‘Dünya’ kategorisi için Arşiv

Suriye’ye verilen süre doldu

Perşembe, 12 Nisan 2012

Suriye’de şiddetin bitmesi için Annan’ın verdiği süre doldu.

Güncelleme:12 Nisan 2012 06:35

Suriye’de Beşşar Esad yönetimine şiddeti durdurması ve silahları susturması için Annan planı uyarınca verilen süre saat 6′da doldu.

Suriye Savunma Bakanlığı dün, sürenin dolmasıyla birlikte ordunun operasyonları durduracağını açıklamıştı.

Ordunun olası bir saldırı karşısında alarmda olacağının belirtildiği açıklamada, “Ordumuz terörist grupların işlediği suçlara karşı verdiği başarılı mücadeleyi kazanarak, tüm bölgelerde güvenliği yeniden tesis etti. Bu başarı sonrası ordu yarın sabah itibariyle operasyonlarını durdurmaya karar verdi” denilmişti.

Bu açıklamadan birkaç saat sonra, muhaliflerden orduya ait tankların Hama’nın merkezine girdiği yönünde bilgiler gelirken, Esad yönetiminin Annan planına uyup uymayacağı ilerleyen saarlerde netlik kazanacak.

GÜNDEM SURİYE
Bu arada Washington’da düzenlenen G8 ülkeleri dışişleri bakanları toplantsında Suriye konusu ele alındı. Toplantının açılışında konuşan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, devam eden şiddet olaylarından kaygı duyduklarını ve gelişmeleri yakından izlediklerini söyledi.

Rusya da Suriyeli muhaliflere çağrıda bulunarak, Şam yönetiminin ateşkes adımına karşılık vermesini istedi.

Meksika’da deprem!

Perşembe, 12 Nisan 2012

Meksika açıklarında 7.0 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Güncelleme:12 Nisan 2012 03:19

Meksika açıklarında meydana gelen depremin merkez üssünün ülkenin batısındaki Pasifik kıyısında yer alan Mic-hoa-can bölgesi olduğu belirtidi.

Yaşanan deprem sonrası halk sokaklara döküldü, Mexico City Belediye Başkanı Marcelo Ebrard twitter hesabından yaptığı açıklamada kentte ciddi bir hasar olmadığını söyledi.

ABD’DE 2 AYRI DEPREM!
İlk deprem Amerika Birleşik Devletleri’nin Oregon eyaleti açıklarında, karadan yaklaşık 200 km uzaklıkta meydana geldi. Bu ilk depremin büyüklüğü 5.9 olarak kaydedildi.

Bu depremden kısa bir süre sonra 3.9 büyüklüğünde bir deprem Californiya kıyılarında hissedildi.

AB: Müzakereler İstanbul’da

Pazartesi, 09 Nisan 2012

İran’la nükleer müzakerelerin İstanbul’da yapılması büyük ölçede netleşti. İran ve Avrupa Birliği bu yönde konuşurken, Türkiye’den son açıklama henüz yapılmadı.

Güncelleme:09 Nisan 2012 08:11

İran’la nükleer müzakerelerin yürütüleceği adresin İstanbul olması netleşti.

İran devlet televizyonu Press TV ve Fars Haber Ajansı, gelecek haftaki müzakerelerin İstanbul’da yapılması konusunda taraflar arasında uzlaşma sağlandığını duyururken, Tahran yönetiminin bu açıklaması Çin’de bulunan Başbakan Erdoğan’a soruldu ve Erdoğan, bunun henüz teyit edilmediğini söyledi.

Başbakan bu ifadeleri kullandıktan saatler sonra Avrupa Birliği’nden teyit açıklaması geldi. Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, müzakerelerin 14 Nisan’da İstanbul’da yapılması için anlaştıklarını duyurdu.

Bazı İranlı yetkililer, geçen hafta, Türkiye’nin Suriye tutumu nedeniyle müzakerelerin İstanbul’da yapılmasına karşı çıkmış ve adres olarak Irak, Suriye, Lübnan ve Çin gündeme gelmişti.

Müzakerelerde İran, nükleer krize çözüm bulmak için Fransa, İngiltere, Rusya, Çin, ABD ve Almanya’yla masaya oturacak.

İstanbul’daki görüşmelerde batılı ülkelerin Tahran’dan, zenginleştirilmiş uranyum üretimini yüzde 20 oranında durdurmasını isteyeceği belirtiliyor. İran’dan Kum kenti yakınlarında yerin altına yeni inşaa ettiği nükleer tesisi kapatması da talep edilecek. İran’a saldıracağı iddiaları ortaya atılan İsrail’in de ilk aşamada bu taleplerin yerine getirilmesine sıcak baktığı kaydediliyor.

İran’ın bu talepleri yerine getirmesi halinde batılı ülkelerin uyguladıkları bazı yaptırımları kaldırabileceği vurgulanıyor.

Sahte ilacın kaynağı Türkiye

Cuma, 06 Nisan 2012

ABD yeni bir sahte kanser ilacı vakasıyla sarsılıyor. Roche tarafından üretilen kanser ilacı Avastin’in Türkiye’de satılan versiyonlarının sahtesi ABD’de ortaya çıktı…

Güncelleme:06 Nisan 2012 04:30

Türkiye’de satılan Altuzan adlı kanser ilacının sahtelerinin ABD’ye ihraç edildiği belirlendi.  ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), geçen Şubat ayında ortaya çıktığı gibi içerisinde kanseri engelleyecek etken madde bevacizumab bulunmayan sahte kanser ilaçlarının tespit edildiğini açıkladı. İlaçları ABD’li doktorlara İngiliz Richards Pharma adlı şirket sattı. Şirketten yapılan açıklamada ilaçların Türkiye’den 120 kutu olarak getirtildiği belirtildi. Bu kutuların 38’i ise ABD’ye doğrudan gönderildi. Geri kalanlar yine ABD’ye ilaç ihraç eden başka bir İngiliz distribütöre satıldı.  FDA yetkilileri, seri numarası B6021 olan bütün ilaçların sahte olduğunu açıkladı. Yetkililer kalın bağırsak, böbrek, akciğer ve beyin kanseri tedavisinde kullanılan ilaçların sahte versiyonlarında hiçbir etken madde bulunmadığına dikkat çekti. Bir FDA sözcüsü ABD’li hastaların bulunan sahte ilaçlardan kullanıp kullanmadığının bilinmediğini söyledi.

400 miligramı 2400 dolara satılıyor

Associated Press haber ajansına konuşan Roche sözcüsü ise orjinal Altuzan ilaçların üzerinde sadece Türkçe yazılar bulunduğunu ancak ABD’de tespit edilen sahtelerin İngilizce yazılı olduğunu dile getirdi. Geçen Şubat ayında da sahte Avastin’lerin Türkiye’den Mısırlı ve Suriyeli aracılarla Danimarka, ABD ve İngiltere gibi ülkelere satıldığı ortaya çıkmıştı.

FDA onaylı olmayan Altuzan, Avastin’in Türkiye’deki ismi. 400 miligramı 2 bin 400 dolar değerinde olan Avastin geçen yıl 2.5 milyar dolardan daha fazla satış yapmıştı.

Roche Türkiye: FDA  bizi bilgilendirdi

Roche Türkiye yetkilileri şu açıklamayı yaptı:

“Geçtiğimiz günlerde merkez firmamızdan, Avastin (bevacizumab) için yurtdışında olan bir sahtecilik vakası bildirimi tarafımıza ulaşmıştır. Türkiye’de ürünümüz ‘Altuzan’ ticari ismi ile ruhsatlı ve bu isim ile pazarlanmakta olup, yurt dışında sahtesi bulunan ürün ise ‘Avastin’ ismi ile piyasaya verilmiştir. Son olarak ise FDA, ABD’de kurumun sahte ürün olarak tanımladığı yeni bir vaka ile ilgili olarak Roche ve Genentech’i bilgilendirmiştir. FDA’nın ortaya çıkardığı bu yeni sahte ürün, ‘Altuzan’ etiketini taşımaktadır. FDA sahte ürünle ilgili olarak değerlendirmelerinin devam edeceğini açıklamış olup, Roche’un bu aşamada ek bir bilgisi bulunmamaktadır.

‘İlaçlarımız karekodla satılmakta’

Şirketimiz ABD’de FDA’nın değerlendirmelerini tümüyle desteklemekte ve çalışmalarını FDA ile birlikte gerçekleştirmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın İlaç Takip Sistemi (İTS) uygulaması dahilinde tüm ilaçlarımız 1 Nisan 2010 tarihinden itibaren karekodlanarak satılmaktadır. İTS uygulaması dahilinde ürün, dağıtım ağı içerisinde takip edilerek hastaya eczaneden ulaşmaktadır. Bu süreç, sahte ilacın tespitinde etkin bir rol oynamaktadır. İlaçlarımız ecza depoları kanalı ile eczanelere ulaştırılmaktadır. Sahte ilaç riskine karşı; ambalajı bozulmamış, güvenli dağıtım ağı içerisinden ürün temin ederek satış yapan eczanelerden ürünlerin alınmasını tavsiye ederiz.”

ABD’de üniversiteye silahlı saldırı: 7 ölü

Salı, 03 Nisan 2012

ABD’nin California eyaletinde Oikos Üniversitesi’nde düzenlenen silahlı saldırıda yedi kişi öldü.

Güncelleme:03 Nisan 2012 02:23

Polis yetkilileri saldırıyı düzenlediğinden şüphenilen kişinin okulun yakınlarındaki bir alışveriş merkezinde gözaltına alındığını açıkladı.

Zanlının Kore asıllı Amerikalı olduğu ve polis tarafından yakaladığı kaydedildi.

Özel bir dini eğitim kurumu olan Oikos Üniversitesi’nde teoloji, müzik ve hemşirelik bölümleri var.

İran’ı vurmak felaket olur

Cumartesi, 31 Mart 2012

Başbakan Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile yaptığı görüşmesinin ardından, “Sandık, Suriye halkının önüne şartları belirlenerek getirilmeli” mesajını verdi.

Güncelleme:31 Mart 2012 02:38

Erdoğan, İsrail’in İran’ı vurmasının felaket olacağını da belirterek, “Bunu Obama’ya da söyledim. Böyle bir saldırıda bölge yerle yeksan olur. ABD-Irak savaşı gibi bir netice çıkmaz ortaya” dedi. İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney ile de görüşen Erdoğan, Türkiye’ye dönerken uçakta özetle şunları söyledi:

Tercihli ticaret

İran’la ticaretimiz 16 milyar dolar. Ambargo ve çeşitli yaptırımlar olmasaydı 20 milyar doları bulurdu. Çeşitleme olursa İran’la dış ticaret açığımızı da kapatabiliriz. Tercihli ticaret anlaşması modelini de konuşuyoruz. Bazı ürünleri Türkiye’den alacaklar. Bununla birlikte enerji bakanları da doğalgaz ve petrol fiyatları üzerinde çalışacaklar.

P5+1’e gelmeleri iyi olacak

İran Meclis Başkanı Laricani ile Suriye, Irak ve nükleer müzakereler konularını ele aldık. Nükleer konusunu da görüştük. P5+1 toplantısına katılmasının iyi olacağını söyledim.

Sandık getirilmeli

Ahmedinejad’la da Suriye konusunu konuştuk. Ahmedinejad’la farklı bir yaklaşımımız yok. O da ölümlerin durmasını istiyor. Bu konudan rahatsız. Sandık Suriye halkının önüne zamanlaması ve şartları belirlenerek getirilmeli. Halk, işbaşına kimi getiriyorsa, o makbuldür. ‘Esad’tan sonra kim gelecek’ sorusu lüzumsuzdur. Bunu Ortadoğulu liderler de soruyorlar. Halk kimi istiyorsa o gelsin. Halk kendini idare edecek olanı seçerse, ‘vay benim başım’ demez, neticesine katlanır.

Hamaney’le örtüşüyoruz

Hamaney ile görüşmemizi önce heyetler halinde yaptık. Sonra Dışişleri Bakanımız ve Rahimi’nin de katılımıyla dar çerçeveli bir görüşme oldu. Hamaney’in düşünceleri görüşlerimizle örtüşüyor. Bizim gibi bölge dışı ülkelerin, müdahalesinden rahatsız. Türkiye’nin öneminin büyük olduğunu söyledi. Biz de bölge dışındaki ülkelerin müdahalelerinden rahatsızız. Sandık bir an önce Suriye halkının önüne konmalı. Ama bunu Esad mı yoksa Ulusal Geçici Konsey mi getirecek? İkincisi halkın güvenini kazanır.

Seçimler açık adil olmalı

Temennimiz odur ki İran, Beşar ile görüşme yaparak sandığı 6 ay içerisinde getirirse sıkıntılar da azalır. Anayasa, parlamento ve başkanlık sorunları çözülür. Muhaliflerle de biz görüşürüz dedik. Biz artık görmeden inanamayız. Esad, Annan Planı’nı da kabul etti, ama öldürmeler 4 gündür devam ediyor. Seçimler adil, şeffaf ve uluslararası denetime açık olmalı. Gerekirse AGİT ya da bölge ülkelerinin gözlemciliği ile olabilir. Esad, uygulamada olumlu bir yaklaşım sergilerse sabırla bekleriz ama ölümler bir an önce bitmeli.

İran’ın Beşar iddiası yok

Bu süreçte ABD, BM, Rusya ve İran dört önemli unsur. ABD, ‘Öldürücü bir darbede yokuz, ancak lojistik yardım olabilir’ dedi. Rusya da Esad’ın yaptıklarını kabul etmiyor ama ‘Bu giderse kim gelecek’ diye soruyor. ‘Sandıktan kim çıkarsa o gelir’ dedik. Olumlu bakıyor. İran da seçime sıcak bakıyor. İlla Beşar’la yürüme iddiası yok.

Çözüm için iyimserim

Seyahat öncesine göre Suriye’de çözüm konusunda daha iyimserim. Sandık fikri ve bölge dışı müdahaleye karşı olunması iki önemli gelişme. Yeni bir Libya sendromu yaşanmaması gerekir. BM Güvenlik Konseyi kararları olmadan yeni bir operasyon olmamalı. Hamaney, ‘Bizim dinimiz kitle imha silahına müsaade etmez’ diyor. Nükleer silah caydırıcılık için de olamaz, çünkü pahalı bir bakımı var.

Atom başlığı tartışılmıyor

İsrail’in 250-300 atom başlığı var. Bu tartışılmıyor. İran nükleer silah yapmayacağını söylüyor. Bilemeyiz. Gaybi (Gizli olanı) sadece Allah bilir. Hamaney, saygın, olaylarla ilgili ve dışa açık bir insan. Onun sözleri var. Ahmedinejad da aynı noktadan hareketle amaçlarının enerji olduğunu söylüyor. ‘Takasta anlaşamadıkları için üretime geçtik, artık geri dönemeyiz’ diyorlar. ‘Belirli sayıda zenginleştirilmiş uranyum çubuğu üretip duracağız’ diyorlar.

Felaket tellallığı

İsrail’in İran’ı vurması felaket olur. İsrail’in ‘İran’ı vuracağım’ demesi de felaket tellallığıdır. Bunu Obama’ya da söyledim. Böyle bir saldırı durumunda bölge yerle yeksan olur. ABD-Irak savaşı gibi bir netice çıkmaz ortaya. İsrail, İran’a saldırmamalı.

Türk pedofil Uganda’da asılabilir

Cumartesi, 31 Mart 2012

Uganda’da en az 50 kız çocuğunu taciz eden Türk öğretmen Emin Baro para cezasıyla serbest kalınca ülke ayaklandı. Baro tepkiler üzerine gözaltına alındı

Güncelleme:31 Mart 2012 03:10

Doğu Afrika ülkesi Uganda, reşit olmayan çocuklara para karşılığında oral seks yaptıran bir Türk öğretmenin hafif cezayla serbest bırakılmasına isyan etti. Daha önce Kenya’da 15 yaşındaki bir kız çocuğu ile ilişkiye girdiği için yakalanan Emin Baro bu kez Uganda’da ortaya çıktı.

Ülkede altı yıldır turist vizesiyle yaşayan Baro’nun bir internet kafede unuttuğu CD’nin içinden iki çocuğa oral seks yaptırırken çektiği görüntüler vardı. İnternet kafenin sahibi CD’yi bulup polise teslim edince korkunç gerçek ortaya çıktı. Soruşturmanın ardından Baro’nun çoğu 10 yaşın altında olmak üzere yaklaşık 50 kız çocuğunu cinsel açıdan istismar ettiği anlaşıldı.

4 bin lira cezayla kurtuluyordu

Savcılığın iddiasına göre Baro çocuklara 1 ila 4 TL’ye karşılık gelecek paralara oral seks yaptırıyordu. Çektiği görüntüleri sosyal medya sitelerindeki hesaplarında paylaşan Baro, CD’leri pedofil sitelerinde satışa çıkararak para da kazanıyordu. Uganda basınına göre Baro mahkemeye çıktığında suçunu kabul etti. Yargıcın “Baro mahkemenin vaktini almadığı için hoşgörülü davranmaya karar verdiğini” söyleyerek adama yalnızca 2 yıl hapis cezası veya 6 milyon Uganda şilini (4 bin 230 TL) ceza vermesi ise  tartışma yarattı. Baro tazminatı ödeyemeyince bir  geceliğine Luzira Hapishanesi’ne götürüldü. Ancak ertesi gün tazminatı ödemeyi başarıp serbest kaldı.

Yeni delil var, ölüm cezası alabilir

İki yıl cezayı az bulan muhalefet Baro serbest kalınca ayağa kalktı. Muhalefet, kanunlara göre Baro’nun 15 yıla kadar hapis cezası ile yargılanması gerektiğini söyledi. Olay halk arasında da büyük yankı buldu. Gazetelerin internet sitelerine, “Eski devlet başkanı İdi Amin zamanında olsa bu adam timsahlara yem olurdu”, “Beyaz adamlara neden hep kıyak geçiliyor. ABD’de bir siyah adam aynısını yapsa tek başına hücreye tıkılırdı. Bu adam 50 kızın hayatını mahvetti” gibi yorumlar bırakıldı. Baskılar karşısında dosyayı yeniden açan polis Baro’yu tekrar gözaltına aldı. Şimdi yetkililer ellerinde yeni deliller bulunduğunu ve Baro’nun ölüm cezası bile alabileceğini söylüyor. Baro’nun Yeni Zelanda ve Makedonya pasaportları da bulunuyor.

Film gibi operasyon

Cuma, 23 Mart 2012

Fransa’da bir haftada üç saldırıda yedi kişiyi öldüren cihat yanlısı Mohamed Merah, Toulouse’da 32 saat süren kuşatmanın ardından dün öldürüldü.

Güncelleme:23 Mart 2012 02:47

Operasyon sırasında camdan atlayan Merah, kafasına isabet eden kurşunlardan öldü. Kuşatma aksiyon filmi gibi biterken, seçimler öncesinde Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin oyları artıyor.

Fransa’da 11 gün süren motosikletli katil dehşeti dün sona erdi. Çarşamba günü sabaha karşı, Toulouse şehrindeki evinin etrafı sarılan Cezayir asıllı Fransız Mohamed Merah, 32 saatlik kuşatmanın ardından kafasından vurularak öldürüldü. Fransız operasyon timleri, dün yerel saatle 10.30 sularında bitirici operasyonu başlattı. Eve giren polisler, odaları bir bir ele geçirdi, zanlı Merah banyoya saklandı. Tuvalet kapısı açıldığındaysa polislere defalarca kez ateş etti. Çatışmada biri ağır olmak üzere üç polis yaralanırken, Merah kendini balkona attı, buradan da polislere ateş etmeye devam etti, sonra aşağı atladı. Yere düştüğünde özel timlerce başından vurularak öldürüldü.

”Silahım elimde öleceğim”

Kuşatmanın ilk saatlerinde bizzat teslim olacağını söyleyen Merah’ya yönelik operasyon kararı, zanlının fikir değiştirmesi üzerine verildi. Merah önceki gece polislere, “Fikir değiştirdim. Bir mücahit gibi sonuna kadar çarpışarak silahım elimde öleceğim. Ben ölürsem cennete gideceğim. Siz ölürseniz bu da gayet iyi. Daha çok öldüremediğim için üzgünüm. Cumhuriyete diz çöktürmek istedim. Teslim olmayacağım. Silahım elimde öleceğim” dedi. Bunun üzerine polis, Merah’ı korkutmak ve uyutmamak için gece boyunca ses ve ışık bombalaları atarak zanlıyı yorup canlı ele geçirmeye çalıştı. Ancak bu işe yaramayınca, sonu ölümle biten operasyon yapıldı. Merah balkondan atladıktan sonra öldürülürken, silahı gerçekten de elindeydi.

Bu arada polis, Merah’ın, işlediği cinayetler sırasında aldığı video kayıtlarını da ele geçirdi. Savcı François Moins, kayıtta, 23 yaşındaki zanlının, bir askerin canına kıydığı ilk cinayetini işlerken, “Kardeşlerimi öldürdünüz, ben de sizi öldürüyorum” şeklindeki sözlerinin duyulduğunu söyledi. Mohamed Merah, öldürülmesinden önceki pazarlıklar sırasında polislere, videoları internette yayımladığını söyledi. Öte yandan saldırıları Cünd el Hilafe adında El Kaide’ye yakın bir örgüt üstlendi.

Mohamed Merah’ın ‘çevresinde sevilen bir çocuk’ iken radikal islamcı çizgiye kaymasında en büyük etkinin şu anda gözaltında bulunan ağabeyi Abdelkadir olduğu dile getiriliyor.

11 dehşet günü böyle geçti

11 Mart:  Asker Imad Ibn Ziaten (30), Toulouse yakınlarında vurularak öldürüldü, katilin motosikletiyle kaçtığı görüldü.

15 Mart: Onbaşı Abel Chennouf (25) ve Er Mohammed Legouade (23), Toulouse’a bağlı Montauban’da, vurularak öldürüldü. Saldırgan yine motosikletle kaçtı.

19 Mart: Motosikletli katil bu kez Toulouse’daki Yahudi okulunda haham Jonathan Sandler (30), oğulları Arieh (5) ve Gabriel (4) ile Myriam Monsonego’yu (8) öldürdü. Yetkililer, bu saldırıların tamamında aynı silahın kullandığını açıkladı. Nicolas Sarkozy okulu ziyaret etti.

21 Mart: Yetkililer, kendisini El Kaide militanı olarak tanımlayan Mohamed Merah’ın (23), cinayetleri üstlendiğini açıkladı. Yerel saatle sabaha karşı saat 03.00 sularında Merah’ın evi sarıldı.

22 Mart: Yerel saatle 10.30 sularında polis eve bir operasyon daha düzenledi. Bir saat süren operasyonda şiddetli çatışma çıktı. Biri ağır üç polis yaralanırken, Merah öldürüldü. Kuşatma ve operasyonun bütünü 32 saat sürdü.

Türkiye’yi O listeden çıkarın

Cuma, 23 Mart 2012

Beyaz Saray yetkilileri, Kongre’ye bağlı komisyonun din özgürlüğü raporunda Türkiye’nin “endişe verici ülkeler” listesine alınmasını engellemeye çalışmış

Güncelleme:23 Mart 2012 03:31

ABD’de Kongre ve Beyaz Saray’a bağlı  Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu’nun (USCIRF) önceki gün ‘2012 Yılı Dünyada Dini Özgürlükler Raporu’nda Türkiye’nin ‘özel kaygı uyandıran ülkeler’ listesine alınması kararını değiştirmek için Barack Obama yönetiminin komisyon üyelerine müdahale ettiği ortaya çıktı. Ancak son anda gelen müdahaleye rağmen Türkiye’nin listeye alınmasını destekleyen üyelerin diretmesi nedeniyle rapor değişmedi.

ABD Kongresi tarafından 1998’de kurulan ve dünyada dini özgürlük koşullarını izlemek ve ABD Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Kongre’ye tavsiyelerde bulunmakla görevli USCIRF, önceki gün açıklanan raporunda Türkiye’yi ilk kez ‘özel kaygı uyandıran ülkeler’ listesine almıştı. 9 kişilik komisyonun üyesi Nina Shea dün ‘National Review Online’ sitesine yazdığı makale ile karar aşamasında neler yaşandığını anlattı. Shea’nın anlattıklarına göre komisyonun Başkan Obama tarafından atanan bir üyesi, henüz rapor yayınlanmadan Türkiye’nin listeye alınacağını Dışişleri Bakanlığı’na iletti. Bunun üzerine Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın insan hakları alanındaki yardımcısı Michael Posner, Türkiye’nin listeye girmesi yönünde oy kullanan komisyon üyesi Don Argue ile görüşerek kararını değiştirmeye ikna etti. Ancak Shea ve onu destekleyenlerin ısrarı üzerine rapor ilk hali ile yayınlandı.

”Soyumuz tükeniyor”

Shea makalesinde Türkiye’yi neden ‘kara listeye’ aldıklarını şöyle açıkladı: “Bir demokrasi ve NATO üyesi olan, Arap Baharı için sık sık model olarak gösterilen Türkiye, ilk kez listeye girdi. Bu bazılarını şaşırtabilir. Bugünlerde Türkiye dini azınlıklarının yok olmasıyla sonuçlanacak görülmemiş incelikteki düzenlemeler kullanıyor. Türkiye’nin kara listeye girmesi için oyumu kullanırken korktuğu için adının açıklanmasını istenmeyen bir Hıristiyan dini liderin ‘Bizim Türkiye’de soyumuz tükeniyor’ sözlerini unutamadım.”

Dışişleri: Yok hükmünde

Dışişleri Bakanlığı ise USCIRF’nin raporuna sert tepki göstererek “Bu rapor bizim için yok hükmündedir” değerlendirmesinde bulundu. Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, komisyonun hazırladığı raporun ABD Dışişleri Bakanlığı’nın dini özgürlükler ve insan haklarıyla ilgili raporları ile çeliştiği belirtildi. Açıklamada “Bağımsız bir kuruluş olduğu anlaşılan rapor, çeşitli çıkar gruplarının temsilciliğini yapan siyasetçiler tarafından hazırlanmıştır” dendi.

Dışişleri Bakanlığı “Avrupa’da İslamofobi temelli eylemler meydana geliyorken bunların ele alınmamasının tek dine odaklanan bu raporun tamamen siyasi gerekçelerle hazırlanmış tutarsız bir belge olduğunu gözler önüne serdiğini” söyledi.

Dini gruplara aşağılama var

USCIRF raporunda “Türk hükümeti din ve inanç özgürlüğüne ciddi sınırlamalar uygulamaya devam etmektedir. Gayrimüslimlerin din adamları yetiştirmesine, okul ve ibadethane açmasına izin verilmemesi gibi kısıtlamalar gerilemelerine, hatta yok olmalarına neden olmaktadır” deniliyordu. Raporda papaz yetiştirmesi için okul açılmasına izin verilmediği için 65 bin Ermeninin yalnızca

26 papazının kaldığı belirtiliyor, Rumların mülklerinin iade edilmemesi ve Alevilerin isteklerinin dikkate alınmaması eleştiriliyordu. Eleştiriler arasında ‘ders kitaplarında dini gruplar ve tarihi mirasları hakkında aşağılayıcı ve yanlış yönlendirici ifadelerin yer alması’ da bulunuyor.

Türkiye dini özgürlüklerde kara listede

Çarşamba, 21 Mart 2012

ABD Kongresi’ne bağlı komisyonun hazırladığı yıllık raporda Türkiye, Müslüman olmayan grupların haklarını ‘sistematik ve çok baskıcı biçimde” kısıtlamakla suçlanıyor.

Güncelleme:21 Mart 2012 06:38

Amerikan yönetiminin dini özgürlüklerle ilgili yayımladığı yıllık raporda Türkiye, ciddi ihlallerden dolayı özellikle kaygı uyandıran ülkeler arasında sayılıyor.

Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’nin yanısıra Tacikistan, Kuzey Kore, Birmanya, Mısır, Eritre, İran, Irak, Nijerya, Pakistan, Çin, Suudi Arabistan, Sudan, Türkmenistan, Özbekistan ve Vietnam da dini özgürlüklerin kısıtlanmasından dolayı eleştirilen grupta yer alıyor.

Türkiye’de dini özgürlüklere ”sistematik ve çok baskıcı” kısıtlamalar getirildiği belirtilen rapor Washington Büyükelçisi Namık Tan tarafından reddedildi.

Namık Tan, ”Önyargısız bir gözle bakılsaydı Türkiye’nin rapordaki yerinin haksız olduğu anlaşılırdı.” dedi.

Raporda Türkiye, Müslüman olmayan grupların din adamı yetiştirme, eğitim verme ve ibadet yerlerinin sahibi olma gibi haklarını kısıtlamakla suçlanıyor.

Türkiye Büyükelçisi Namık Tan, Ankara’nın geçen yıl dini azınlıkların vakıf mallarının iadesi yönünde harekete geçtiğini söyleyerek, bu gelişmeye karşın Türkiye’nin kara listeye alınmış olmasını ”hem beklenmedik, hem de haksız bulduğunu” kaydetti.

16 ülkeden oluşan kara listede Türkiye, tek Nato üyesi Amerikan müttefiki olarak dikkat çekiyor.

Gözlemciler, bu rapor ile geçen yıl Amerikan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan Türkiye değerlendirmesinin çelişkili bir tablo çizdiğini düşünüyor.

Geçen yıl ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Türkiye hükümetini ”dini hoşgörü ortamını iyileştiren ciddi adımlar attığı için” övmüştü.

Kongre tarafından 1998 yılında kurulan Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu, 2012 raporunda dini özgürlüklerin çiğnenmesine karşı yeterli önlem alınmadığı gerekçesiyle dokuz ülkeyi de ”gözlem altında” tutmayı öneriyor.

Bu ülkeler ise Afganistan, Belarus, Küba, Hindistan, Endonezya, Loas, Rusya, Somali ve Venezuela olarak sıralanmış.