnesi ile gündeme gelen İranlı oyuncu Taies Farzan, “Bu sahnelerin ön plana çıkması beni çok yaraladı. Amacım kesinlikle kısa yoldan şöhret olmak değildi” dedi. Uzun yıllar Almanya’da yaşayan ve bir yıl önce İstanbul’a yerleşen Farzan, hakkında bilinmeyenleri anlattı…

Grup Yorum Konseri 50 Bin Kişi

Pazar, 17 Nisan 2011

Grup Yorum’un “Bağımsız Türkiye” başlıklı halk konseri, Bakırköy’de gerçekleştirildi. İdil Kültür Merkezi’nin organizasyonuyla Bakırköy’deki cumartesi pazarı alanında gerçekleştirilen konserde, gruba Leman Sam, Kubat, Mor ve Ötesi, Burhan Berken, Tuncel Kurtiz ve İstanbul bağımsız milletvekili adayı Sırrı Süreyya Önder de destek verdi.
BAĞIMSIZ TÜRKİYE

Beşik Halk Oyunları ekibinin gösterisi ve Tuncel Kurtiz’in okuduğu şiirle başlayan konserde grup, sevilen şarkılarını seslendirdi. Konserden önce basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Grup Yorum’un bateristi İnan Altın, bu konserin çok farklı bir tarihsel anlamı olduğunu, konsere “Bağımsız Türkiye” adını verdiklerini anımsatarak, “insanların birbirini ve emperyalizmin Türkiye’nin zenginliklerini sömürmediği bir ülkede yaşama hayalini hep beraber ifade etmek için burada olduklarını” söyledi.

Adaletsizliklerden yakınan milyonlarca insan bulunduğunu, fakat insanların umutsuz ve çaresiz olduğunu ifade eden Altın, böyle düşünenlerin yalnız olmadıklarını anlamaları için bu konseri gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Leman Sam, Grup Yorum’a çok saygı duyduğunu belirterek, konserde olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.