Şubat 2012 için Arşiv

Kemalist Diktatörlük” Kavgası

Çarşamba, 29 Şubat 2012

TBMM Genel Kurulunda, Bdp Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın sözleri gerginliğe neden oldu.

Altan Tan, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde grubu adına yaptığı konuşmada, tasarıda yer alan düzenlemelerin intibak olmadığını, kısmi bir iyileştirmeden öteye geçemediğini savundu.

SGK’dan Büyük Hizmet

Çarşamba, 29 Şubat 2012

Vatandaşların cep telefonuyla bilgilendirilmeleri için kayıt olmaları gerekiyor. Kurum’un internet sitesine girip TC kimlik numarasıyla cep telefonu numarasını eşleştirmeyenlere bu hizmet verilmeyecek.

SGK’nın hayata geçirdiği projeyle vatandaşlar, sık sık sosyal güvenlik merkezlerine gitmek zorunda kalmayacak. Cep telefonlarına gelecek mesajlarla sigortalılığın başlatılması, sigortalılığın sonlandırılması, maaş bağlanması, şahıs ödemeleri, iş göremezlik ödeneği, evlenme yardımı, cenaze ödemeleri, hizmet borçlanması gibi vatandaşın yakından ilgilendiren bilgiler ücretsiz şekilde cep telefonlarına gelecek. 65 milyon cep telefonu abonesinin bulunduğu Türkiye’de on-line hizmete kapı aralayacak bilgilendirmenin olabilmesi için, GSM numaralarının veri tabanında toplanması gerekiyor. Vatandaşlara çağrıda bulunan SGK yetkilileri, 2012 yılı içinde söz konusu hizmetleri alabilmek için ‘kayıt yaptırın’ çağrısı yaptı.

KAYDIN YAPILACAĞI ADRES

Cep telefonuyla söz konusu hizmetlerin bildirimini almak isteyenler http://app2.sgk.gov.tr/IletisimBilgileri/jsp/IletisimBilgileriSorgula.jsp adresine giriş yapmak zorunda. Cep telefonu numarasıyla bilgi girişi yapacak kişi ile mesaj gönderilen cep telefonunun kayıtlı olduğu kişinin aynı T.C. Kimlik numarasına sahip olması gerekiyor. Sistemde her vatandaş için bir cep telefonu numarası eşleştirilecek. Birden fazla numara taşıyanlar bütün numaralarına bilgi gelmeyecek.

SGK’NIN BU YIL İÇİNDE CEP MESAJIYLA HABER VERECEĞİ HİZMETLER

Hak sahiplerini ‘acaba benim emekli maaşım bağlandı mı?, çölyak parası yatırıldı mı? emzirme yardımı verildi mi?’ gibi sorulardan kurtaracak cep telefonu mesajları kilometrelerce yol gitmekten de kurtaracak. SGK’nın cep’e göndereceği hizmetler şöyle; şahıs ödemeleri, çölyak ödemeleri, 4a sigortalı tescil, 4b sigortalı tescil, 4c sigortalı tescil, 4a sigortalı işten ayrılış, 4b sigortalı işten ayrılış, 4c sigortalı işten ayrılış, 4a toptan ödeme, 4b toptan ödeme, 4b aylık Bağlama, 4a geçici iş göremezlik, 4b geçici iş göremezlik, 4a emzirme yardımı ödemesi, 4b emzirme yardımı ödemesi, 4a hizmet borçlanmaları, 4a emekli ödemeleri, 4a cenaze ödemeleri.

Ankara’da Okullara Kar Tatili

Çarşamba, 29 Şubat 2012

Ankara Valiliği, hava koşulları nedeniyle ilk ve orta dereceli okulların yarın da tatil edilmesine karar verdi Ankara Valiliği, hava koşulları nedeniyle ilk ve orta dereceli okulların yarın da tatil edilmesine karar verdi.

Ankara Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, Ankara’nın dün sabah saatlerinden itibaren soğuk ve kar yağışlı havanın etkisi altına girmesiyle birlikte ani sıcaklık düşüşlerinin buzlanma ve don olayına sebep olacağı, aralıklı kar yağışının Perşembe günü de devam edeceği hatırlatıldı

Amerikan askerine çuvala 16 yıl istendi

Çarşamba, 29 Şubat 2012

Geçen yıl Bodrum’da bir Amerikan askerinin başına çuval geçirme eylemi, savcılık tarafından ‘şerefe karşı suç’ ve ‘hürriyetten yoksun bırakma’ olarak nitelendirildi ve 16 yıla kadar ceza istendi

Güncelleme:29 Şubat 2012 05:57

Süleymaniye’de 11 Türk askerinin başına çuval geçirilmesine aynı şekilde yanıt vermek isteyen gençlerin Bodrum’da bir Amerikan askerinin başına çuval geçirme eylemi, savcılık tarafından “şerefe karşı suç” ve “hürriyetinden yoksun bırakma” olarak nitelendirildi. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianamede, gençlerin 16 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.
4 Temmuz 2003’te Irak’ın Süleymaniye kentinde Türk askerlerinin başına çuval geçirilerek gözaltına alınmasını protesto etmek isteyen bir grup genç, Amerikalı askere yönelik benzer bir eylem gerçekleştirdi. Geçen sene yapılan protesto eylemi, USS Ramage adlı savaş gemisinde görevli bazı Amerikalı askerlerin Bodrum’da dolaştığı sırada düzenlendi. Aralarında, “Bodrum Yurttaş İnisiyatifi”, Türkiye Komünist Partisi ve Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyelerinin bulunduğu 15 kişilik grup, “Yankee go home”, “Katil Amerika” sloganları atıp Jesus Salazar Munoz adlı bir askerin başına çuval geçirdi.

Protestonun ardından 8 kişi gözaltına alınırken, gençlerin olay sırasında çektiği görüntülerle kamera, fotoğraf makinesi ve cep telefonlarına el konuldu. Olaylar sırasında, dükkanının camına  “Katil Amerikalılar giremez”, “Bu çarşıya ABD askeri giremez” yazılı dövizi asan 49 yaşındaki Rauf Cankurtaran da polis tarafından gözaltına alındı.
Protesto ile ilgili, Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dava açıldı. İddianameye göre, Jesus Salazar Munozile ile asker arkadaşı, protestoya Bodrum’da gezerken yakalandı. Arkadaşı tıraş olmak için berbere giden Munozile, dışarıda beklemeye başladı. Bu sırada yanına gelen gençler, Munozile’in Amerikan gemisinden inip inmediğini sordu. Etrafını saran grubun, “Sizi ülkemizde istemiyoruz, Amerika insan öldürüyor, defolun gidin” demesi üzerine Munozile, kaçmaya başladı. Munozile’i yakalayan gençler başına çuval geçirdi.

Küçük düşürdüler
İddianamede, gençlerin hürriyeti tahdit ve hakaret suçunu işlediği iddia edilerek, “Mevcut delillerden, şüphelilerin olay yerinden ayrılmak isteyen müştekiyi cebir kullanmak suretiyle tuttukları, kaçmaya başladığı sırada da koşarak yakalamak suretiyle hürriyetini tahdit ettikleri, müştekinin başına çuval geçirmek suretiyle küçük düşürdükleri ve bu şekilde hakaret ettikleri anlaşılmakta” denildi. İddianamede, olayın görüntülerinin bulunduğu hafıza kartlarının gençlere iade edilmesi istendi.

2003’e karşı tepkiydi
İddianameye göre sanıklara, TCK’nın “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçunu düzenleyen 109. maddesi uyarınca 4 yıldan 14 yıla, TCK’nın şerefe karşı işlenen suçlarla ilgili 125. maddesi uyarınca 4 aydan 2 yıl 8 aya kadar ceza verilebilecek. En üst sınırdan ceza almaları halinde sanıklar 16 yıl hapis yatabilecek.
ABD’nin 173. Hava İndirme Tugayı’na bağlı askerler, Süleymaniye’de Odierno komutasındaki operasyonla Türk askerlerini gözaltına almıştı. Başlarına çuval geçirilen 11 Türk askeri 60 saat alıkonulmuştu. Bu olaydan sonra, ülkesinin makamlarınca hakkında soruşturma açılmayan Odierno, birkaç yıl sonra Irak’taki Amerikan kuvvetlerinin komutanlığına getirilmiş, daha sonra da Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atanmıştı.

Sarızeybek: PKK’nın kasasını anlattım

Çarşamba, 29 Şubat 2012

Emekli Albay Erdal Sarızeybek, Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Savcı Cihan Kansız’a “tanık” sıfatıyla ifade verdi

Güncelleme:29 Şubat 2012 05:03

Sarızeybek’ “PKK terör örgütünün finans kaynaklarıyla ilgili bildiklerimi anlattım” dedi. Sarızeybek “Ya Gazi Paşa Duyarsa” isimli kitabında anlattığı olaylarla ilgili bilgi verdiğini belirterek, “Savcı Bey kitabımda yer alan bazı konuları, özellikle de terör örgütü ile ilgili yaptığım araştırmaları sordu” dedi.
PKK’nın kasasıyla ilgili bildiklerini anlattığını söyleyen Sarızeybek, “Örgütün finans kaynağı ile ilgili olarak bildiklerimi anlattım. Öcalan davasının tutanaklarında yazıyor aslında. Tutanaklarda PKK’nın kasasının İsviçre’de Kürt ve Dayanışma Vakfı’nda olduğu anlatılıyor. Kimsenin dikkatini çekmemiş. Genelkurmay da açıklama yaptı. ‘Örgütün 500 milyon euro uyuşturucudan geliri var’ dedi. Yaklaşık 1 milyar eurosu burada aklanıyor” şeklinde konuştu.

Sarızeybek ayrıca terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan’ın 74 askerin katili olduğunu açıkladığını da kaydetti.

Öz’e sormuştu
Sarızeybek hakkında 2009 yılında bir gazetede “Ergenekon kasaları” başlığıyla BDDK’nın kendisinin de aralarında bulunduğu 143 kişinin kasası bulunup bulanmadığının bankalara sorulduğuna ilişkin haber yer almıştı. Sarızeybek, kasası olduğuna ilişkin iddiaları sert bir dille yalanlamış ve gazete hakkında dava açmıştı. Bu mahkemeye gelen bir evrakta ise Sarızeybek’in “Ergenekon şüphelisi” olduğu belirtilmişti. Bunun üzerine Sarızeybek, 19 Ekim 2010’da, “Ergenekon” soruştuması kapsamında şüpheli olup olmadığını öğrenmek için soruşturmayı yürüten dönemin özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz ile dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Turan Çolakkadı ile görüşmüştü.

28 Şubatçıları toplum affetmeyecek

Çarşamba, 29 Şubat 2012

Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat’ın 15. yıldönümüne denk gelen dünkü Ak Parti grup toplantısında yaptığı konuşmada, 28 Şubat sürecini değerlendirip, CHP’ye yüklendi. İşte Erdoğan’ın verdiği mesajlar.

Güncelleme:29 Şubat 2012 03:03

28 ŞUBAT ENKAZ BIRAKTI:
28 Şubat olayı demokrasi tarihimize kara bir leke olarak yazılmış, bir demokrasi faciası olarak, postmodern bir müdahale olarak zihinlere kazınmıştır. 28 Şubat müdahalesi, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül askeri müdahalelerinin devamı niteliğinde, aynı zihniyetin, görüşün ve ideolojinin eseridir. 28 Şubat’ta da millet iradesi, milletin kendisi hedef alındı. Seçimle gelmiş, anayasa ve yasalar çerçevesinde görev üslenmiş bir hükümet kışkırtmalar, kirli senaryolar, bazı medya ve sivil toplum örgütlerinin de içinde yer aldığı tertipler marifetiyle görevden uzaklaştırılmış, siyaset dizayn edilmek, vesayet altına alınmak istenmişti. 28 Şubat’ın arkasında çok büyük bir enkaz bıraktığını özellikle hatırlatmak isterim. En başta demokrasi ve Türkiye ekonomisi bu müdahaleden ağır bir yara almıştır.

CADI AVI VARDI:
Yüzlerce insan inançlarından, görüşlerinden, görünüşlerinden dolayı bu süreçte mağdur edilmiştir. Bürokraside cadı avı başlatılmış, hukuksuz işten atmalar, uzaklaştırmalar, sürgünler yaşanmış, fişlemeler, fişlenmeler gerçekleşmiş. Televizyon ekranlarından ve gazete sayfalarından inançlı kesimlerin hissiyatları ağrı bir saldırıya maruz kalmıştır. Hükümet ağır bir kuşatma altına alınırken, yerel yönetimler de farklı baskılar altına alınmış, belediyelerin hizmet üretmesinin, çözüm üretmesinin önüne geçilmiştir. 28 Şubat’ta sadece siyaseti değil, toplumu da dizayn etmek gibi gerçekten fecaat arz eden bir niyet sergilenmiş, ilkokullardan üniversitelere, Kur’an kurslarından camilere kadar her alanda milletin hissiyatıyla uyuşmayan düzenlemeler yapılmıştır.
Üniversite kapılarında milletin evlatları rencide edilmiştir, nice kız öğrenci inançlarından dolayı, kılık kıyafetinden dolayı eğitimden soğutulmuş, kılıf kıyafetlerinden dolayı eğitim hakkından mahrum bırakılmıştır.

ELHAMDÜLİLLAH YOLUNA GİRDİ:
Bu iş elhamdülillah şu anda yoluna girdi, rayına oturdu. 28 Şubat bu ülkede ağır bedeller ödetmiş, ağır faturalar yükleşmiş, Türkiye’nin kalkınma ivmesini yavaşlatmış, iyice düşürmüş, Türkiye’nin ilerleme hamlesine ağır bir darbe vurmuştur. Biz, 28 Şubat’ın mağduru olarak bugün gururla ayaktayız, buradayız. Sizler, 28 Şubat mağdurları olarak bugün büyük bir gururla ayaktasınız, buradasınız. TBMM, 28 Şubat’ın bir mağduru olarak bugün burada ve millet iradesini gururla, onurla temsil ediyor. 28 Şubat’ta hakkı yenen, mağdur edilen, rencide edilen nice kardeşimiz artık haklarına kavuştu, haklarına kavuşuyor, üniversite kapısından döndürülen, ikna odalarında işkenceye maruz bırakılan, eğitim hakları ellerinden alınan kız kardeşlerimize bugün geçte olsa artık itibarları iade ediliyor.

BİN YIL GEÇSE AFFETMEYECEK:
Şahsi hırsları, çıkarları için millet iradesini çiğneyenleri ne toplum, ne de tarihi affetmeyecektir. Şundan emin olun, tarih 28 Şubat’ın mimarlarını olduğu kadar taşeronlarını, taşeron sivil toplum kuruluşu yöneticilerini, taşeron medya kuruluşlarını ve yazarlarını da üzerinden bin yıl bile geçse affetmeyecek, alınlarındaki o kara lekeyi silemeyecektir.

YÜZLEŞME DEVAM EDECEK:
Bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat’ın mimarları da 15 yıl içerisinde unutulmuş, tarihten silinmiştir, millet onları da elinin tersiyle bir kenara itmiştir. 12 Eylül’den de hesap sorulmaya başlandı. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Bu millet 28 Şubat ile de yüzleşiyor ve yüzleşmeye devam edecek. 28 Şubat’ın bu ülkeye, millete, demokrasi ve ekonomiye ödettiği bedelin hesabı soruluyor ve sorulmaya devam ediyor.

VESAYETİ KABUL ETMEYİZ:
Millet iradesi, Ak Parti döneminde güç kazanmıştır. Her türlü vesayetçi sistemin üzerine kararlılıkla gidilmiş, millet iradesine kasteden çetelere karşı cesaretle mücadele verilmiştir. Vesayetçi sistem, vesayetçi siyaset anlayışının millet iradesine musallat olmasına hiçbir zaman müsaade etmeyeceğiz, izin vermeyeceğiz.
Demokrasi dışı kurumların yasama, yürütme ve yargıya hükmetmesini de demokratik erklerin sınırlarını aşmasını da aynı şekilde kabul etmeyiz. Milleti gayri mümeyyiz görüp, milletin vesayetini, velayete muhtaç görüp kendi şahsi hırs ve çıkarlarını öne çıkaranlar, bugün artık karşılarında milleti buluyor, milletin partisi Ak Parti’yi buluyorlar.

KILIÇDAROĞLU’NDAN MEMNUNUZ:
Millet dizi seyretmeyi bıraktı, sabah akşam keyifle seni seyrediyor. Böyle bir kongre olur mu? Entrika, ayak oyunu, yalan, iftira, komedi, kumpas, komplo, aksiyon. Ne ararsanız var. CHP’den çekinmek için hiçbir şeye gerek yok. Günde 10 vakit çark eden, ayak üstü 10 yalan söyleyen, iftira atan, yalan söyleyen, hakareti politika zanneden CHP, millet nezdinde tüm itibarını tüketen genel başkandan biz ziyadesiyle memnunuz. Biz Sayın Kılıçdaroğlu’ndan ziyadesiyle memnunuz, CHP’nin bu halinden fazlasıyla memnunuz.

CHP’YE YÜKLENDİ:
28 Şubat’ta, 27 Nisan’da, Ergenekon’la mücadelede hatırlamadıkları demokrasiyi bunlar kurultay kürsülerinde hatırlar. Kurultay da demiyorum, kurultaylarında demokrasi olmadığını gördük. Sadece kurultay kürsüsünde demokrasiyi telaffuz eder bunlar.Demokrasiye bu kadar aşıktınız da 28 Şubat’ta neredeydiniz? Demokrasiye bu kadar tutkundunuz da 27 Mayıs’ta neden sesiniz, soluğunuz çıkmadı.

TÜRK SOLU SABAHA KADAR İÇER:
CHP Genel Başkanı geçen hafta itiraf etti. 40 milletvekili Meclis’teki oylamaya katılmayınca, ‘bu kadar sık meyhaneye gitmeyin, gidecekseniz de bari hepiniz aynı meyhaneye gitmeyin’ dedi. Yazar merhum Oğuz Atay’ın güzel bir sözü var, çok enteresan. Medya bunu herhalde yazar. ‘Türk solu geç kalkar çünkü bir gece önce sabaha kadar içmiştir’. Bak ben söylemiyorum. Bunlar onun için geç uyanır. 28 Şubat konusunda, 27 Nisan bildirisi konusunda geç uyandılar, iş işten geçtikten sonra ayıldılar. İnşallah mahmurlukları geçtikten sonra Ergenekon konusunda da uyanacaklar. CHP’nin başında böyle bir genel başkan olduğu müddetçe evvel Allah AK Parti gücüne güç katmaya devam edecek.

Başbakan Erdoğan’ı Meclis’e girerken kalabalık bir milletvekili ve bakan grubu karşıladı. Grup salonundaki konuşması sırasında da konuk locaları dolmuştu.

 

Gece yarısı TEM’de can pazarı

Çarşamba, 29 Şubat 2012

Kocaeli’de TEM otoyolu Bekirdere rampasında kar ve buzlanma yüzünden 15 araç birbirine girdi. Kazada ilk belirlemelere göre 1 kişi öldü, 10 kişi yaralandı.

Güncelleme:28 Şubat 2012 23:24

Kocaeli bölgesinde zaman zaman şiddetlenerek aralıklı olarak devam eden kar yağışı bazı yolları buz pistine çevirdi. TEM Otoyolu’nun en tehlikeli geçiş noktalarından biri olan Bekirdere Rampası’nda karla kaplı zeminde saat 21.00 sıralarında meydana gelen ve 15 civarında aracın karışlığı zincirleme trafik kazasında ilk belirlemelere göre bir kişi öldü, 10 kişi de yaralandı.

Alınan bilgilere göre İstanbul’dan Gürcistan’ın Başkenti Tiflis’e gitmek üzere yola çıktığı belirtilen ve içinde 40 civarında Gürcistan vatandaşının bulunduğu, sürücüsünün adı öğrenilemeyen 61 S 0352 plakalı otobüs, karla kaplı zeminde kayarak önünde giden bir minibüse çarptıktan sonra bariyerlere de çarpıp durdu. Bu kazanın ardından da birçok araç kazaya karıştı.

KAZA YERİNDEN FOTOĞRAFLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

İlk belirlemelere göre yolcu otobüsünde ön koltuklarda oturan 7 kişi yaralandı. Kocaeli Devlet Hastanesi’ne sevkedilen bu yaralılardan birinin hayatını kaybettiği öğrenildi.

Bekirdere Viyadüğünde, sürücülerin iddialarına göre tuzlama yapılmadığından ambulans ve trafik ekipleri olay yerine güçlükle ulaşabildi. Otobüsün çarptığı belirtilen Halil Yiğitoğlu yönetiminde 06 EYL 53 plakalı minibüs de şarampole yuvarlandı, Bu araçta da Vahdet Aktaş, Mehmet Korkutoğlu, Turan Selim ve Erdoğan adlı bir kişi yaralandı. Bu yaralılar da hastanelere sevkedildi. Kar yağışının da devam ettiği kaza yerinde 34 TS 1009 plakalı otomobil, Selçuk Kalaycıoğlu yönetimindeki 34 GG 7640 plakalı otomobil, 81 DA 636 plakalı otomobil, İsmail Koca yönetiminde 34 EA 0503 plakalı kamyon, Cemil Alkan yönetiminde 34 ZE 6890 plakalı otomobil, 34 GG 2026 plakalı hafif ticari araç, 34 GLL 83 plakalı minibüs plakaları tesbit edilen araçlar. Kazaya karışan araçların toplam sayısının da 15 olduğu öğrenildi. Trafik ve Karayolları ekipleri kaza yerinde çalışmalarını sürdürürken, bu saattan beri de TEM’in Ankara istikameti ulaşıma kapalı bulunuyor.

Konsey’den tarihi ret!

Çarşamba, 29 Şubat 2012

Fransa’da ‘yasayla tanınan’ soykırımların inkârına ceza getiren yasa tasarısı, Anayasa Konseyi’nden döndü.

Güncelleme:29 Şubat 2012 02:29

Fransız Devrimi’nin ilkelerine gönderme yapan konsey, tasarının ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu vurguladı. “Hayal kırıklığı” yaşayan Sarkozy, yeni bir tasarı için kurmaylarına talimat verdi.

FRANSA’da 1915 Olayları’nı ‘soykırım’ olarak tanımayanları cezalandırmayı öngören yasa teklifi, Anayasa Konseyi duvarına çarptı. Hem iktidar hem de muhalefetin desteğiyle önce Ulusal Meclis’ten, ardından da Senato’dan geçen yasa tasarısı “ifade özgürlüğüne aykırı” bulundu. Konsey reddederse yeniden gündeme getireceğini açıklayan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ise bu konuda hükümete yetki verdiğini ve yasayı yeniden gündeme getireceğini açıkladı.
Ulusal Meclis ve Senato’da, tasarıya karşı çıkan 65 milletvekili ve 77 senatör, aralarında imza toplayıp teklifi Anayasa Konseyi’ne taşımıştı. 11 üyeli konseyin 8 üyesi, Jean Louis Debre başkanlığında dün toplanarak başvuruyu ele aldı ve saatler süren görüşmelerin ardından, TSİ 18.00’de tasarının reddine karar verdi. Kararını 6 madde ile gerekçelendiren konsey, tasarıyı şu nedenlerle iptal etti:
Fransız Devrimi ilkelerine aykırı
- 1789 Fransız Devrimi’nde yayınlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 11’inci maddesi. Fransa Anayasası’nın 34’üncü maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesi ile garanti altına alınan ‘ifade özgürlüğüne’ aykırı.
- Sadece yasayla tanınan soykırımların cezalandırılması, eşitlik ilkesine aykırı.
- Parlamenterler tarihi gerçekler konusunda karar alamaz, bu, güçler ayrılığı ilkesini zedeler.
- Araştırma yapma özgürlüğünün de önünde engel oluşturur.
Fransa’da 2001 yılında 1915 olayları parlamento tarafından soykırım olarak kabul edilmişti. Ancak uluslararası ceza mahkemelerinde böyle bir karar olmadığından Anayasa Konseyi, yasayı hukuki açıdan sakıncalı buldu.

Boyer ‘şokta’ imzacılar mutlu

Valerie Boyer (Tasarının sahibi vekil): “Şoktayım. Konsey, iki soykırıma farklı muamele edilmesini kabul ediyor. Yahudi soykırımı ile Ermeni soykırımını aynı kefeye koymuyor. Üzgün ama kararlıyım. Hükümet ile yeni tasarıyı konuşacağız.”

Jacques Mezard (İmzacı senatör): “Parlamento tarihimizde ilk kez iktidar ve muhalefet bir yasaya destek verdiği halde tüm gruplar ortak imza ile Anayasa Konseyi’ne gittik ve haklı çıktık. Bu girişim ne Ermenilere karşı, ne Türklere taraf bir girişimdir. Biz ilkeler için hareket edip, bu konunun parlamento yetkisi aşılarak ve anayasaya aykırı şekilde seçimler öncesi kullanılmasına karşı çıktık. Kimse geçmişi unutsun demiyoruz. Parlamento tarih yasaları yaparak, kanayan yaraları açarak zaman geçiremez.”

Natalie Goulet (İmzacı senatör): “Çok mutluyum. Türk ve Azeri dostlarımıza Fransız demokrasisine güvenmelerini söylemiştim. Bu, Sarkozy’nin yenilgisidir. Çünkü seçimler öncesi Ermeni oylarını kullanmaya kalktı. Japonlar bizden Hiroşima için de yasa yapmamızı istiyor. Bu parlamentonun işi değildir.”

 

 

TÜSİAD’dan Erdoğan’a Eğitim Cevabı

Salı, 28 Şubat 2012

TÜSİAD Yönetim Kurulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti Grup Toplantısı’nda TÜSİAD’a yönelik eleştirileri hakkında bir açıklama yaptı. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“Eğitim gibi can alıcı bir konuda TBMM’ye sevk edilmiş bir kanun teklifine, bir sivil toplum örgütü olarak görüş bildirmek demokratik anlayışın gereğidir. Bu görüş bildirimi, katılımcı demokrasi bağlamında, bir “saldırı” olarak değerlendirilmemelidir.

İş dünyası temsil örgütü olarak, eğitimin niteliğinin ve niceliğinin geliştirilmesine büyük önem veren bir kuruluşuz. Yetişkin nüfusunun ortalama eğitim düzeyi “ortaokul terk” olan bir ülkede, sadece kurumlar değil her bir ferdin en önemli meselesinin “eğitim” olması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenledir ki, geçmişte eğitimin çeşitli veçheleriyle ilgili çalışmalarımızın üstüne, 2012 çalışma programımızda eğitimin niteliği konusunu birinci gündem maddesi olarak kamuoyuna duyurduk.

Bu çerçevede, TBMM’ye sunulan kademeli eğitim sistemiyle ilgili kanun teklifi hakkındaki görüşlerimizi de kamuoyuna açıkladık ve ilgili TBMM komisyonuna ilettik. Sayın Başbakanın açıklamalarından, görüşümüzün bir kez daha açıklanması ihtiyacı doğmuştur. Şöyle ki;

Günümüzde ve gelecekte beklenen hızlı teknolojik değişimler, toplumdaki herkesin bu değişime ayak uydurmak için öncelikle “temel eğitimlerinin ve becerilerinin” güçlü olmasını gerektiriyor.

TÜSİAD olarak, yaratıcılık, yenilikçilik, eleştirel düşünme, araştırma, analitik vb. becerilerin temel eğitim sırasında tüm çocuklarımıza güçlü şekilde kazandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle kanun teklifiyle mesleki yöneltme ve yönlendirmenin çok erken yaşlara çekilmesinin temel eğitimin yetersiz kalmasına ve bilinçsiz meslek seçimlerine yol açacağına işaret ettik.

Temel eğitimi sağlam olmayan gençlerimizin, günümüzün ve geleceğin işgücü piyasasında giderek çeşitlenen ve detaylanan mesleklere uyum sağlaması da mümkün olmayacaktır. Nitekim eğitim konusunda ihtisas sahibi birçok sivil toplum kuruluşunun raporları, birçok gelişmiş ülkede çocukların 16 yaşına gelene kadar temel eğitimin dışında bir öğretim programı ile karşılaşmadığını ve mesleki programlara yönlendirilmediğini, bu anlamda kesintisiz eğitim hizmeti sunulduğunu göstermektedir. Öğrencilerin farklı yetenekleri aynı program içinde, seçmeli dersler ve ders dışı etkinliklerle geliştirilmektedir. Bu bağlamda 8 yıllık kesintisiz temel eğitimin önemi açıktır.

Kanun teklifi ile ilgili açıklamamızda din eğitimi konusuna değinmemiş, mesleki eğitime bütünsel bakışla konuyu değerlendirmiştik. Sayın Başbakan gündeme getirdiği için belirtmek isteriz ki, eğitim sisteminde hangi modelin uygulanacağı sadece din eğitimi bağlamında tartışıldığı takdirde sağlıklı bir sonuca ulaşamayız.

TÜSİAD olarak diğer konularda yaptığımız eleştirilerin de kanun teklifinin olgunlaşmasına yardımcı olduğuna ve olacağına inanıyoruz. Bu kapsamda, okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınmasını, zorunlu eğitimin süresinin hangi tarih itibariyle uzatılacağının belirsiz bırakılmayıp, bir takvim çerçevesinde belirlenmesini talep ediyoruz.

İlköğretimde okullaşma oranları artmasına rağmen, kızların eğitimi ülkemiz için hala önemini koruyan bir meseledir. TÜSİAD olarak bu konuda gösterilen çabaları desteklediğimiz gibi, eğitim alanındaki her tartışmada, kızların eğitime erişimi, devamı ve tamamlaması konusundaki hassasiyetimizi güçlü şekilde ifade etmeye de devam edeceğiz. Nitekim kanun teklifinde muğlâk bir düzenleme olan açık öğretimin, ikinci kademeden üçüncü kademeye kaydırılacağı yönündeki açıklamalar, aslında TÜSİAD’ın ve diğer eğitim STK’larının eleştirilerinin, konunun daha detaylı düşünülmesine katkı sağladığını teyit etmiştir.

İnsan kaynaklarının niteliğinin ekonomik, sosyal ve demokratik gelişmemiz için önemi ortadayken, bir iş dünyası temsil örgütü ve sivil toplum örgütü olarak bu konularda çalışmaya ve görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz

Sarkozy Uslanmadı İşte Yeni Hamle

Salı, 28 Şubat 2012

Fransa Anayasa Konseyi’nin 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasını öngören yasa tasarısını oy çokluğuyla iptal etmesinin ardından, Sarkozy’den yeni bir hamle geldi. Sarkozy, yeni bir “Soykırım” inkar yasa tasarısı talimatı verdi.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Cumhurbaşkanı “soykırım”ın inkar edilmesini kabul edilmez buluyor ve cezalandırılmasını düşünüyor” denildi.

Açıklamada, Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin yeni bir yasa tasarısının hazırlanması için hükümete talimat verdiği de belirtildi.

YENİ TASARININ YETİŞMESİ ZOR

Ancak Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin yeni yasa tasarısını seçimler öncesine yetiştirmesi zor görünüyor. Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle yasama yılı mart ayında sona eriyor. Nisan ve mayıs ayında iki turlu cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen ardından da haziran ayında parlamento seçimleri var. Fransız parlamentosunun bir daha önümüzdeki eylül ayında yeni yasama döneminde toplanması bekleniyor.

VALERİE BOYER: ELİMDEN GELENİ YAPACAĞIM

Fransa’da Ermeni soykırımı iddiaların reddini suç sayan tasarının sahibi UMP Marsilya Milletvekili Valerie Boyer, bu konuda elinden geleni yapmaya devam edeceğini söyledi.

Anayasa Konseyi’nin, yasayı, ifade özgürlüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etmesini değerlendiren Boyer, “Çok üzgünüm, Fransa bir gün umarım tüm soykırımları demokratik olarak tanır. Bu konuda elimden geleni yapmaya devam edeceğim.” ifadelerini kullandı.