Eylül 2010 için Arşiv

ÖSYM Başkanı istifa etti

Salı, 28 Eylül 2010

KPSSde kopya çekildiğinin ortaya çıkmasının ardından ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan görevinden istifa etti.

ALKIŞLARLA UĞURLANDI
KPSS SKANDALI ÖNCEDEN İHBAR EDİLMİŞ
ÖSYMDE 9 KİŞİ GÖREVDEN ALINDI
YARIMAĞAN BÖYLE UĞURLANDI / Foto Galeri
KPSSde 350 kişinin tam puan alması üzerine kopya iddiaları gündeme gelmişti. Eğitim Bilimleri Testi iptal edilirken, öğretmen atamaları da ertelendi. Kopya iddiaları sonrasında eleştirilen Yarımağan’ın görev süresi Aralık ayında sona erecekti ancak Yarımağanın KPSS’de kopya skandalının ortaya çıkmasından sonra soruşturmanın ardından istifa edeceğini açıklamasına rağmen bugün istifa kararı vermesi “sürpriz” olarak yorumlandı.
Emekli olacağım

ÖSYM Başkanlığından istifa eden Prof. Dr. Ünal Yarımağan, istifasıyla ilgili olarak Koşullar böyle gerektirdi. Başkanlıktan ayrılmam gerekti. Emekli olacağım. Birkaç gün izin alacağım, peşinden emekli olacağım. Torunum var, torunumla ilgileneceğim. Bahçeyle ilgileneceğim şeklinde konuştu.
İstifanın perde arkası

Yarımağan, dün akşam saatlerinde YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan ile görüştükten sonra istifasını netleştirdi.
Yarımağan, bugün istifa dilekçesini hazırlayarak, YÖKe sunduktan sonra ÖSYM çalışanlarıyla bir toplantı yaparak, istifa kararını açıkladı.
Üzüntülü geçen toplantıda bazı çalışanların gözyaşlarını tutamadığı öğrenildi.
Öte yandan, ÖSYMde bazı görevden almalar olabileceği öğrenildi.
Prosedüre göre, ÖSYM Başkanlığına YÖK Başkanı atama yapıyor.
6 yıldır görevini sürdürüyordu
ÖSYM Başkanlığından istifa eden Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 6 yıldır bu görevi sürdürüyordu.
Alınan bilgiye göre, Prof. Dr. Yarımağan, kurulduğu 1974 yılından bu yana ÖSYMde çeşitli görevlerde bulundu ve Ekim 2004 yılında başkanlığa getirildi.
1942 de Kiliste doğan Ünal Yarımağan, 1962 yılında Galatasaray Lisesini bitirdikten sonra yüksek öğrenimini Fransada sürdürdü ve elektronik yüksek mühendisi diplomasını aldı.
1970-77 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Bilgi İşlem Merkezinde proje koordinatörü olarak görev yapan Yarımağan, 1983 yılında bilişim sistemleri dalında doçentlik unvanı aldı ve 1989 yılında bilgisayar bilimleri anabilim dalında profesörlüğe yükseldi.
Ünal Yarımağan, 1977 yılından itibaren çalıştığı Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde 1991-2003de bölüm başkanlığını yürüttü.
Yarımağan, üniversitesi adına birçok kamu kuruluşunda bilişim projesine katıldı.
Atama vekaleten yapılacak
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağanın istifasını kendilerine sunduğunu belirterek, “ÖSYMye en kısa sürede vekaleten bir atama yapacağız. Atama yapacağımız kişi ÖSYM dışından olacak ve görevini bu yıl sonuna kadar sürdürecek. Bu arada, ertelediğimiz 12 sınav ile iptal ettiğimiz KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı yapılacak” dedi. Özcan, ÖSYMde, mevcut soruşturmalar sonuçlanıncaya, soruşturmanın selameti açısından görevden almalar olacağını bildirdi.
Prof. Özcan, son gelişmeler nedeniyle Yarımağanın yaşadığı sıkıntılardan dolayı istifa etmiş olabileceğini belirtti.
Özcan, “ÖSYM Başkanı ile dün yaptığımız görüşmede bu konu gündeme geldi mi?” sorusuna, “Hayır, dün akşam bu konu gündeme gelmedi. Dün akşam sınavları nasıl yapacağımızı konuştuk. Onun için geldi buraya. ÖSYMdeki çalışanların morali düşük dedi. Sonra biz de düşünmeye başladık, böyle morali düşük bir örgütle nasıl 12 tane sınav yaparız diye. Onları konuştuk hocayla. Ne yapalım, ne edelim diye konuştuk. 37 yıllık tecrübesi var” diye yanıt verdi.
Özcan, ÖSYMyi yeniden yapılandıracaklarını, bu kapsamda daha önce Milli Eğitim Bakanlığına sundukları kanun taslağını geri çekerek, üzerinde çalışacaklarını ve yeni bir yapıya kavuşturacaklarını söyledi. Özcan, kanun taslağının Meclis açıldıktan sonra en kısa sürede gündeme getirileceğini kaydetti.
Yusuf Ziya Özcan, KPSS Eğitim Bilimleri sınavına başvuru alınmayacağını, eski başvuruların geçerli olacağını bildirdi.
 
 

ÖSYM Başkanı istifa etti

Salı, 28 Eylül 2010

KPSSde kopya çekildiğinin ortaya çıkmasının ardından ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan görevinden istifa etti.

ALKIŞLARLA UĞURLANDI
KPSS SKANDALI ÖNCEDEN İHBAR EDİLMİŞ
ÖSYMDE 9 KİŞİ GÖREVDEN ALINDI
YARIMAĞAN BÖYLE UĞURLANDI / Foto Galeri
KPSSde 350 kişinin tam puan alması üzerine kopya iddiaları gündeme gelmişti. Eğitim Bilimleri Testi iptal edilirken, öğretmen atamaları da ertelendi. Kopya iddiaları sonrasında eleştirilen Yarımağan’ın görev süresi Aralık ayında sona erecekti ancak Yarımağanın KPSS’de kopya skandalının ortaya çıkmasından sonra soruşturmanın ardından istifa edeceğini açıklamasına rağmen bugün istifa kararı vermesi “sürpriz” olarak yorumlandı.
Emekli olacağım

ÖSYM Başkanlığından istifa eden Prof. Dr. Ünal Yarımağan, istifasıyla ilgili olarak Koşullar böyle gerektirdi. Başkanlıktan ayrılmam gerekti. Emekli olacağım. Birkaç gün izin alacağım, peşinden emekli olacağım. Torunum var, torunumla ilgileneceğim. Bahçeyle ilgileneceğim şeklinde konuştu.
İstifanın perde arkası

Yarımağan, dün akşam saatlerinde YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan ile görüştükten sonra istifasını netleştirdi.
Yarımağan, bugün istifa dilekçesini hazırlayarak, YÖKe sunduktan sonra ÖSYM çalışanlarıyla bir toplantı yaparak, istifa kararını açıkladı.
Üzüntülü geçen toplantıda bazı çalışanların gözyaşlarını tutamadığı öğrenildi.
Öte yandan, ÖSYMde bazı görevden almalar olabileceği öğrenildi.
Prosedüre göre, ÖSYM Başkanlığına YÖK Başkanı atama yapıyor.
6 yıldır görevini sürdürüyordu
ÖSYM Başkanlığından istifa eden Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 6 yıldır bu görevi sürdürüyordu.
Alınan bilgiye göre, Prof. Dr. Yarımağan, kurulduğu 1974 yılından bu yana ÖSYMde çeşitli görevlerde bulundu ve Ekim 2004 yılında başkanlığa getirildi.
1942 de Kiliste doğan Ünal Yarımağan, 1962 yılında Galatasaray Lisesini bitirdikten sonra yüksek öğrenimini Fransada sürdürdü ve elektronik yüksek mühendisi diplomasını aldı.
1970-77 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Bilgi İşlem Merkezinde proje koordinatörü olarak görev yapan Yarımağan, 1983 yılında bilişim sistemleri dalında doçentlik unvanı aldı ve 1989 yılında bilgisayar bilimleri anabilim dalında profesörlüğe yükseldi.
Ünal Yarımağan, 1977 yılından itibaren çalıştığı Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde 1991-2003de bölüm başkanlığını yürüttü.
Yarımağan, üniversitesi adına birçok kamu kuruluşunda bilişim projesine katıldı.
Atama vekaleten yapılacak
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağanın istifasını kendilerine sunduğunu belirterek, “ÖSYMye en kısa sürede vekaleten bir atama yapacağız. Atama yapacağımız kişi ÖSYM dışından olacak ve görevini bu yıl sonuna kadar sürdürecek. Bu arada, ertelediğimiz 12 sınav ile iptal ettiğimiz KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı yapılacak” dedi. Özcan, ÖSYMde, mevcut soruşturmalar sonuçlanıncaya, soruşturmanın selameti açısından görevden almalar olacağını bildirdi.
Prof. Özcan, son gelişmeler nedeniyle Yarımağanın yaşadığı sıkıntılardan dolayı istifa etmiş olabileceğini belirtti.
Özcan, “ÖSYM Başkanı ile dün yaptığımız görüşmede bu konu gündeme geldi mi?” sorusuna, “Hayır, dün akşam bu konu gündeme gelmedi. Dün akşam sınavları nasıl yapacağımızı konuştuk. Onun için geldi buraya. ÖSYMdeki çalışanların morali düşük dedi. Sonra biz de düşünmeye başladık, böyle morali düşük bir örgütle nasıl 12 tane sınav yaparız diye. Onları konuştuk hocayla. Ne yapalım, ne edelim diye konuştuk. 37 yıllık tecrübesi var” diye yanıt verdi.
Özcan, ÖSYMyi yeniden yapılandıracaklarını, bu kapsamda daha önce Milli Eğitim Bakanlığına sundukları kanun taslağını geri çekerek, üzerinde çalışacaklarını ve yeni bir yapıya kavuşturacaklarını söyledi. Özcan, kanun taslağının Meclis açıldıktan sonra en kısa sürede gündeme getirileceğini kaydetti.
Yusuf Ziya Özcan, KPSS Eğitim Bilimleri sınavına başvuru alınmayacağını, eski başvuruların geçerli olacağını bildirdi.
 
 

İki milyon izleyiciye rezil oldu

Salı, 28 Eylül 2010

İngilterede yaklaşık 2 milyon izleyiciye ulaşan bir haber programını sunan spiker Naomi Lloyd, kıyıya vuran bir inek cesedini kutup ayısı olarak anons edince ülkede alay konusu oldu.

İngiliz ITV kanalının sabah bültenini takip eden izleyiciler, Lloydun verdiği haberle şaşkına döndüler.
“Bir kutup ayısının cesedinin İngilterenin güneybatısındaki Cornwall kıyılarına vurduğunu” söyleyen haber spikeri, heyecanla ayrıntıları duyurmaya devam etti. İzleyicilere sunulan fotoğrafın bölgeden geçen biri tarafından çekildiğini belirten Lloyd, Kuzey Kutbundan gelen hayvanın cesedinin İngiltereye nasıl ulaştığının araştırıldığını ifade etti.
Ancak İngiliz spikeri utancından yerin dibine sokacak gerçek çok geçmeden ortaya çıktı.
Kıyıya vuruş şekli kutup ayısını andıran hayvanın aslında düştüğü nehirden denize sürüklenen ve deniz suyuyla rengi beyazlaşan bir inek olduğu anlaşıldı. Yapılan büyük gafın ardından ITV yönetimi, haberi gün içi bültenlerinden kaldırarak, izleyicilerden özür diledi. ITVden konuya ilişkin yapılan açıklamada, bu haberin kendileri için “biraz utandırıcı” olduğu bildirildi.

İki milyon izleyiciye rezil oldu

Salı, 28 Eylül 2010

İngilterede yaklaşık 2 milyon izleyiciye ulaşan bir haber programını sunan spiker Naomi Lloyd, kıyıya vuran bir inek cesedini kutup ayısı olarak anons edince ülkede alay konusu oldu.

İngiliz ITV kanalının sabah bültenini takip eden izleyiciler, Lloydun verdiği haberle şaşkına döndüler.
“Bir kutup ayısının cesedinin İngilterenin güneybatısındaki Cornwall kıyılarına vurduğunu” söyleyen haber spikeri, heyecanla ayrıntıları duyurmaya devam etti. İzleyicilere sunulan fotoğrafın bölgeden geçen biri tarafından çekildiğini belirten Lloyd, Kuzey Kutbundan gelen hayvanın cesedinin İngiltereye nasıl ulaştığının araştırıldığını ifade etti.
Ancak İngiliz spikeri utancından yerin dibine sokacak gerçek çok geçmeden ortaya çıktı.
Kıyıya vuruş şekli kutup ayısını andıran hayvanın aslında düştüğü nehirden denize sürüklenen ve deniz suyuyla rengi beyazlaşan bir inek olduğu anlaşıldı. Yapılan büyük gafın ardından ITV yönetimi, haberi gün içi bültenlerinden kaldırarak, izleyicilerden özür diledi. ITVden konuya ilişkin yapılan açıklamada, bu haberin kendileri için “biraz utandırıcı” olduğu bildirildi.

Kına gecesi

Salı, 28 Eylül 2010

Fenerbahçe kalecisi Volkan Demirel’le bu akşam evlenecek olan Belçika Güzeli Zeynep Kübra Sever’in kına gecesi renkli görüntülere sahne oldu.

KINA GECESİNDEN FOTOĞRAFLAR
HER YERDE BİRLİKTELER (FOTO-GALERİ)
FOTOĞRAFLARLA ZEYNEP SEVER
Düğün bu akşam     Fenerbahçe’nin ve Milli Takım’ın başarılı kalecisi Volkan Demirel, 2009 Belçika Güzeli Zeynep Kübra Sever ile geçtiğimiz aralık ayında Belçika’da nişanlanmıştı. Uzun süredir düğün hazırlıkları yapan çift, bu akşam Çırağan Sarayı’nda düzenlenecek düğün töreniyle nikâh masasına oturacak.
Aile arasında         Zeynep Kübra Sever’in kına gecesi ise geçtiğimiz gün Volkan Demirel’in Acarkent’teki villasında yapıldı. Aile arasında gerçekleşen geceye yalnızca çiftin yakın dostları katıldı. Spor camiasından kimsenin davet edilmediği gecede ağıtlar yakıldı, türküler söylendi. Mini bir elbise giyip duvak takan Sever, gece boyunca dans etti.  

Kına gecesi

Salı, 28 Eylül 2010

Fenerbahçe kalecisi Volkan Demirel’le bu akşam evlenecek olan Belçika Güzeli Zeynep Kübra Sever’in kına gecesi renkli görüntülere sahne oldu.

KINA GECESİNDEN FOTOĞRAFLAR
HER YERDE BİRLİKTELER (FOTO-GALERİ)
FOTOĞRAFLARLA ZEYNEP SEVER
Düğün bu akşam     Fenerbahçe’nin ve Milli Takım’ın başarılı kalecisi Volkan Demirel, 2009 Belçika Güzeli Zeynep Kübra Sever ile geçtiğimiz aralık ayında Belçika’da nişanlanmıştı. Uzun süredir düğün hazırlıkları yapan çift, bu akşam Çırağan Sarayı’nda düzenlenecek düğün töreniyle nikâh masasına oturacak.
Aile arasında         Zeynep Kübra Sever’in kına gecesi ise geçtiğimiz gün Volkan Demirel’in Acarkent’teki villasında yapıldı. Aile arasında gerçekleşen geceye yalnızca çiftin yakın dostları katıldı. Spor camiasından kimsenin davet edilmediği gecede ağıtlar yakıldı, türküler söylendi. Mini bir elbise giyip duvak takan Sever, gece boyunca dans etti.  

Bunamanın maliyeti artıyor

Salı, 28 Eylül 2010

Bunamanın dünya çapındaki maliyetinin 2010da 604 milyar dolara ulaşacağı bildirildi.

Uluslararası Alzheimer Hastalığı (ADI) kurumunun raporuna göre, bu miktar dünya gayrısafi milli hasılasının yüzde 1ine tekabül ediyor.Raporda, bu maliyetin 2050 itibarıyla bunayanların sayısının üç katına çıkmasıyla daha da artacağı kaydedildi.Raporda, sorunun boyutunu göstermek için verilen örnekte, 35.6 milyon Alzheimer hastası ve diğer bunama hastalarının bakım maliyeti bir ülke ekonomisi olarak tasavvur edilseydi, bunun dünyanın en büyük 18. ekonomisine eşit olacağı belirtildi.Bunamayı, “21. yüzyılın yegane önemli sağlık ve toplumsal krizi” olarak nitelendiren ADInın başkanı Daisy Acosta, dünya çapında hükümetlerin bu hastalığın yol açacağı toplumsal ve ekonomik yıkıma hazır olmadığını söyledi.Şikagodaki Alzheimer Birliğinin başkanı Harry Johns da bunamanın en yaygın biçimlerinden biri olan Alzheimerın sadece bir hafıza kaybı olmadığını, bunun, risk faktörü yaşlanma olan, ilerleyen ve dejeneratif bir hastalık olduğunu belirterek, “Böyle devam ederse Alzheimerda önemli artış göreceğiz” dedi.ADInın tahminlerine göre, nüfus yaşlandıkça bunama vakaları her 20 yılda iki katına çıkacak ve 2030da 66 milyona, 2050de de 115 milyona ulaşacak.İsveçteki Karolinska Enstitüsü ve Kings College Londondan bilim adamlarının hazırladığı raporda, bunamayla ilgili bir politikaya sahip Fransa, İngiltere ve Avustralyanın çalışmaları övülürken, tüm hükümetlere hastalıkla mücadele için uzun dönemli projeler geliştirmeleri tavsiyesinde bulunuldu.

Bunamanın maliyeti artıyor

Salı, 28 Eylül 2010

Bunamanın dünya çapındaki maliyetinin 2010da 604 milyar dolara ulaşacağı bildirildi.

Uluslararası Alzheimer Hastalığı (ADI) kurumunun raporuna göre, bu miktar dünya gayrısafi milli hasılasının yüzde 1ine tekabül ediyor.Raporda, bu maliyetin 2050 itibarıyla bunayanların sayısının üç katına çıkmasıyla daha da artacağı kaydedildi.Raporda, sorunun boyutunu göstermek için verilen örnekte, 35.6 milyon Alzheimer hastası ve diğer bunama hastalarının bakım maliyeti bir ülke ekonomisi olarak tasavvur edilseydi, bunun dünyanın en büyük 18. ekonomisine eşit olacağı belirtildi.Bunamayı, “21. yüzyılın yegane önemli sağlık ve toplumsal krizi” olarak nitelendiren ADInın başkanı Daisy Acosta, dünya çapında hükümetlerin bu hastalığın yol açacağı toplumsal ve ekonomik yıkıma hazır olmadığını söyledi.Şikagodaki Alzheimer Birliğinin başkanı Harry Johns da bunamanın en yaygın biçimlerinden biri olan Alzheimerın sadece bir hafıza kaybı olmadığını, bunun, risk faktörü yaşlanma olan, ilerleyen ve dejeneratif bir hastalık olduğunu belirterek, “Böyle devam ederse Alzheimerda önemli artış göreceğiz” dedi.ADInın tahminlerine göre, nüfus yaşlandıkça bunama vakaları her 20 yılda iki katına çıkacak ve 2030da 66 milyona, 2050de de 115 milyona ulaşacak.İsveçteki Karolinska Enstitüsü ve Kings College Londondan bilim adamlarının hazırladığı raporda, bunamayla ilgili bir politikaya sahip Fransa, İngiltere ve Avustralyanın çalışmaları övülürken, tüm hükümetlere hastalıkla mücadele için uzun dönemli projeler geliştirmeleri tavsiyesinde bulunuldu.

Okuldan gelir gelmez ders demeyin

Salı, 28 Eylül 2010

Çocuğun belirli bir çalışma yeri olduğu gibi belirli bir çalışma saati de olması gerektiği, ancak çocukların okuldan gelir gelmez derse oturtulmaya zorlanmasının yanlış olduğu bildirildi.

Aile ve çocuk eğitimiyle ilgili çeşitli araştırmaları bulunan Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın, okullar açıldığı zaman velileri tatlı bir telaşenin sardığını belirtti.Okul başarısı için ebeveynlere öncelikle çocukları için sağlıklı bir ortam ve çevre sağlamasını, en önemlisi de iyi örnek olmasını öneren Prof. Dr. Aydın, çocuğun evde ders çalışmasının kontrol edilmesi ve çocuklara nasıl ders çalışılacağının öğretilmesi gerektiğini söyledi.Çocuğa sınıfta nasıl not alınacağının, bir kitabı okumakla çalışmak arasındaki farkın, çeşitli testlerin nasıl uygulanacağının öğretilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Aydın, şöyle konuştu:“Ancak, hadi git, dersine çalış demekle çocuklara ders çalıştıramazsınız. Kendimiz televizyon seyrederken, çocuğa git öbür odada ders çalış dememizin hiçbir faydası yoktur. Gerekirse televizyonu kapatmalı veya ölçülü bir şekilde birlikte seyretmeliyiz. Ona güvendiğimizi belli ederek onu tatlı bir şekilde uyarabilir, bazen birlikte oturarak çalışmasını sağlayabiliriz. Şayet çocuk istiyorsa ve faydalı oluyorsa, arkadaşlarıyla birlikte ders çalışmasına imkan tanınmalıdır. Çocukların ödevlerine yardımcı olunmalı ancak onların yerine ödevleri yapılmamalıdır. Anne babanın çocuklarının ev ödevlerine katılması, ona ders çalışmayı öğretmesi, okumanın zevkli bir iş olduğu duygusunu verecek ve çocuğun okula bağlanmasını sağlayacaktır.”Çocuğun ders çalışma yeri ve zamanı Çocuğun belirli bir çalışma yeri olduğu gibi belirli bir çalışma saati de olması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Aydın, “Bu konuda her çocuğa uygun gelebilecek ideal bir zaman yoktur. Ama kesinlikle olmayacak bir zaman vardır, o da çocuk okuldan gelir gelmez derse oturtmaktır.Bazı aileler, önce derslerini bitir, sonra oynarsın diyerek çocuğu okuldan gelince dersin başına oturtmaya çalışırlar. Oysa çocuk zaten bütün gün okulda ders yapmış ve yorulmuştur. Okuldan gelince sınıfta baskı altında tuttuğu enerjiyi boşaltması, koşması, dilediği gibi oynaması gerekir” diye konuştu.
İdeal çalışma yeri, çocuğun odasındaki çalışma masası Evde çocuğun belirli bir çalışma yeri olmasının sağlanması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Aydın, şunları söyledi:“İdeal çalışma yeri çocuğun odasına koyulacak bir çalışma masasıdır. Ayrı bir oda ve masa imkanımız yoksa hiç olmazsa bir oda çalışma odası olarak ayarlanabilir. Böylelikle çocuk, oturma odasındaki radyo, televizyon gibi çekici araçlardan, ailenin konuşmalarından uzak kalacaktır. Çocuğun ders çalışmayı abartarak, tüm çevreyle ilişkisini kesip sadece ders çalışması engellenmelidir. Mümkün olduğunca aile içinde ve dışında sportif ve sosyal faaliyetlere katılması sağlanmalıdır.”Çocukların anlattıklarının dikkatle dinlenilmesini, dinlerken göz kontağı kurulmasını isteyen Prof. Dr. Aydın, “Çocukların huysuzluklarına karşı sabırlı, soğukkanlı ve anlayışlı olunmalıdır. Onların çocuk oldukları hiç unutulmamalı, oyunlarına asla engel olunmamalıdır” dedi.

Okuldan gelir gelmez ders demeyin

Salı, 28 Eylül 2010

Çocuğun belirli bir çalışma yeri olduğu gibi belirli bir çalışma saati de olması gerektiği, ancak çocukların okuldan gelir gelmez derse oturtulmaya zorlanmasının yanlış olduğu bildirildi.

Aile ve çocuk eğitimiyle ilgili çeşitli araştırmaları bulunan Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın, okullar açıldığı zaman velileri tatlı bir telaşenin sardığını belirtti.Okul başarısı için ebeveynlere öncelikle çocukları için sağlıklı bir ortam ve çevre sağlamasını, en önemlisi de iyi örnek olmasını öneren Prof. Dr. Aydın, çocuğun evde ders çalışmasının kontrol edilmesi ve çocuklara nasıl ders çalışılacağının öğretilmesi gerektiğini söyledi.Çocuğa sınıfta nasıl not alınacağının, bir kitabı okumakla çalışmak arasındaki farkın, çeşitli testlerin nasıl uygulanacağının öğretilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Aydın, şöyle konuştu:“Ancak, hadi git, dersine çalış demekle çocuklara ders çalıştıramazsınız. Kendimiz televizyon seyrederken, çocuğa git öbür odada ders çalış dememizin hiçbir faydası yoktur. Gerekirse televizyonu kapatmalı veya ölçülü bir şekilde birlikte seyretmeliyiz. Ona güvendiğimizi belli ederek onu tatlı bir şekilde uyarabilir, bazen birlikte oturarak çalışmasını sağlayabiliriz. Şayet çocuk istiyorsa ve faydalı oluyorsa, arkadaşlarıyla birlikte ders çalışmasına imkan tanınmalıdır. Çocukların ödevlerine yardımcı olunmalı ancak onların yerine ödevleri yapılmamalıdır. Anne babanın çocuklarının ev ödevlerine katılması, ona ders çalışmayı öğretmesi, okumanın zevkli bir iş olduğu duygusunu verecek ve çocuğun okula bağlanmasını sağlayacaktır.”Çocuğun ders çalışma yeri ve zamanı Çocuğun belirli bir çalışma yeri olduğu gibi belirli bir çalışma saati de olması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Aydın, “Bu konuda her çocuğa uygun gelebilecek ideal bir zaman yoktur. Ama kesinlikle olmayacak bir zaman vardır, o da çocuk okuldan gelir gelmez derse oturtmaktır.Bazı aileler, önce derslerini bitir, sonra oynarsın diyerek çocuğu okuldan gelince dersin başına oturtmaya çalışırlar. Oysa çocuk zaten bütün gün okulda ders yapmış ve yorulmuştur. Okuldan gelince sınıfta baskı altında tuttuğu enerjiyi boşaltması, koşması, dilediği gibi oynaması gerekir” diye konuştu.
İdeal çalışma yeri, çocuğun odasındaki çalışma masası Evde çocuğun belirli bir çalışma yeri olmasının sağlanması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Aydın, şunları söyledi:“İdeal çalışma yeri çocuğun odasına koyulacak bir çalışma masasıdır. Ayrı bir oda ve masa imkanımız yoksa hiç olmazsa bir oda çalışma odası olarak ayarlanabilir. Böylelikle çocuk, oturma odasındaki radyo, televizyon gibi çekici araçlardan, ailenin konuşmalarından uzak kalacaktır. Çocuğun ders çalışmayı abartarak, tüm çevreyle ilişkisini kesip sadece ders çalışması engellenmelidir. Mümkün olduğunca aile içinde ve dışında sportif ve sosyal faaliyetlere katılması sağlanmalıdır.”Çocukların anlattıklarının dikkatle dinlenilmesini, dinlerken göz kontağı kurulmasını isteyen Prof. Dr. Aydın, “Çocukların huysuzluklarına karşı sabırlı, soğukkanlı ve anlayışlı olunmalıdır. Onların çocuk oldukları hiç unutulmamalı, oyunlarına asla engel olunmamalıdır” dedi.